Geçen gün dar bir WhatsApp grubunda paylaşılan kısa bir metin, uzun zamandır zihnimin bir köşesinde duran bir soruyu yeniden canlandırdı: “Bir hakkın kazanılmasına vesile olan kurumsal emeği, o haktan yararlananlar ne kadar hatırlıyor?”
Bilimsel üretimin “etki”ye dönüşmesi, tekil projelerle değil; önceliklendirme, araştırma altyapısı, ölçüm mantığı ve paydaş iş birliği üzerinden tasarlanan bir sistemle mümkündür. Ankara 2030 ölçeği, üniversite–kamu–sanayi bileşenlerini aynı hedef dilinde buluşturabildiği ölçüde, Türkiye’nin bilimsel kapasitesini toplumsal ve ekonomik değere çevirecek bir model üretebilir.
Türkiye’de bilimsel üretim ve araştırma kapasitesi artarken, bu kapasitenin toplumsal refaha ve ekonomik rekabet gücüne dönüşme hızı aynı ölçüde yükselmiyor. Sorun çoğu zaman “bilim yokluğu” değil; önceliklendirme, ölçüm, altyapı, iş birliği ve ticarileşme köprülerinin yeterince güçlü kurulmamasıdır. Ankara 2030 perspektifi, bilimi yalnızca yayın sayısıyla değil, etki üreten bir sistem tasarımıyla ele alma zorunluluğunu bize hatırlatıyor.
Ankara Üniversitesi’nin araştırma, inovasyon, teknoloji transferi, yapay zekâ ve dijital dönüşüm odaklı birimlerini “ANKARAİM” çatısı altında birleştirerek yeni merkezini hizmete açması, Ankara ekosistemi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Bu tür yapılanmalar, yalnızca fiziki bir mekânın devreye alınması değil; kurumsal kapasitenin tek bir hedef doğrultusunda eşgüdümle işletilmesi anlamına geliyor.
Bu yazı dizisi, Ankara 2030 perspektifinden Türkiye’nin dönüşüm gündemine katkı sunmak üzere; bilimi etkiye, teknolojiyi ürüne, sanayiyi rekabete, yenilikçiliği ölçeğe bağlayan bir “zincir” mantığıyla kurgulandı. Önümüzdeki altı hafta boyunca Salı ve perşembe günleri yayımlanacak 12 yazıda, her başlığı iki adımda ele alacağız: önce sorunu görünür kılacak, sonra çözüm mimarisini kuracağız.
Bu ikinci parça, Bölüm 9/1’de kurulan analitik çerçevenin üzerine inşa edilir. Amaç, Ankara için göç ve uyum politikasını ‘iyi niyet’ düzeyinden çıkarıp; ölçülebilir hedefleri, yönetişim mimarisi, finansman araçları ve pilot uygulama adımları olan bir yerel yönetim programına dönüştürmektir.
Ankara 2030 vizyonunu konuşurken, “geleceği tasarlamak” ile “geleceği yönetmek” arasındaki farkı daha fazla erteleyemeyiz. Bu yazı dizisi; bilimsellik, objektiflik ve veriye dayalı akıl yürütme zemininde, bilim–sanayi–teknoloji–yenilikçilik zincirini Ankara merkezli bir perspektifle ele alarak, Türkiye’nin dönüşüm gündemine katkı sunmayı hedefliyor.
Bu bölüm, okuyucunun takibini kolaylaştırmak ve başlığın hakkını verecek düzeyde derinlemesine bir politika çerçevesi sunmak amacıyla iki parça halinde yayımlanmaktadır. Birinci parça (9/1), göçün Ankara ölçeğinde ne anlama geldiğini, dünyadaki başkentlerin hangi yönetişim derslerini ürettiğini ve mahalle ölçeğinin neden belirleyici olduğunu ortaya koyar. İkinci parça (9/2) ise, Ankara için önerilen “Mahalle Temelli Sosyal Bütünleşme Modeli”ni bileşenleri, kurumsal mimarisi, finansman ve ölçümleme mekanizmalarıyla birlikte uygulanabilir bir yol haritasına dönüştürür.
“Alan dışı yönetici” tartışması, aslında iki haklı ihtiyacın çakışmasıdır: Kurumların yönetim kapasitesi ve kurumların alan derinliği. Soruyu kişiler üzerinden değil; rol tasarımı, risk yönetimi ve şeffaf yetkinlik kriterleri üzerinden sormadığımız sürece, her atama ya “keyfilik” ya da “tekelcilik” suçlamaları arasında sıkışır.
Mesleki ve teknik eğitim, Türkiye’de çoğu zaman “okul türleri” üzerinden tartışıldı. Oysa bugün tartışılan esas mesele şudur: Türkiye, üretim kapasitesini ve rekabetçiliğini hangi insan kaynağı mimarisi ile büyütecek? Bu nedenle Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, 2025-2026’da liseye yeni kayıt yaptıran öğrencilerin yaklaşık %43’ünün mesleki ve teknik eğitimi tercih ettiğine ilişkin vurgusu, bir “oran” olmanın ötesinde bir eşik göstergesidir. Bu oranı anlamlı kılan; yalnızca niceliksel büyüme değil, mesleki eğitimin toplumsal algı ve beklenti dünyasında daha görünür ve daha “gelecek kurucu” bir konuma taşınıyor olmasıdır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.