YAZARLAR

09 Haziran 2026 Salı, 10:49

Derviş ve Kuş Misali

Güven, insanın en kıymetli hazinelerinden biridir. Kaleme aldığım bu yazıda, bir kıssa üzerinden; güvenin nasıl kazanıldığını, nasıl istismar edildiğini ve insanı asıl yaralayan şeyin çoğu zaman kötülüğün kendisi değil, iyilik kılığına bürünmüş hali olduğunu anlatmak istedim.



Bir Kıssa, Bir Hakikat

Değerli okuyucularımız,

Bugün internette dinlediğim ve çok etkilendiğim bir kıssayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kanadı kırılan bir kuş, Hz. Süleyman’a müracaat ediyor ve şikâyetçi oluyor.

“Şu derviş benim kanadımı kırdı” diyor.

Adaletiyle tanınan Hz. Süleyman hemen mahkemeyi kuruyor ve:

“Anlatın bakalım ne oldu?” diye soruyor.

Derviş hemen itiraz ediyor:

“Efendim kabul etmiyorum. Ben ona şans verdim. Bir adım yaklaştım, kaçmadı. İkinci adımı attım, yine kaçmadı. Üçüncüde üstüne atladım. Bu sırada kolum kanadının üzerine düştü ve kanadı kırıldı. Ben suçlu değilim.”

 

Kuşun İtirazı

Bunun üzerine kuş itiraz ediyor:

“Efendim olur mu? Ben onun bir avcı olduğunu düşünseydim zaten kendimi korurdum. Ben onun bir derviş olduğuna kanaat ettim. Ne insana ne de hayvana zarar vermez diye düşündüm. O yüzden kaçmadım.”

Hz. Süleyman adamın suçlu olduğuna kanaat getiriyor ve:

“Onun da kolu kırılsın” diyor.

Bu kez kuş tekrar söz alıyor:

“Efendim çok rica ederim, onun kolunu kırmayın. Çünkü eğer kolunu kırarsanız kısa süre içinde iyileşecek ve başkalarına da aynı şeyi yapacaktır. Siz onun üzerindeki derviş hırkasını çıkarın. Çıkarın ki kimseyi bir daha böyle incitemesin.”

 

Kuş Ne Anlatır?

Bu kıssaya bakıldığında kuş; inanan herkesin adıdır.

Sevenin, güvenenin, inananın adıdır.

Bir dosta sırtını dayayanın, bir öğretmene kulak verenin, bir lidere umut bağlayanın, bir sevgiliye, bir mürşide, bir kuruma, bir fikre güvenenin adıdır kuş.

O, kalbini açan insanın en saf halidir.

Bu yüzden kuş, avcıdan kaçtığı halde dervişten kaçmaz.

 

Kanat Kırıklığı Neyi Temsil Eder?

Kanat kırıklığı; insanın güveninin kırılmasını, yerle bir olmasını ve savunmasızlığını temsil eder.

Kötü bildiklerimize ve kötülüğün gelmesine karşı hazırlıklıyızdır.

Asıl hazırlıksız olduğumuz şey ise iyilik suretine bürünmüş kötülerdir.

Kuş bu yüzden dervişten kaçmamıştır.

 

Derviş ve Hırka Metaforu

Derviş; bazen dost bildiğiniz bir kişi, bazen ideallerinizi taşıyan bir kurum, bazen peşinden gittiğiniz bir lider, bazen de adaletine güvenilen bir makam olabilir.

İyilik kisvesine bürünmüş her türlü kişi ya da yapı, bu kıssadaki dervişin karşılığı olabilir.

Hırka ise günümüzde bir cübbe, bir üniforma, bir kürsü, bir makam odası ya da bir unvan olabilir.

Kısacası hırka; güveni, itibarı ve temsil edilen değeri anlatır.

Ve her hırka, onu taşıyan kişiden daha büyük bir anlam taşır.

 

Kuşun İstediği Adalet

Kuşun istediği adalet, mağduriyetinin karşılığını vermek değildir.

Asıl talebi; kişinin hak etmediği bir makamın veya itibarın arkasına saklanarak insanları aldatmasının önüne geçmektir.

Kanadı kırılan kuş yeniden uçmayı öğrenebilir.

Fakat hak etmediği bir hırkayı taşıyan kişi, başkalarının hayatını karartmaya devam eder.

Adalet bazen yarayı sarmaktan önce, yaraya sebep olan yanılsamayı ortadan kaldırmaktan geçer.

Bu yüzden kuşun talebi, dervişin cezalandırılmasından çok; sahte bir maneviyat görüntüsüyle başkalarına zarar vermesinin önlenmesidir.

 

Gerçeklerin Ortaya Çıkmak Gibi Bir Huyu Vardır

Ama unutulmamalıdır ki gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.

O gün geldiğinde maskeler iner, takkeler düşer, keller görünür.

Ne kadar sarılırsa sarılsın koyun postu kalkar ve çakal ortaya çıkar.

 

Velhasıl

İnsanları yaralayan şey çoğu zaman kötülüğün kendisi değil; iyilik ve güven kılığına girerek yaklaşan kötülüktür.

Bu nedenle bu kıssa, tek bir kuş ve derviş hikâyesi olmaktan çıkar.

Aşkı, siyaseti, dini, eğitimi, liderliği ve insanın kendi nefsiyle ilişkisini anlatan evrensel bir metafora dönüşür.

Ve eminim ki okuyan herkesin bu hikâye ile bağ kuracağı pek çok konu vardır.

Güvenebileceğiniz şeylerin hak ve çok olması dileğiyle hoşça kalın.

 

Atatürk, İstiklâl Yolu ve İnebolu Kahramanlık Günü

Bugün aynı zamanda İstiklâl Mücadelemizin unutulmaz duraklarından biri olan İnebolu’nun kahramanlık destanını hatırlama günüdür.

Milli Mücadele yıllarında Anadolu’ya taşınan silahların, cephanenin ve umudun önemli geçiş noktalarından biri olan İnebolu; fedakârlığın, vatan sevgisinin ve millet iradesinin sembollerinden biri olmuştur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de önemle vurguladığı İstiklâl Yolu, yalnızca bir güzergâh değil; milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği mücadelenin sessiz şahididir.

9 Haziran İnebolu Kahramanlık Günü vesilesiyle; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele kahramanlarımızı, cephe gerisinde destan yazan isimsiz kahramanlarımızı ve bu toprakları bizlere vatan kılan bütün şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Sevgi ve Saygılarımla


Özlem İCİK
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
oicik@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)