Teknolojinin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması Dünyada yönetişim modelleri konusunda yeni anlayış ve konseptleri ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de yapay devletler kavramıdır. Bu yapıların izlerini son yıllarda daha derin bir şekilde hissetmekteyiz.
Yapay devletler ve yeni yönetişim modelleri, klasik ulus-devlet yapısının, dijitalleşme ve merkeziyetsizlik dalgasıyla dönüşümünü ifade etmektedir. Bu kavramlar, özellikle genç kuşaklar ve teknolojiye yatkın toplumlar arasında daha fazla ilgi görmektedir. Bu başlık altında öne çıkan ana noktaları ele alırsak:
Sanayinin en büyük ihtiyacı makine değil, nitelikli insan. Gazi Üniversitesi’nin 100 yıllık akademik birikimi ile ASO’nun güçlü kurumsal yapıları aynı vizyonda buluşursa; lise, ön lisans, lisans, lisansüstü ve sertifikalı programlarla Türkiye’ye örnek olacak bir “Üretim İş Gücü Geliştirme Modeli” Ankara’dan doğabilir.
8 Ocak 2026’da OSTİM’de düzenlenen II. Temiz Enerji Teknolojileri Ulusal Çalıştayı, küçük modüler reaktörlerden ergimiş tuz reaktörlerine uzanan yeni nesil nükleer teknolojileri, enerji arz güvenliği ve ulusal kalkınma ekseninde masaya yatırdı.
Günlük hayatta sıkça karıştırılan patavatsızlık ve dobralık arasındaki çizgi, aslında “sözü nasıl söylediğimiz” ile belirginleşir. Kırmadan doğruyu söylemek mümkünken, “Ben buyum” diyerek incitmenin arkasına saklanmak iletişimi zedeler.
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür. Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır. Kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.
Bazı sorunlar, onları doğuran kuralların içinde kalarak çözülemez. Gordion Düğümü, kimi zaman sabrın değil; bakış açısını değiştirme cesaretinin kazandırdığını hatırlatır.
Cumhuriyet, yalnızca siyasal egemenliğin el değiştirmesi değil; düşünce dünyasının, toplumsal yapının ve insan tasavvurunun köklü biçimde dönüşmesidir. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı ile birlikte yeni devlet, varlığını kalıcı kılacak en stratejik alanın eğitim olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Bu bilinç, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirme idealini dillendiren Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde somut kurumsal adımlara dönüşmüştür.
Değerli okuyucular,
Uzun bir aradan sonra bu kıymetli sayfada sizlerle yeniden buluşmak benim için ayrı bir mutluluk. İş yoğunluğu, nöbetler, ameliyathane programları derken klavyeyi elime almak gecikti; fakat sizlerle yeniden buluşma hissi de bir o kadar büyüdü.
Güya yüceltmek üzere yazılmış bir şarkı sözünden son derece rahatsızım. Öyle ki sözleri beni rahatsız ettiği için müziğini duymaya da tahammülüm düşük… Şarkıya geleceğim ama öncesinde aklı başında birçok kişinin hemfikir olacağını düşündüğüm 1-2 cümleyi dillendireyim:
Deklanşöre Basan Herkes Sanatçı!Fotoğraf makinesini alan herkesin bir gecede “fotoğraf sanatçısı”na dönüşmesi, son yılların en parlak mucizelerinden biri. Adeta kutsal bir ışık iniyor ve deklanşöre ilk kez basan kişi, bir anda “ışığın büyücüsü”, “kadrajın filozofu” oluveriyor. Üstelik Instagram biosunda “photographer” yazması, bu unvanı resmi olarak tescilliyor.
1.Giriş: Aşık Şenlik ve Müzik Kültürüne Etkisi
Türk Kültür ve Sanat hayatı tarihine iz bırakan yüzlerce şahsiyetler vardır. Ancak bunlardan çok azı yazılı sözlü tarih ve kayıtlarla veya anlatılarla varlığı bilinmektedir. Bu müstesna kişiliklerden birisi de 19.Yüzyılın önemli halk ozanlarından Aşık Şenlik’tir. (1850-1884). Kars'ın Çıldır İlçesine bağlı Yakınsu doğmuş, yöresinde yetişmiş ve sazıyla sözüyle bölgenin kültürel belleğinde derin izler bırakmıştır. Sanatının temelini usta-çırak geleneği, özellikle de atışma ve muamma çözme becerisi oluşturur. Şenlik'in müzik kültürüne etkisi, sadece geleneksel aşık makamlarını korumakla kalmayıp, aynı zamanda 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) ağır travmasını eserlerine taşıyarak yöre halkının acılarını, umutlarını ve direnişini dile getirmesiyle belirginleşir. Eserleri, günümüzde dahi Kafkasya ve Doğu Anadolu âşık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilmekte, onun deyişleri ve Koçaklamaları sonraki kuşak ozanlara ilham kaynağı olmuştur.
Bugün Adana mutfağını düşündüğümüzde aklımıza önce kebap gelir. Oysa bu toprakların hafızası ateş ve etten ibaret değildir. Bitki, şifa ve sofra üçgeninde şekillenmiş çok daha kadim bir bilgi katmanı vardır. Bu katmanın merkezinde ise Adana’nın (antik Adana/Kilikya) yetiştirdiği en önemli isimlerden biri durur: Pedanius Dioscorides.
Modern hayat bize hız vaat etti. Kolaylık sundu. Aynı anda her şeye yetişebileceğimiz yanılsamasını pazarladı. Ama bunun bir bedeli vardı ve o bedeli yavaş yavaş ruhumuzla ödedik.Bugün insan beyni, tarihte hiç olmadığı kadar uyarılıyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medya akışı, bitmeyen haberler, yapay gündemler… Oysa beynimiz evrimsel olarak bu yoğunluğa göre tasarlanmadı. Sürekli tetikte kalması gereken bir sistem, bir noktadan sonra yoruluyor. Dikkat süresi kısalıyor, sabır azalıyor, tahammül düşüyor. Kaygı ise sessizce artıyor.
Değerli Gazete Ankara Okurları,
Geçtiğimiz yazılarda Türkiye'nin yaratıcı enerjisini doğru yönlendirdiğimizde, sanat ve teknolojinin kesişiminde büyük fırsatlar doğduğundan bahsetmiştim. Oyunlarımız dünya listelerine giriyor, tasarımlarımız uluslararası vitrinlerde yer buluyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmek için hâlâ kurumsal bir özgüvene ve yapısal vizyona ihtiyacımız var.
İslam düşüncesinde “kul hakkı” kavramı, bireysel sorumlulukların ötesinde toplumsal düzenin temelini oluşturan bir ilke olarak karşımıza çıkar. Kur’an-ı Kerim’de adaletin tesisine yönelik emirler, Hz. Peygamber’in hadislerinde kul hakkının affedilmezliği vurgusu ve tasavvuf geleneğinde vicdan muhasebesi, bu kavramın çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını gerekli kılar. “Ateşten gömlek” metaforu ise, kul hakkının ağırlığını ve yakıcılığını sembolik bir dille ifade eder.
Marka olma telaşı günümüzde sadece işletmelerin bir problemi olmaktan uzun zaman önce çıkmıştır. Artık, şehirler, ülkeler hatta bireyler bile bir marka olmanın uzun ve taşlı yollarını aşmak için çaba göstermektedir.Örneğin bugün Türkiye’de bir çok ilimizin turizm açısından cazibesini artırmak amacıyla marka çalışmaları bulunmaktadır. Hatta Dünya sinemasında “Barcelona Barcelona”, “Rio”, “Paris’de aşk başkadır” gibi zaten dünyanın önemli turizm destinasyonlarının dev bütçeli filmlerle desteklenmiş marka şehirler olmasına katkı sağlayacak projelerle anıldığı görülmektedir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, ticari davaların çözümünde yeni bir dönemin kapısını aralayan kritik kararı kamuoyuna duyurdu. Ticari uyuşmazlıkların yargı sürecindeki hantallığı gidermeyi hedefleyen Bakanlık, İstanbul’daki asliye ticaret mahkemelerinin yapısında köklü bir değişikliğe gitti.
Başkent siyaseti, İYİ Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen dikkat çekici bir buluşmaya sahne oldu. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Müsavat Dervişoğlu’nu makamında ziyaret ederek "hayırlı olsun" dileklerini iletti. Yaklaşık bir saat süren baş başa görüşme, siyasi rekabetin ötesinde köklü bir dostluk mesajıyla taçlandı.
Keçiören Belediyesi Teknoloji Merkezi (TEKNOMER), yarıyıl tatilindeki öğrencilere kapılarını açarak teknoloji odaklı dev bir organizasyona imza atıyor. Antares AVM’de düzenlenen "Karne Şenliği", gençleri dijital dünyanın yenilikleriyle buluşturarak tatillerini verimli ve eğlenceli geçirmelerini sağlıyor.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
ASO Başkanı Ardıç: “Bilimi ve teknolojiyi yalnızca ithal eden değil, bizzat üreten bir ülke olmak zorundayız”