Teknolojinin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması Dünyada yönetişim modelleri konusunda yeni anlayış ve konseptleri ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de yapay devletler kavramıdır. Bu yapıların izlerini son yıllarda daha derin bir şekilde hissetmekteyiz.
Yapay devletler ve yeni yönetişim modelleri, klasik ulus-devlet yapısının, dijitalleşme ve merkeziyetsizlik dalgasıyla dönüşümünü ifade etmektedir. Bu kavramlar, özellikle genç kuşaklar ve teknolojiye yatkın toplumlar arasında daha fazla ilgi görmektedir. Bu başlık altında öne çıkan ana noktaları ele alırsak:
111’inci Yıldönümünde Çanakkale Zaferi Gazi ve Şehitlerine İthaf Olunur
Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil; Türk milletinin vatan savunmasında gösterdiği iman, fedakârlık ve direniş iradesinin dünya tarihine kazınmış en büyük destanlarından biridir.
Türkiye büyüyor, üretiyor ve ihracat yapıyor. Ancak asıl soru artık şudur: Bu büyüme neden kalıcı bir refah sıçramasına dönüşemiyor? Orta gelir tuzağından çıkış; üretim miktarını artırmakla değil, üretimin niteliğini dönüştürmekle mümkündür.
Hayat, planladığımız gibi ilerlemez. Tasarladığımız ile yaşadığımız arasındaki fark; bazen planlama hatasından, bazen de sürecin öngörülemezliğinden kaynaklanır.
Hayatın içinde karşılaştığımız olayları çoğu zaman yalnızca gördüğümüz kadarıyla değerlendiriyoruz. Kaleme aldığım bu yazıda, görünmeyeni fark etmeden verilen kararların bizi nasıl yanıltabileceğini ve insanı anlamanın aslında neyi gerektirdiğini anlatıyorum.
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür. Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır. Kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.
Günümüz Ortadoğu konjonktüründe yaşanan çatışmalar, yalnızca modern ulus-devlet çıkarlarıyla veya güvenlik ikilemleriyle açıklanamayacak kadar derin teolojik kökenlere sahiptir. Özellikle 2023 yılından bu yana İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye ve İran aksında yürüttüğü askeri operasyonlar, dikkatleri yeniden kadim bir kavrama çevirmiştir: Arz-ı Mev’ud. Bu kavram, modern diplomasi dilinin rasyonel maskesinin altında yatan ve İsrail’in dış politikasını şekillendiren temel bir doktrin olarak karşımıza çıkmaktadır.
Değerli okuyucularımız, bugün değişik bir konuya değineceğim…
Toplumlar çoğu zaman insanları oldukları gibi değil, ait oldukları kalıplar üzerinden tanımaya ve tanımlamaya meyillidir. Bir meslek, bir kıyafet, bir yaşam tarzı… Bunların her biri, bireyin karakterinden bağımsız olarak üzerine yapıştırılan etiketlere dönüşür. Oysa insan dediğimiz varlık, hiçbir sıfata sığmayacak kadar derin, hiçbir kalıpla sınırlandırılamayacak kadar karmaşıktır.
Hediye Vermenin Mütemmim Cüzü Zarafettir!
Hediye, ilişkileri derinleştiren etkili bir ifade aracıdır. Protokolde hediye vermek, bir ürün sunmak değil, saygı ve itibar göstergesidir.
Doğru şekilde sunulan bir hediye, ilişkileri güçlendirip aradaki bağı kuvvetlendirirken kişisel itibarı ve imajı da destekler.
Hediye verirken protokol ve resmi nezaket kuralları çerçevesinde dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır; bu kurallardan bir tanesi de zarafet ve anlamdır.
Bu analiz, günümüz toplumlarında müziğin yabancılaşma ile olan bağını ve hegemonik ideolojinin tutarsızlıklarından sızarak nasıl bir özgürleşme aracı olabileceğini geleneksel müzikler üzerinden ele almaktadır.
Son yıllarda gastronomi dünyasında en çok kullanılan terimlerden biri “sürdürülebilirlik.”
Menülerde var, konferanslarda var, sosyal medyada var. Hatta artık neredeyse her mutfak kendini bu kavramla tanımlıyor.
Boşanma süreci çoğu zaman çocuk için bir kırılma noktası olarak görülse de, uzmanlara göre asıl belirleyici olan ayrılık değil; bu sürecin nasıl yönetildiğidir.
“Boşanırsak çocuğumuz zarar görür.”
Değerli Gazete Ankara Okurları,
Geçtiğimiz yazılarda Türkiye'nin yaratıcı enerjisini doğru yönlendirdiğimizde, sanat ve teknolojinin kesişiminde büyük fırsatlar doğduğundan bahsetmiştim. Oyunlarımız dünya listelerine giriyor, tasarımlarımız uluslararası vitrinlerde yer buluyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmek için hâlâ kurumsal bir özgüvene ve yapısal vizyona ihtiyacımız var.
İslam düşüncesinde “kul hakkı” kavramı, bireysel sorumlulukların ötesinde toplumsal düzenin temelini oluşturan bir ilke olarak karşımıza çıkar. Kur’an-ı Kerim’de adaletin tesisine yönelik emirler, Hz. Peygamber’in hadislerinde kul hakkının affedilmezliği vurgusu ve tasavvuf geleneğinde vicdan muhasebesi, bu kavramın çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını gerekli kılar. “Ateşten gömlek” metaforu ise, kul hakkının ağırlığını ve yakıcılığını sembolik bir dille ifade eder.
Ortadoğu’da yükselen askeri gerilim, yalnızca bölgesel güvenliği değil; enerji piyasalarını, tarım maliyetlerini ve küresel ekonomik dengeleri de doğrudan etkiliyor. İran’a yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan bu tablo, uluslararası güç merkezlerinde farklı ekonomik ve siyasi tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Dijital bağımlılık tartışmaları, uzun süredir tek bir yön üzerinden ilerlemektedir. Kamusal söylemde odak, büyük ölçüde genç kullanıcılar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ekran süresi, dikkat dağınıklığı ve sosyal medya kullanımı bu yaş grubunun temel sorunu olarak ele alınmaktadır. Öte yandan araştırmalar, söz konusu çerçevenin eksik kurulduğunu da göstermektedir. OECD ve Eurostat verilerine göre genç kullanıcılar arasında dijital teknolojilerin öğrenme amaçlı kullanımı hızla artmaktadır; açık ders platformları, video tabanlı eğitim içerikleri ve etkileşimli öğrenme ortamları, özellikle 15-24 yaş grubunda bilgiye erişim ve beceri geliştirme süreçlerinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Ortaya çıkan bu tablo, genç kullanıcıyı tüketen bir özne olarak konumlandıran yaklaşımın yetersizliğine vurgu yapmaktadır.
21. yüzyılın hızla değişen dinamikleri karşısında bireylerin ve kurumların sürdürülebilir başarı elde edebilmesi, esneklik ve uyum becerilerini ne ölçüde geliştirdiğine bağlıdır. Bu yazı, değişime direnmek yerine onu yönetebilen bireylerin neden öne çıktığını ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Kızılay’a kurban bağışında bulunması, Kurban Bayramı öncesinde vekâletle kurban bağışı kampanyasına yönelik toplumsal dayanışma çağrısını güçlendirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı’nda ticaretten enerjiye, savunmadan ulaştırmaya kadar stratejik alanların ele alındığını; Gazze başta olmak üzere bölgesel konuların da masaya yatırıldığını açıkladı.
Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı iş birliğiyle yürütülen GençBizzTech 2026 programında, Türkiye finaline kalan 10 lise girişimi belirlendi; ekipler 9 Mayıs’ta jüri karşısına çıkacak.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
ASO Başkanı Ardıç: “Bilimi ve teknolojiyi yalnızca ithal eden değil, bizzat üreten bir ülke olmak zorundayız”