GirişKültürel elit kavramı, toplumun geri kalanından yalnızca ekonomik güçle değil, aynı zamanda sahip olduğu "kültürel sermaye" ile ayrışan bir zümreyi ifade eder. Bu sermayenin en somutlaştığı alanlardan biri müziktir. Özellikle Batı'da ve Türkiye'nin modernleşme sürecinde klasik Batı müziği (KBM) ve bu müziğin temel enstrümanları (piyano, keman, çello vb.), bir "üst sınıf" aidiyet göstergesi ve entelektüel üstünlük argümanı olarak konumlandırılmıştır.
GirişTürk Halk Müziği (THM), 20. yüzyılın büyük bir bölümünde Türkiye sınırları içerisinde "derleme" ve "icra" odaklı bir ilgi görmüş, ancak uluslararası akademik platformlarda hak ettiği kurumsal temsiliyete ulaşmakta güçlük çekmiştir. Bu makus talihi değiştiren, THM'yi bir disiplin olarak Avrupa üniversitelerine taşıyan kısıtlı sayıdaki bilim insanından biri Sabri Uysal’dır. Uysal’ın kariyeri, Kültür Bakanlığı’ndaki bürokratik ve saha tecrübesini, Almanya’daki akademik disiplinle harmanlayan özgün bir köprü niteliğindedir.
Bu yazı, Funda Karayel'in "Emine Erdoğan’dan Kültür ve Sanat Mesajı" başlıklı metni üzerinden, Türkiye'de geleneksel müzik eğitiminin kurumsallaşma çabalarını, bu çabaların milli kimlik inşasındaki rolünü ve küresel kültür endüstrisine karşı bir "kültürel direnç" alanı olarak müzik pedagojisinin kullanımını incelemektedir.
Türk musikisi, Batı müziği gibi "yazılı bir metnin icrası" değil, "yaşayan bir geleneğin aktarımı" üzerine kuruludur. Osmanlı müzik düşüncesinde notanın reddi veya geri planda tutulması, teknik bir yetersizlikten ziyade bilinçli bir estetik tercihtir. Batı sistemi bir eseri belli bir zamanda dondururken onu sabitlemiş olur. Ancak Türk müziği bunun tam tersi kadim tarihinden aktarım yolu ile gelen kültürel ruh kökleri ile uyum gösterir.
Emir Timur (1336-1405), askeri dehasının yanı sıra fethettiği topraklardaki bilim insanlarını, sanatçıları ve zanaatkârları imparatorluk merkezi olan Semerkant’ta toplama politikasıyla tanınır. Kaynaklara göre, Timur’un (Timurlenk) fethettiği bölgelerden (İran, Azerbaycan, Anadolu vb.) sanatçı ve zanaatkârları başkenti Semerkant’a götürme politikasının, Anadolu ve Türk kültür-sanat hayatı üzerinde, hem o dönemde hem de sonraki yüzyıllarda dolaylı ve doğrudan çok güçlü etkileri olmuştur. Bu etkileşim, özellikle müzik teorisi, bestecilik ve mimari süsleme sanatlarında belirginleşmiştir.
Modernleşme, bir toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarında yaşanan köklü dönüşümü ifade eder. Türkiye özelinde modernleşme süreci, genellikle Batı normlarını hızla benimseme gayretiyle ilerlemiş, bu da kültürel alanlarda, özellikle müzikte, "çarpık modernleşme" olarak adlandırılan dengesiz bir yapıya yol açmıştır. Çarpık modernleşme, yerel değerleri ve geleneksel birikimi dönüştürmek yerine, onları ya görmezden gelmiş ya da tamamen reddetmiştir. Bu analizin temel tezi, bu sürecin Türk müziği geleneği üzerinde derin yapısal, estetik ve kurumsal kayıplara neden olduğunu sorgulamaktadır.
Önemli Musiki Şahsiyetleri ve Uzunçarşılı’nın Biyografik Notları İsmail Hakkı Uzunçarşılı, musikiyi sadece kurumlar üzerinden değil, o kurumları canlandıran şahsiyetler üzerinden de anlatır. Onun "Osmanlılar Zamanında Saraylarda Musiki Hayatı" makalesinde, dönemin önemli sanatçılarının saray içindeki kariyer basamakları izlenebilir. Örneğin, İsmail Hakkı Bey’in Mûzikâ-yı Hümâyun’a talebe olarak girişi, üstün yeteneği sayesinde yükselişi ve "serhanende" olarak fasıl heyetinin başına geçişi Uzunçarşılı tarafından titizlikle kaydedilmiştir. Tanburi Cemil Bey gibi devrinin aristokrat çevreleriyle iç içe olan virtüözlerin saray ile olan ilişkileri de Uzunçarşılı’nın radarındadır. II. Abdülhamit’in Cemil Bey’i saraya ve konaklara davet ederek konserler verdirmesi, padişahın sanata olan ilgisinin yanı sıra, geleneksel musikinin modern dönemde de saray nezdindeki itibarını koruduğunu gösterir. Uzunçarşılı, bu tür detaylarla saraydaki musiki hayatının sosyal dinamiklerini aydınlatır. Müzisyen Görevi/Unvanı Önemli Katkısı Dönemi İsmail Hakkı Bey Serhanende Fasıl Heyeti Yönetimi Geç Osmanlı Giuseppe Donizetti Mûzikâ-yı Hümâyun Şefi Batı Müziği Eğitimi ve Bando II. Mahmud Tanburi Cemil Bey Virtüöz/Bestekâr Enstrümantal İcra ve Yenilik II. Abdülhamit Hoca Kazım Uz Bestekâr Mehter Repertuvarı Çalışmaları Geç Osmanlı
İsmail Hakkı Uzunçarşılı (1888-1977), Osmanlı tarihini teşkilat, kültür ve siyaset açılarından bir bütün olarak ele alan nadir tarihçilerdendir. Mûsikî, onun için sadece bir sanat dalı değil, devlet teşkilatının ve saray kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Osmanlı Devleti’nin kurumsal tarihini arşiv belgelerine dayanarak yeniden inşa eden İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Türk tarih yazımında bir dönüm noktasını temsil eder. Uzunçarşılı'nın çalışmaları yalnızca siyasi ve askeri tarihle sınırlı kalmamış, devletin estetik ve kültürel dokusunu oluşturan unsurları da içermiş; özellikle Türk musikisi üzerine yaptığı araştırmalar, müziği bir saray teşkilat unsuru olarak ele alması bakımından özgün bir nitelik kazanmıştır. Onun musikiyi bir eğlence aracı olmaktan öte, devletin hiyerarşik yapısı içinde bir eğitim ve temsil kurumu olarak tanımlaması, modern müzikolojinin tarihsel perspektifle birleştiği en sağlam zeminlerden birini oluşturur. Uzunçarşılı'nın 23 Ağustos 1888’de Eyüp’te başlayan hayat yolculuğu, Mercan İdadisi ve İstanbul Darülfünunu’nda şekillenen entelektüel derinliği, onun arşivlerdeki veriyi bir kültür tarihçisi titizliğiyle işlemesine olanak sağlamıştır.
Mekân ve Belleğin Kesişimi Ankara, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte modernleşme ve ulus inşasının mekân üzerinden üretildiği stratejik bir kenttir. Seksen yıllık konaklar, genellikle 1940'lı yılların sonundan itibaren gelişen, Erken Cumhuriyet dönemi mimarisini ve toplumsal hayat pratiklerini barındıran, kentin en değerli kültürel bellek katmanlarını oluşturur. Bu yapılar, sadece fiziksel birer bina değil, aynı zamanda bir dönemin sosyal ilişkilerini, aile yaşantısını ve başkent kimliğini taşıyan somut arşivlerdir. Bu analizin temel konusu, bu tarihî konakların, hızla değişen kentsel doku içerisinde yıkım ve yok olma riskiyle karşı karşıya kalmaktansa, "folklorik kültürel ürünler, sanat ve müzik etkinlikleri mekânları" olarak nasıl dönüştüğünü ve bu dönüşümün kültürel süreklilik açısından ne anlama geldiğini yorumlamaktır
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında gerçekleştirilen kültürel dönüşümün en stratejik ayaklarından birini müzik reformu oluşturmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’ndan aktarılan çok katmanlı müzik mirasının, modern ve ulusal bir kimlik ekseninde yeniden yapılandırılması süreci, sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir inşa projesi olarak kurgulanmıştır. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, "muasır medeniyetler seviyesine ulaşma" hedefi doğrultusunda radikal bir kültürel dönüşümü öngörmüştür. Bu dönüşümün en keskin yaşandığı alanlardan biri kuşkusuz müziktir. Ancak müzik, sadece seslerin organizasyonu değil; bir toplumun bin yıllık ruh kökü, duygu dünyası ve estetik kodlarının (DNA’sının) taşıyıcısıdır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.