Sanayi dönüşürken insan gücü neden yeniden düşünülmeli? Sanayi devrimleri yalnızca makineleri değil, insanı da dönüştürür. Bugün robotik, yapay zekâ ve otomasyonun belirlediği yeni sanayi çağında ülkelerin kaderini belirleyen temel unsur, nitelikli insan kaynağıdır. Bu nedenle mesleki ve teknik eğitim, çağdaş kalkınma politikalarının merkezinde yer almaktadır. Artık mesele sadece üretmek değil; doğru becerilerle, doğru zamanda, doğru üretimi yapabilmektir.
Geleceğin başkentleri yalnızca büyüyen değil, doğayla uyumlu biçimde dönüşen şehirlerdir. İklim krizi çağında akıllı belediyecilik; çevreyi koruyan, kaynakları yöneten ve yaşam kalitesini sürdürülebilir kılan bir kamu aklı inşa etmeyi zorunlu kılmaktadır.
Bilgi aktaran üniversiteden değer üreten üniversiteye Üniversiteler artık yalnızca bilginin öğretildiği mekânlar değildir. İçinde bulunduğumuz çağda üniversite; bilginin üretildiği, dönüştürüldüğü ve toplumsal değere evrildiği stratejik bir merkez hâline gelmiştir. Bu nedenle üniversitelerin geleceği üzerine yapılan her tartışma, aynı zamanda bir kalkınma, rekabet gücü ve hatta egemenlik tartışmasıdır.
Akıllı ulaşım, yalnızca şehir merkezlerinde değil; mahallenin kaldırımında, durağında ve günlük hayatında anlam kazanır. Ankara’nın 2030’a giderken ihtiyacı olan şey, büyük projeler kadar mahalle ölçeğinde erişilebilir, bütünleşmiş ve insan odaklı bir hareketlilik vizyonudur.
5 Yazılık Seri – Final Yazısı Gelecek yalnızca neyi yapabildiğimizle değil, onu hangi değerlerle yaptığımızla şekillenir. Bir yazı dizisinin sonuna geldik.Ama aslında bir sorunun tam ortasındayız. Geleceği konuşurken teknolojiye, hıza, dönüşüme, rekabete çokça yer veriyoruz. Bunlar önemli. Ancak çoğu zaman sessizce geride bıraktığımız bir mesele var: ahlak. Oysa bugün artık açıkça görüyoruz ki;etikten kopan hiçbir ilerleme kalıcı olmuyor.sürdürülebilir olmayan hiçbir başarı uzun yaşamıyor. Gelecek, yalnızca teknik bir problem değil; ahlaki bir sınavdır.
5 Yazılık Seri – 4. Yazı Gelecek, tek başına koşanları değil; birlikte yol yürüyebilenleri ileri taşır. Bugün 1 Ocak.Yeni bir yılın ilk sabahı. Yeni yılın ilk günü, yalnızca yeni hedeflerin değil; yeni ilişkilerin, yeni anlayışların ve yeni bir “biz” duygusunun da başlangıcıdır. Takvim değişti ama asıl soru hâlâ geçerli: Bu yılı nasıl yaşayacağız? Daha da önemlisi:Bu yolu yalnız mı yürüyeceğiz, yoksa birlikte mi?
5 Yazılık Seri – 3. Yazı Yeni bir yıla girerken en önemli soru şudur: Değişen dünyaya hazır mıyız, yoksa hâlâ eski reflekslerle mi yürüyoruz? Bugün 31 Aralık.Bir yılın son günü.Takvimde küçük bir tarih gibi durur ama zihinsel olarak büyük bir eşiktir. Birazdan 2025’i kapatacağız.Yarın sabah, takvimler 1 Ocak’ı gösterecek. Yeni bir yıl başlayacak. Ama şu soruyu sormadan geçmek mümkün değil:Biz gerçekten yeni bir yıla mı giriyoruz, yoksa sadece takvim mi değişiyor? Çünkü gelecek, takvimle değil; insanla başlar.
5 Yazılık Seri – 2. Yazı Gelecek, en yüksek sesle konuşanı değil; en doğru yönde ilerleyeni ödüllendirir. Yılın son günlerine yaklaşırken etrafımız yoğun bir gürültüyle dolu.“Yapay zekâ her şeyi değiştirecek.”“Dijital dönüşüm kaçınılmaz.”“İklim krizi kapıda.” Cümleler tanıdık. Hatta doğru. Ama eksik. Çünkü mesele yalnızca neyin değiştiği değil; bizim bu değişimi nasıl okuduğumuz.Geleceği okumak, trendleri ezberlemek değildir. Geleceği okumak, yön duygusu kazanmaktır.
5 Yazılık Seri – 1. Yazı Gelecek, kapımızı çalan bir misafir değil. Ya onu birlikte inşa ederiz ya da başkalarının kurduğu bir dünyaya uyanırız. Yeni bir yıla girerken takvim sadece bir sayfa çevirmiyor; bize sessiz bir soru soruyor: “Geçen yıl ne öğrendin, yeni yılda neyi farklı yapacaksın?”Bu eşikte geleceği konuşmak bir temenni meselesi değil, bir yön meselesi. Bir ülkenin geleceği çoğu zaman büyük söylemlerle değil, küçük alışkanlıklarla belirlenir.Nasıl düşündüğümüzle.Belirsizlik karşısında ne yaptığımızla.Değişim geldiğinde saklanıp saklanmadığımızla. Bugün artık şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor:Gelecek uzakta değil. Gelecek “sonra” değil. Gelecek, tam şu anda şekilleniyor. Ve asıl soru şudur:Biz bu sürecin neresindeyiz?
Türkiye’de sanayi konuşmaları çoğu zaman iki uç arasında salınır: Ya büyük hedefler dile getirilir fakat mekanizma eksik kalır; ya da günlük sorunlara gömülünür, büyük resim yiter. Oysa “kurumsallaşma” dediğimiz şey tam da bu iki ucu aynı anda yönetebilme becerisidir: Büyük hedefi korurken, adım adım ilerleyen, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sistem kurmak.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.