Teknolojinin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması Dünyada yönetişim modelleri konusunda yeni anlayış ve konseptleri ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de yapay devletler kavramıdır. Bu yapıların izlerini son yıllarda daha derin bir şekilde hissetmekteyiz.
Yapay devletler ve yeni yönetişim modelleri, klasik ulus-devlet yapısının, dijitalleşme ve merkeziyetsizlik dalgasıyla dönüşümünü ifade etmektedir. Bu kavramlar, özellikle genç kuşaklar ve teknolojiye yatkın toplumlar arasında daha fazla ilgi görmektedir. Bu başlık altında öne çıkan ana noktaları ele alırsak:
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın “öğrencilerin eğitim süreçlerini gerçek iş ortamlarıyla bütünleştiren, istihdamla doğrudan bağlantı kuran yükseköğretim anlayışını kurumsallaştırıyoruz” yaklaşımı; Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle birlikte, kısa ve verimliliği sınırlı stajlar yerine en az bir dönemlik uygulamalı eğitimi yükseköğretimde yeni bir standarda dönüştürüyor.
8 Ocak 2026’da OSTİM’de düzenlenen II. Temiz Enerji Teknolojileri Ulusal Çalıştayı, küçük modüler reaktörlerden ergimiş tuz reaktörlerine uzanan yeni nesil nükleer teknolojileri, enerji arz güvenliği ve ulusal kalkınma ekseninde masaya yatırdı.
Günlük hayatta sıkça karıştırılan patavatsızlık ve dobralık arasındaki çizgi, aslında “sözü nasıl söylediğimiz” ile belirginleşir. Kırmadan doğruyu söylemek mümkünken, “Ben buyum” diyerek incitmenin arkasına saklanmak iletişimi zedeler.
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür. Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır. Kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.
Bazı sorunlar, onları doğuran kuralların içinde kalarak çözülemez. Gordion Düğümü, kimi zaman sabrın değil; bakış açısını değiştirme cesaretinin kazandırdığını hatırlatır.
Ramazan geldiğinde güzelim memleketimiz adeta ikiye ayrılır: Bir grup orucu takvime ve adabına sadık, disiplinli bir şekilde tutar ve yaşar; diğer grup ise sadece görünürde oruç tutar, günü taklitle geçirir. İftar saati yaklaşırken mutfakta nöbet tutanlar vardır; ama aynı sofrada gün boyunca kul hakkına girip akşam ezanında bir yudum suyu “manevî başarı madalyası” gibi yudumlayanlar da bulunur. İşte o anda herkesin aklında gelen soru şudur: “Bir parça ekmek yesem orucum bozuluyor da, başkasının hakkına göz dikmek, yalan söylemek, gıybet etmek orucumu neden bozmaz?”
Değerli Okurlar;Bu köşe yazımda sizlere günlük yaşamda sıkça duyduğumuz iki kavramdan söz etmek istiyorum: sağlık hizmeti (healthcare) ve sosyal bakım (social care).Bu iki alan çoğu zaman aynı şeymiş gibi kullanılıyor; oysa hem amaçları hem de işleyişleri bakımından temelden farklıdır. Bu farkın anlaşılması, doğru hizmete ulaşmayı kolaylaştırdığı gibi toplumun sağlık okuryazarlığını da ciddi biçimde artırmaktadır.
Güya yüceltmek üzere yazılmış bir şarkı sözünden son derece rahatsızım. Öyle ki sözleri beni rahatsız ettiği için müziğini duymaya da tahammülüm düşük… Şarkıya geleceğim ama öncesinde aklı başında birçok kişinin hemfikir olacağını düşündüğüm 1-2 cümleyi dillendireyim:
Deklanşöre Basan Herkes Sanatçı!Fotoğraf makinesini alan herkesin bir gecede “fotoğraf sanatçısı”na dönüşmesi, son yılların en parlak mucizelerinden biri. Adeta kutsal bir ışık iniyor ve deklanşöre ilk kez basan kişi, bir anda “ışığın büyücüsü”, “kadrajın filozofu” oluveriyor. Üstelik Instagram biosunda “photographer” yazması, bu unvanı resmi olarak tescilliyor.
Giriş
Türk kültür hayatının sembol isimlerinden Erol Güngör, Türk modernleşmesinin yapısal tıkanıklıklarını analiz ederken "kültürel süreklilik" kavramını merkeze alır. Ona göre bir cemiyetin hayatiyeti, tarihsel birikimiyle kurduğu organik bağın sıhhatine bağlıdır. Müzik sosyolojisi açısından bakıldığında, musiki sadece seslerin estetik bir dizilimi değil, bir toplumun dünya görüşünün, inanç sisteminin ve sosyal yapısının işitsel bir projeksiyonudur. Modern olmak modernleşmek algısı üzerine kurgulanan senaryonun sonraki yıllarda derin kültürel kırılmaya yol açacağı göz ardı edilmiş gözükmektedir. Herhangi bir kültürün derin şoklara maruz bırakılması ileride kendi kültürüne yapancı nesillerin ortaya çıkması sonucunu getirmiştir. Bu çalışma, Güngör’ün "milli sentez" ve "sosyal mühendislik eleştirisi" perspektiflerini, Türk müziğinin modernleşme sürecindeki sancıları üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Bugün Adana mutfağını düşündüğümüzde aklımıza önce kebap gelir. Oysa bu toprakların hafızası ateş ve etten ibaret değildir. Bitki, şifa ve sofra üçgeninde şekillenmiş çok daha kadim bir bilgi katmanı vardır. Bu katmanın merkezinde ise Adana’nın (antik Adana/Kilikya) yetiştirdiği en önemli isimlerden biri durur: Pedanius Dioscorides.
Modern hayat bize hız vaat etti. Kolaylık sundu. Aynı anda her şeye yetişebileceğimiz yanılsamasını pazarladı. Ama bunun bir bedeli vardı ve o bedeli yavaş yavaş ruhumuzla ödedik.Bugün insan beyni, tarihte hiç olmadığı kadar uyarılıyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medya akışı, bitmeyen haberler, yapay gündemler… Oysa beynimiz evrimsel olarak bu yoğunluğa göre tasarlanmadı. Sürekli tetikte kalması gereken bir sistem, bir noktadan sonra yoruluyor. Dikkat süresi kısalıyor, sabır azalıyor, tahammül düşüyor. Kaygı ise sessizce artıyor.
Pandemide başladık. Eve kapandığımız günler ekran başında buluşmalar gibi güzelliklere de yol açtı.Yakın uzak demeden hem de. Almanya ile düzenli buluşmalar yaşadık. Ağırlıklı olarak Ruhr Öğretmenler Derneği ile.Halil Yalçın’ın kurduğu ve başkanlığını yaptığı Avrupa Ankaralılar Derneği’nin düzenlediği bir programda Milazım Öğretmenimle tanışmıştık. Sonra Celal Aydemir Öğretmenim, Yücel Tuna Öğretmenlerim ve her branştan öğretmenlerim.Artık Almanya’da çok güzel dostlarımız var.
Değerli Gazete Ankara Okurları,
Geçtiğimiz yazılarda Türkiye'nin yaratıcı enerjisini doğru yönlendirdiğimizde, sanat ve teknolojinin kesişiminde büyük fırsatlar doğduğundan bahsetmiştim. Oyunlarımız dünya listelerine giriyor, tasarımlarımız uluslararası vitrinlerde yer buluyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmek için hâlâ kurumsal bir özgüvene ve yapısal vizyona ihtiyacımız var.
İslam düşüncesinde “kul hakkı” kavramı, bireysel sorumlulukların ötesinde toplumsal düzenin temelini oluşturan bir ilke olarak karşımıza çıkar. Kur’an-ı Kerim’de adaletin tesisine yönelik emirler, Hz. Peygamber’in hadislerinde kul hakkının affedilmezliği vurgusu ve tasavvuf geleneğinde vicdan muhasebesi, bu kavramın çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını gerekli kılar. “Ateşten gömlek” metaforu ise, kul hakkının ağırlığını ve yakıcılığını sembolik bir dille ifade eder.
Marka olma telaşı günümüzde sadece işletmelerin bir problemi olmaktan uzun zaman önce çıkmıştır. Artık, şehirler, ülkeler hatta bireyler bile bir marka olmanın uzun ve taşlı yollarını aşmak için çaba göstermektedir.Örneğin bugün Türkiye’de bir çok ilimizin turizm açısından cazibesini artırmak amacıyla marka çalışmaları bulunmaktadır. Hatta Dünya sinemasında “Barcelona Barcelona”, “Rio”, “Paris’de aşk başkadır” gibi zaten dünyanın önemli turizm destinasyonlarının dev bütçeli filmlerle desteklenmiş marka şehirler olmasına katkı sağlayacak projelerle anıldığı görülmektedir.
“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapor, 47 kabul oyuyla nitelikli çoğunlukla kabul edildi; toplantıda siyasi parti temsilcileri kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından başlatılan devasa ihya sürecini konu alan "Bu Başarı Türkiye’nin" filmini kamuoyuyla paylaştı. Bakan Kurum, paylaştığı mesajda yeniden kurulan şehirleri ve canlanan hayatları vurgulayarak, bu süreci "tüm Türkiye'nin ortak başarı hikayesi" olarak nitelendirdi.
Keçiören Belediyesi Teknoloji Merkezi (TEKNOMER), yarıyıl tatilindeki öğrencilere kapılarını açarak teknoloji odaklı dev bir organizasyona imza atıyor. Antares AVM’de düzenlenen "Karne Şenliği", gençleri dijital dünyanın yenilikleriyle buluşturarak tatillerini verimli ve eğlenceli geçirmelerini sağlıyor.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
ASO Başkanı Ardıç: “Bilimi ve teknolojiyi yalnızca ithal eden değil, bizzat üreten bir ülke olmak zorundayız”