Teknolojinin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması Dünyada yönetişim modelleri konusunda yeni anlayış ve konseptleri ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de yapay devletler kavramıdır. Bu yapıların izlerini son yıllarda daha derin bir şekilde hissetmekteyiz.
Yapay devletler ve yeni yönetişim modelleri, klasik ulus-devlet yapısının, dijitalleşme ve merkeziyetsizlik dalgasıyla dönüşümünü ifade etmektedir. Bu kavramlar, özellikle genç kuşaklar ve teknolojiye yatkın toplumlar arasında daha fazla ilgi görmektedir. Bu başlık altında öne çıkan ana noktaları ele alırsak:
Palantir tartışması, Türkiye açısından yalnızca bir Amerikan teknoloji şirketini anlamak meselesi değildir. Asıl mesele; dijital egemenlik, veri güvenliği, yapay zekâ etiği, milli teknoloji kapasitesi ve insan merkezli medeniyet tasavvuru bakımından Türkiye’nin yeni dünyada nasıl bir duruş geliştireceğidir.
111’inci Yıldönümünde Çanakkale Zaferi Gazi ve Şehitlerine İthaf Olunur
Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil; Türk milletinin vatan savunmasında gösterdiği iman, fedakârlık ve direniş iradesinin dünya tarihine kazınmış en büyük destanlarından biridir.
Türkiye büyüyor, üretiyor ve ihracat yapıyor. Ancak asıl soru artık şudur: Bu büyüme neden kalıcı bir refah sıçramasına dönüşemiyor? Orta gelir tuzağından çıkış; üretim miktarını artırmakla değil, üretimin niteliğini dönüştürmekle mümkündür.
İnsan, hayat boyunca iki temel eğilim arasında gidip gelir: Kendisi için mi yaşamalı, toplum için mi? Asıl mesele; bireysel çıkarla toplumsal sorumluluk arasında adil bir denge kurabilmektir.
Hayatın en sessiz ama en güçlü kahramanları annelerimiz… Kaleme aldığım bu yazıda; anne sevgisinin insan ruhundaki yerini, bir annenin görünmeyen fedakârlıklarını ve Anneler Günü’nün aslında neden yalnızca bir günle sınırlandırılamayacağını anlatmak istedim.
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür. Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır. Kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.
Günümüz Ortadoğu konjonktüründe yaşanan çatışmalar, yalnızca modern ulus-devlet çıkarlarıyla veya güvenlik ikilemleriyle açıklanamayacak kadar derin teolojik kökenlere sahiptir. Özellikle 2023 yılından bu yana İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye ve İran aksında yürüttüğü askeri operasyonlar, dikkatleri yeniden kadim bir kavrama çevirmiştir: Arz-ı Mev’ud. Bu kavram, modern diplomasi dilinin rasyonel maskesinin altında yatan ve İsrail’in dış politikasını şekillendiren temel bir doktrin olarak karşımıza çıkmaktadır.
İnsanlık, tarih boyunca ilerlemeyi çoğu zaman “üstün bireylerin” omuzlarında yükselen bir başarı hikâyesi olarak okudu. Rönesans’ın dâhileri, Sanayi Devrimi’nin mucitleri, atom çağının fizikçileri ve dijital çağın yazılım öncüleri… Her dönem kendi “olağanüstü zekâ” mitolojisini üretti. Bugün de benzer bir anlayışın hüküm sürdüğünü görüyoruz. Silikon Vadisi’nden Shenzhen’e, Londra’dan Bangalore’a kadar teknoloji ekosistemlerinin ortak refleksi aynıdır: En parlak mühendisleri, en yüksek IQ’ya sahip analistleri ve en seçkin üniversitelerden mezun uzmanları aynı masanın etrafında toplamak.
Hediye Vermenin Mütemmim Cüzü Zarafettir!
Hediye, ilişkileri derinleştiren etkili bir ifade aracıdır. Protokolde hediye vermek, bir ürün sunmak değil, saygı ve itibar göstergesidir.
Doğru şekilde sunulan bir hediye, ilişkileri güçlendirip aradaki bağı kuvvetlendirirken kişisel itibarı ve imajı da destekler.
Hediye verirken protokol ve resmi nezaket kuralları çerçevesinde dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır; bu kurallardan bir tanesi de zarafet ve anlamdır.
Özet
Bu yazı, dijitalleşmenin birey üzerindeki etkilerini "bağlantılı yalnızlık" kavramı çerçevesinde ele alarak, gençlerin toplumsal aidiyet duygularındaki erozyonu analiz etmektedir. Sosyal medyanın yarattığı simülatif* sosyalleşme süreçleri, müzik ve sanatın kimlik inşasındaki değişen rolü ve kuşaklar arası kültürel makasın açılması temel problemler olarak belirlenmiştir. Yazı, bu krizden çıkış için geleneksel değerlerin dijital okuryazarlıkla sentezlendiği "Hibrit Kültürel Entegrasyon" modelini önermektedir.
Son yıllarda gastronomi dünyasında en çok kullanılan terimlerden biri “sürdürülebilirlik.”
Menülerde var, konferanslarda var, sosyal medyada var. Hatta artık neredeyse her mutfak kendini bu kavramla tanımlıyor.
Boşanma süreci çoğu zaman çocuk için bir kırılma noktası olarak görülse de, uzmanlara göre asıl belirleyici olan ayrılık değil; bu sürecin nasıl yönetildiğidir.
“Boşanırsak çocuğumuz zarar görür.”
Değerli Gazete Ankara Okurları,
Geçtiğimiz yazılarda Türkiye'nin yaratıcı enerjisini doğru yönlendirdiğimizde, sanat ve teknolojinin kesişiminde büyük fırsatlar doğduğundan bahsetmiştim. Oyunlarımız dünya listelerine giriyor, tasarımlarımız uluslararası vitrinlerde yer buluyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmek için hâlâ kurumsal bir özgüvene ve yapısal vizyona ihtiyacımız var.
İslam düşüncesinde “kul hakkı” kavramı, bireysel sorumlulukların ötesinde toplumsal düzenin temelini oluşturan bir ilke olarak karşımıza çıkar. Kur’an-ı Kerim’de adaletin tesisine yönelik emirler, Hz. Peygamber’in hadislerinde kul hakkının affedilmezliği vurgusu ve tasavvuf geleneğinde vicdan muhasebesi, bu kavramın çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını gerekli kılar. “Ateşten gömlek” metaforu ise, kul hakkının ağırlığını ve yakıcılığını sembolik bir dille ifade eder.
Ortadoğu’da yükselen askeri gerilim, yalnızca bölgesel güvenliği değil; enerji piyasalarını, tarım maliyetlerini ve küresel ekonomik dengeleri de doğrudan etkiliyor. İran’a yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan bu tablo, uluslararası güç merkezlerinde farklı ekonomik ve siyasi tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Yapay zekâ çağında insan benliği yalnızca toplumsal ilişkiler ve kültürel deneyimler içinde değil; algoritmalar, veri akışları ve dijital temsil sistemleri aracılığıyla da yeniden şekillenmektedir. Bu yazı, algoritmik benlik kavramı üzerinden dijital çağda insanın kendilik deneyimini, görünürlük kültürünü, parçalanan kimlik yapılarını ve gerçekliğin dönüşen doğasını felsefi, sosyolojik ve teknolojik bir perspektifle analiz etmektedir.
Günümüz çalışma hayatında yalnızca verilen görevi yerine getiren değil; sorumluluk alan, çözüm üreten, kendi gelişimini yöneten ve değişime uyum sağlayan bireyler öne çıkmaktadır. Bu yazı, çağdaş iş yaşamının en kritik iki becerisi olan inisiyatif alma ve kendini yönetme kavramlarının neden hayati hale geldiğini ortaya koymak üzere kaleme alınmıştır.
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı, yaklaşık 16 aylık yayın hayatında 2 milyon 200 bin net tekil okuyucuya ulaşırken, son 104 günlük süreçte elde ettiği 5 milyon 230 binin üzerindeki dijital görünürlükle dikkat çekti. Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dr. Oğuz Poyrazoğlu, oluşan bu başarının; ilkeli yayıncılık anlayışı, güçlü editöryal yapı, akademik katkı ve okuyucu güveninin ortak sonucu olduğunu vurguladı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kurban Bayramı öncesinde artan hayvan hareketliliğini denetlemek amacıyla 43 ilin geçiş noktası olan Ankara Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu’nu ziyaret etti. Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen ve Ankara İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Dallı’nın da eşlik ettiği incelemelerde, kurbanlık arzına ilişkin güncel veriler paylaşıldı ve yürütülen sıkı denetimler hakkında bilgi verildi.
Akademik araştırmalar, yalın üretim modelinin yalnızca maliyetleri düşürmekle kalmadığını; üretim sürecindeki görünmeyen israfı ortadan kaldırarak hız, kalite ve rekabet gücünde radikal dönüşüm sağladığını ortaya koyuyor.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
ASO Başkanı Ardıç: “Bilimi ve teknolojiyi yalnızca ithal eden değil, bizzat üreten bir ülke olmak zorundayız”