YAZARLAR

  • 11 Nisan 2026, Cumartesi
  • Yeni Yazı

Müzikolojide, Organoloji ve Wilhelm Radloff’un Etnografik Katkıları Bir İnceleme

Giriş: Organoloji ve Müzik Tarihi İlişkisi Organoloji (çalgıbilimi), yalnızca müzik aletlerinin fiziksel yapısını inceleyen bir disiplin değil, aynı zamanda bu aletlerin kültürel, tarihsel ve teknolojik gelişim süreçlerini müzik icrasıyla ilişkilendiren çok boyutlu bir çalışma alanıdır. Batı müzikolojisinde Curt Sachs ve Erich von Hornbostel tarafından 1914 yılında geliştirilen sınıflandırma sistemi, Organolojiyi bilimsel bir zemine oturtmuştur. Bu disiplin, özellikle "Müzik Tarihi" ile doğrudan temas halindedir; çünkü bir çalgının evrimi, o toplumun göç yolları, teknolojik imkanları ve estetik anlayışı hakkında birincil kaynak teşkil eder.

  • 08 Nisan 2026, Çarşamba

Gelenek ile Modern Arasında Bir Köprü: Hayri Dev ve Çameli Müziğinin Etnomüzikolojik Analizi

Bu çalışma, Denizli’nin Çameli ilçesinden yetişen ve UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" seçilen Hayri Dev’in (1933-2018) müzik icrasını, organolojik tercihlerini ve uluslararası müzikoloji literatüründeki yerini analiz etmektedir. Sanatçının icrası, sadece bir müzik performansı değil; Teke Yöresi pastoral yaşam tarzının, sözlü geleneğin ve kadim Türkmen kültürünün günümüze taşınan canlı bir belgesidir.

  • 05 Nisan 2026, Pazar

Müzik Enstrümanı Tellerinde İthalat Bağımlılığı ve Yerli Üretim Stratejileri

Özet Ülkemizin ithalata bağlı gider kalemlerinden birisi de enstrüman ve bunlara ait yedek parçalarıdır. Kültür endüstrisi içinde enstrümanlar: pazarda milyonlarca dolarla ifade edilebilecek harcama kalemi içinde yer alır. Bunun yanında pazarda sadece enstrüman değil onun temel bileşenleri olan (özellikle telli çalgılarda) telli çalgıların tel burgu gibi diğer aksanları da yekûn yer tutar. Her ne olursa olsun her iki durumda iç açıcı değildir. Ülkemiz müzik enstrümanları ve aksesuarları pazarında, büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı sergilemektedir. Özellikle Avrupa menşeli yüksek nitelikli çalgı telleri, döviz kurlarındaki dalgalanmalarla birleşerek hem sanatçılar hem de ekonomi üzerinde ciddi bir yük oluşturmaktadır. Bu çalışma, mevcut durumu veriler ışığında analiz ederek, yerli üretimin neden yetersiz kaldığını ve bu alanda nasıl bir stratejisi izlenmesi gerektiğini akademik bir bakış açısıyla tartışmaktadır.

  • 02 Nisan 2026, Perşembe

Kültürel Egemenlik: Müzik Geleneğinin Stratejik Önemi

Özet: Bu analizde, Türk müzik geleneğinin sadece bir estetik form değil, aynı zamanda ulusal kimliğin korunması ve toplumsal direncin inşasında stratejik bir unsur olduğunu savunmaktadır. Tanzimat ile başlayan modernleşme sürecindeki kültürel kırılmaların sosyolojik etkileri, teknolojik dönüşümün getirdiği riskler ve geleneğe bağlı sanatın bir ülkenin topyekûn kalkınmasındaki rolü değerlendirilmektedir. Müzik geleneği toplamsal güçlü bağın kurulmasında ve ortak yaşam ve kültürel kimlik ideallerinin pekiştirilmesi için hafıza deposudur.

  • 30 Mart 2026, Pazartesi

Türkiye’de Halk Bilimi Disiplininin Kurumsallaşma Sorunsalı: Milli Folklor Enstitüsünden Günümüze Bir Değerlendirme

GirişHalk bilimi (Folklore), 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa’da ulus-devletleşme süreçlerinin bir parçası olarak doğmuş, toplumların kültürel genetiğini, sözlü ve maddi kültür ürünlerini inceleyen disiplinler arası bir bilim dalıdır. Terim olarak ilk kez 1846 yılında William John Thoms tarafından The Athenaeum dergisinde önerilen "Folklore" [1], başlangıçta "halkın kadim bilgisi" olarak tanımlansa da zamanla toplumsal değişimi, kimliği ve kültürel sürekliliği analiz eden modern bir sosyal bilim niteliği kazanmıştır. Türkiye’de ise bu süreç, Ziya Gökalp’in "Halkiyat" makaleleriyle teorik bir zemin bulmuş, ancak kurumsallaşması ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşebilmiştir.

  • 27 Mart 2026, Cuma

Müzik ve Ruh: İlahi Olana Yolculuğun Ontolojisi

İnsan, varoluşsal bir dürtüyle tabiatın tınılarını anlamlandırma ve bu tınılar üzerinden "Mutlak Olan" ile bağ kurma arayışındadır. Bu analizde, müziğin sadece estetik bir olgu değil, aynı zamanda ruhun tekamülünde ve yaratıcıya ulaşma çabasında temel bir "transandantal" (aşkın) araç olduğu tezi felsefi ve irfani perspektiflerle incelenecektir.

  • 24 Mart 2026, Salı

Kültürel Mayalama ve Yayılma (Difüzyon) Sürecinde Türkülerin Toplumsal Bilinç İnşasındaki Rolü

Giriş Milli (ya da Ulus) devletin sürdürülebilirliği, yalnızca siyasi sınırlar ve bürokratik mekanizmalarla değil, aynı zamanda ortak bir ideal ve tarih bilinci etrafında kenetlenmiş bir toplum yapısıyla mümkündür. Türkistan’dan Avrupa içlerine kadar uzanan geniş hinterland, tarih boyunca İpek Yolu gibi ticaret ve kültür koridorları aracılığıyla sürekli bir gel-gitler yaşanmıştır. Bu hareketlilik, "kültürel mayalama" olarak adlandırabileceğimiz, farklı kültür katmanlarının birbirine nüfuz ederek yeni ve homojen bir kimlik oluşturma sürecini tetiklemiştir. Batı literatüründe "kültürel difüzyon" (cultural diffusion) olarak tanımlanan bu durumun en somut ve estetik dışavurumu ise halk ezgilerimizde, yani türkülerimizde görülmektedir. Bu yazıda kültürel mayalanmanın toplumsal sorunların anlaşılması ve çözülmesinde okuyucuya iletmek, kanun yapıcılara konunun önemini vurgulamaktır.

  • 21 Mart 2026, Cumartesi

Arminius Vambéry’den Ziya Gökalp’e: Erken Cumhuriyet Dönemi Kültür ve Müzik Anlayışının Kökenleri

Giriş Türk milliyetçiliğinin sosyolojik temellerini atan Ziya Gökalp’in (1876-1924) fikir dünyası, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Avrupalı Türkoloji çalışmalarından derin izler taşır. Bu bağlamda, Macar oryantalist ve seyyah Arminius Vambéry (1832-1913), Gökalp’in "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" formülündeki "Türkleşmek" unsuru için gerekli olan tarihsel ve dilsel ham maddeyi sağlayan isimlerin başında gelir. Vambéry'nin çalışmaları, Osmanlı aydınına imparatorluk sınırlarının ötesinde, Orta Asya’da kadim bir "Türk harsı"nın (kültürünün) varlığını hatırlatmıştır.

  • 18 Mart 2026, Çarşamba

Necip Asım Yazıksız: Turan İdeali ve Müzik Reformunun Entelektüel Kökenleri

Giriş: 1. Kimlik ve Yetiştiği Çevre: Bir Sipahi Çocuğundan Türkologluğa Necip Asım Yazıksız (1861-1935), Kilis’te "Balhasanoğulları" olarak bilinen köklü bir sipahi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir [1]. İlk eğitimini Kilis’te alan Necip Asım, askerî bir kariyere yönelerek Şam Askerî İdadisi ve ardından İstanbul Kuleli Askerî Lisesi’nde eğitim görmüştür. 1881 yılında Harbiye’den mezun olan Yazıksız, dönemin en önemli bilim insanlarından biri olan Hoca Tahsin Efendi’den özel dersler alarak fen bilimleri ve felsefeye ilgi duymuş, Ahmet Mithat Efendi’nin teşvikiyle basın hayatına atılmıştır [2]. Yazıksız’ın yetiştiği çevre, Tanzimat sonrası "Osmanlılık" kimliğinin sorgulandığı ve Türkoloji çalışmalarının Avrupa’da yükseldiği bir geçiş dönemidir. Onun askerî hocalık kimliği (Harbiye’de Türkçe ve Fransızca öğretmenliği), disiplinli bir metodolojiyle tarih ve dil üzerine yoğunlaşmasını sağlamıştır.

  • 15 Mart 2026, Pazar

Geleneksel Sohbet Meclisleri: Türkistan Uygur Meşreplerinden Anadolu’nun Halk Üniversitelerine

Özet Bu çalışma, uzun zaman Kültür Bakanlığı’nda Folklor Araştırmacılığı yaptığımız sırada saha araştırmalarında dikkatimizi çeken sosyal ve kültürel sohbet toplantılarının tarihi kökenini nasıl başladığı nereden bugünlere kadar gelebildiğini sorgulamakla başladı. Bu sohbet geleneğinin izlerinin Türk dünyasının doğu ve batı uçlarında yer alan Uygur Meşrepleri ile Anadolu’daki Sıra Geceleri, Kürsübaşı, Barana ve Yaren gibi geleneksel sohbet toplantılarının tarihi; bizi Türkistan coğrafyasına götürdü. Söz konusu geleneklerin sadece birer eğlence meclisi olmadığı, aksine toplumsal kültürel değerlerin kuşaklararası aktarımını sağlayan, disiplinli bir hiyerarşiye sahip, etik ve estetik eğitimin verildiği "Halk Üniversiteleri" olduğu veya benzerlik taşıdığı sorgula masına kadar götürdü.