YAZARLAR

  • 04 Ocak 2026, Pazar

2026 GASTRONOMİSİ: Bu yıl Bizi Neler Bekliyor?

Bir takvim yaprağı daha değişiyor. Ancak değişen sadece tarih satırının solunda yer alan bir rakam mı? Yemeğe, toprağa ve kendi biyolojimize bakışımız da kökten bir dönüşüm geçiriyor. Yıllardır “tabakta sanat”, “prezantasyon”, “yıldızlar” dedik. Peki, 2026’da ne diyeceğiz? Size şimdiden söyleyeyim: 2026, gastronomide “vitrin” devrinin kapanıp, “derinlik” devrinin başladığı yıl olacak. Artık tabağın ne kadar "Instagramlanabilir" olduğuyla ilgilenmek yerine daha çok nörobiyolojimizle, ruh halimizle ve gezegenin tükenen nefesiyle nasıl bir diyalog kurduğuyla ilgileneceğiz.

  • 24 Aralık 2025, Çarşamba

Susturulmuş Genler: Domatesin Kokusu Nereye Gitti?

Bir domatesi kestiğinizde odaya yayılması gereken o topraksı kokuyu alamıyorsanız, hissettiğiniz şey sadece bir “geçmişe özlem” değildir. Biyolojik bir “sessizliğe” tanıklık ediyorsunuz demektir.

  • 10 Aralık 2025, Çarşamba

Yıldızların Parıltısı mı, Ocağın Ateşi mi? "2026 Gastronomi! Ödüllerine Genel Bir Bakış"

Bir yemeğin gerçek değeri, kapıya asılan X renkte bir çıkartmayla mı ölçülür? O yemeğin damakta bıraktığı asırlık tortuyla mı? Multisensörik deneyimlerle mi?

  • 25 Kasım 2025, Salı

Gıda Güvenliği Neden Hala Bu Kadar Kırılgan?

Son günlerde Türkiye’de yaşanan gıda güvenliği vakaları hepimizi aynı soruya götürüyor: Bu kadar gastronomi bölümü, bu kadar aşçılık eğitimi, bu kadar gıda mühendisliği programı varken nasıl oluyor da aynı vakaları tekrar tekrar yaşıyoruz, aynı hatalara tekrar tekrar düşüyoruz?

  • 20 Kasım 2025, Perşembe

Gastronomi Yemeği Anlamanın, Yemeğin Anlamının Bilimidir!

Bazı anlar vardır; bir tat ile ses duyduğumuzu fark ederiz. Bazen bir limonun dili yakan keskinliği zihnimizin içinde tiz bir nota gibi çınlar. Bazen de bitter çikolatanın koyu gövdesi, bir viyolonselin derin tınısıyla aynı frekansta buluşur. Farkında değiliz ama her lokmayı yerken aslında bir senfoni dinliyoruz. Ve o senfoni tabağın üzerinde değil beynimizin içinde çalıyor.

  • 04 Kasım 2025, Salı

Kolektif Trendler Çağı: Dijital Çağda Trendleri Rehberler Belirlemiyor

Bir zamanlar birkaç kuruluşun sözü gastronominin yönünü belirlerdi. Nerede yemek yenileceğini, hangi şefin konuşulacağını, kimin parlayacağını onlar söylerdi. Şimdi ise dünya çok daha büyük bir mutfak, kocaman bir gastronomi arenası! Artık trendleri ne bir jüri ne de bir yıldız belirliyor; trendi belirleyen herkesin elinde tuttuğu telefon, herkesin paylaştığı bir fotoğraf, herkesin deneyimlediği bir an kısacası teknoloji!

  • 21 Ekim 2025, Salı

Ne Yiyeceğimize Gerçekten Biz mi Karar Veriyoruz?

Bir lokma ağzımıza girdiğinde çoğumuz bunun kendi özgür seçimimizin sonucu olduğuna inanırız. Oysa bu “özgürlük hissi” çoğu zaman bir yanılsamadır. Çünkü ne yiyeceğimiz, nasıl yiyeceğimiz, hatta neyi lezzetli bulacağımız bile bizim dışımızda şekillenir. Gelin biraz daha açalım bu konuyu!

  • 09 Ekim 2025, Perşembe

Lezzet Hafızası: Bir Lokmayla Zihinde Açılan Kapılar

“Bazı tatlar vardır; tadı damağınızda kalmaz! zihninizde kalır.” Bir lokmanın insanda uyandırdığı şey lezzetin yanı sıra; bir anı, bir yer, bir ses ve bazen de bir yüzdür. Tıpkı çocukluğun bir sabahında anne elinden uzanan ekmeğin kokusunun hala burnumuzda tütmesi gibi.. İşte bu lezzet hafızasıdır – duyularla kodlanmış bir geçmiş, nörogastronomik bir yolculuk.

  • 26 Eylül 2025, Cuma

Metaverse’de Sofra Kurmak: Dijital Gastronominin Yeni Yüzü

“Bir sofranın etrafında toplandığımızda bağ kurar, konuşur, hatta birlikte susardık.” Şimdi düşünün: Bu bağları artık fiziksel bir masa yerine sanal bir evrende kuruyoruz. Karşınızda Avustralya’dan bir dost, yanınızda Kanada’dan bir meslektaş, karşıladığınız tabak ise hiçbir mutfakta pişmeyen ama dijital ekranda göz kamaştıran bir tasarım… İşte gastronominin yeni yüzü: Metaverse sofrası.

  • 15 Eylül 2025, Pazartesi

Gastronominin Gerçek Sahipleri Kim?

Bugün gastronomi alanında neyin doğru, neyin yanlış olduğuna dair konuşanların sayısı, gastronomi alanına gerçekten teriyle katkı sunanlardan daha fazla. Sosyal medyada bir tabak yemekle poz verenler de bir PDF okuduktan sonra kendini “gastronomi uzmanı” ilan edenler de aynı özgüvenle konuşuyor: “Şunu asla yemeyin!”, “Artık böyle pişirmek demode oldu!”, “Bu sunum çağ dışı!” Oysa bu söylemler gastronominin tarihsel ve kültürel birikimini, emeğini ve araştırmaya dayalı bilgi üretimini görmezden geliyor. Popüler kültürün hızlı tüketilen yargıları çoğu zaman akademik çalışmaların ve gerçek gastronomi deneyiminin önüne geçiyor. Geriye ise yönünü şaşırmış bir meslek disiplini, değersizleştirilen emek ve kafası karışmış genç şef adayları kalıyor.