Sayın Devlet Bahçeli’ye Gelen Hediye
Hediye Vermenin Mütemmim Cüzü Zarafettir!
Hediye, ilişkileri derinleştiren etkili bir ifade aracıdır. Protokolde hediye vermek, bir ürün sunmak değil, saygı ve itibar göstergesidir.
Doğru şekilde sunulan bir hediye, ilişkileri güçlendirip aradaki bağı kuvvetlendirirken kişisel itibarı ve imajı da destekler.
Hediye verirken protokol ve resmi nezaket kuralları çerçevesinde dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır; bu kurallardan bir tanesi de zarafet ve anlamdır.
Hediyenin maddi değerinden ziyade zarif bir şekilde sunulması ve sunan kişinin kimliğini temsil etmesi önemlidir. Aksi durumda hediyeyi verdiğiniz kişide iyi bir duygu uyandıramadıysanız verdiğiniz hediye mahkemelerde usulden ret yiyen davalar gibi çöp hükmündedir.
Geçenlerde Sn Devlet Bahçeli’ye aile görünümü altında bir iş ziyareti yapıldı ve bu ziyaret sırasında kendisine bir hediye sunuldu. Mikro ifade okumayı bildiğimden ve de artık çoğu siyasetçiyi olduğu gibi Sn Devlet Bahçeli’nin de mimikleri tanıdığımdan hediyeye yapılan vurgudan rahatsız olduğunu paylaşılan görsellerden anladım.
Sn Devlet Bahçeli’inin makamında olan makamında kalmadı ve bu hediye, Sn Bahçeli’ye sunulduğu şekliyle de hediyeyi veren kişi tarafından sosyal medyada paylaşıldı.
Sosyal medyada hediyenin şekli-şemali, üzerinde ne kadar değerli “parçalar” olduğu ve daha diğer tüm ayrıntıları hatta hediyenin ne kadar değerli olduğu da hediyeyi veren el tarafından paylaşılmıştı. Şahsen okurken ben çok utandım…
Üstelik hediyeyi veren kişiler geçen çarşamba sermaye yüzü görmüş kişiler de değillerdi… En az 2 nesildir bir sermaye yöneten kişiler… Üstelik son nesil üniversite falan görmüş okumuş… Ama işte öğrenimini tamamlasa da eğitimi eksik kalmış demek ki
Nezaketsizliğin ve görgüsüzlüğün bedeli itibar kaybıdır.
Soru şu;
Bu büyük sermayeyi yönetirken insan hiç mi protokol, edep adap öğrenmez?! Dün parayı bulmuş biri bu görgüsüzlüğü yapsa inanın kızamazsınız; n’apsın kaçmaktan kovalamaya fırsat bulamamış dersiniz… Para kazanayım derken hayatı ıskalamış dersiniz…
Geçenlerde 23 Nisan’da mini etekle Anıtkabir’i ziyaret eden anaokulu öğretmenine de benzer sebeple bir tepki gösterildi. 18 yaşınızı geçmiş bir yetişkinseniz “bilmiyorum” diyemezsiniz, öğrenmemenin bedeli size fatura edilir ve sorumluluğu size aittir!
Bu vesileyle bilmeyen varsa belirteyim;
Hediyeyi veren kişi değil; hediyeyi alan kişi hediyeyi över/övebilir. Hediyeyi veren kişinin kendi el emeği bile olsa “efendim şu kadar sürede, bu kadar saat” diye emek bile belirtilmez; kendi ellerimle sizin için yaptım denir; alan kişi nezaketli biriyse sorar;
“ne kadar sürede tamamladınız…?” Vs. , “aman efendim ne kadar kıymetli bir şeydir bu, çok teşekkür ederim, …… da çok zor bulunan bir madde çok teşekkür ederim,” vb. şekilde hediyenin dolayısıyla da onu veren kişinin kıymeti vurgulanır.
Kapatırken tekrar edeyim; hediye sunduğunuz kişiye “çok pahalı ve çok kıymetli bir hediye” minvalinde bir cümle kurulmaz ve bu cümle manasına gelen bir tavır ve davranış sergilenmez.
Yaşam Yolunuzun Nezaketli ve Zarif İnsanlarla Kesişmesi Dileğiyle…
Zarafet Dolu Günler Dilerim…
(Not: Beni instagram ve youtube hesaplarımdan Neslihan Yahşi adıyla, Spotify’den ise “İletişiminiz Kaderinizdir” adıyla takip edebilirsiniz.)
Dr. Neslihan YAHŞİ
Algı Yönetimi ve İletişim Uzmanı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı– Köşe Yazarı
nyahsi@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP