Sevgili Üniversite Adayı Gençler ve Kıymetli Veliler, Akademik hayatımın geride kalan 45 yılında; binlerce öğrencimin üniversiteye adım atışına, mezuniyet heyecanına, mesleki başarılarına ve hayatı göğüsleme mücadelesine tanıklık ettim. Her yeni tercih döneminde, amfileri dolduracak genç zihinlerin gözlerindeki o hem umut dolu hem de kaygılı bakışları yeniden gördüm.
Milletlerin tarihinde bazı tarihler vardır ki yalnızca geçmişi anlatmaz; aynı zamanda bugününü şekillendirir ve geleceğine yön verir. Bu tarihler, savaşların, antlaşmaların veya siyasetin ötesinde; bir milletin var olma iradesini, özgürlüğe olan inancını ve insan onurunu koruma kararlılığını simgeler. İşte 20 Temmuz 1974, Türk milleti ve Kıbrıs Türk halkı açısından böyle tarihî bir dönüm noktasıdır.
Değerli Okurlarımız, 2026 FIFA Dünya Kupası, yalnızca katılan takım sayısının arttığı devasa bir organizasyon olmakla kalmamış, aynı zamanda futbolun hem taktiksel hem de jeopolitik sınırlarının yeniden çizildiği tarihi bir dönüm noktasına dönüşmüştür. Bugün modern futbolu değerlendirirken sahadaki 90 dakikayı sadece fiziksel bir mücadele olarak okumak, resmin en kritik kısmını gözden kaçırmak demektir. Nitekim turnuva boyunca sergilenen İspanya futbol taktiği, yeşil sahada mekân yönetimi kavramının ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Değerli Okuyucularımız, İnsanoğlu asırlardır doğanın muazzam gücü karşısında sarsılıyor; toprak bölünüyor, ormanlar külleniyor, gökyüzü yarılıp üzerimize sular boşaltıyor. En son Kahramanmaraş’ta yaşadığımız o büyük felaket yüreklerimizi dağlarken, yüzümüze sert bir gerçeği daha çarpıyor: Bizler sadece enkazın altında kalmıyoruz; kriz anlarında rasyonel aklımızı da dezenformasyonun karanlık dehlizlerinde yitiriyoruz.
Değerli okurlar, Bugün bakışlarımızı; Avrasya coğrafyasının en özgün, en hassas ve ne yazık ki en çok yalnız bırakılan köşelerinden birine, Gagavuzya’ya yöneltmek istiyorum. 13. yüzyılda Dobruca’ya yerleşen Selçuklu ve Oğuz Türklerinin soyundan gelen; "Allah", "Peygamber", "Oruç" ve "Kurban" kelimelerini Hristiyan-Ortodoks inanç dünyalarıyla harmanlayarak yaşayan bu kadim halk, bugün varoluşsal bir anayasal krizle karşı karşıyadır.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, yalnızca iki komşu devlet arasındaki ikili anlaşmazlıkların ötesinde, Doğu Akdeniz'in güvenlik mimarisini, NATO'nun güneydoğu kanadının dayanıklılığını ve Avrupa'nın enerji güvenliğini doğrudan etkileyen stratejik bir dosya niteliğindedir. Bugün Ege ve Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilimlerin temelinde yalnızca egemenlik iddiaları değil, aynı zamanda uluslararası hukukun farklı yorumlanması, tarihsel hafıza, iç politika dinamikleri ve değişen küresel jeopolitik dengeler bulunmaktadır.
Toplum olarak Kur'an-ı Kerim'i anlamaya, yorumlamaya ve hayatımıza rehber kılmaya yönelik asırlara sarih, muazzam bir ilmi birikime sahibiz. Endülüs'ten Maveraünnehir'e, İstanbul'dan Kahire'ye kadar uzanan bu coğrafyada yetişen müfessirlerimiz, İslam düşünce atlasının en kıymetli hazinelerini ortaya koymuşlardır. Onlar, kendi dönemlerinin bilgi birikimi, sosyolojik şartları ve felsefi imkânlarıyla ilahi kelamı anlamlandırmak için ömürlerini vakfetmişlerdir. Bugün kütüphanelerimizi süsleyen bu zengin tefsir mirası, sadece geçmişe ait birer vesika değil, İslam medeniyetinin entelektüel omurgasını oluşturan en önemli dinamiklerdendir.
İnsanlık tarihi, kendi yarattığı teknolojinin ihtişamı karşısında büyülenen, ardından o ihtişamın kölesine dönüşen medeniyetlerin hikayeleriyle doludur. Nitekim daha önceleri kaleme aldığım çok sayıda yazıda, bu tehlikeye dikkat çekmiş; insanlığın kendi sonunu kendi elleriyle hazırladığı bir teknolojik kölelik düzenine doğru sürüklendiğini dile getirmiştim. Bugün, korktuğumuz o büyük kırılma noktasının, belki de en geriye dönülemez olanının tam eşiğindeyiz.
2026 yılının Temmuz ayı itibarıyla, özellikle Ankara'da gerçekleştirilen son NATO zirvesi eksenindeki kritik diplomatik temaslar, küresel siyasetin ve Türk dış politikasının en sıcak maddelerinden birini yeniden masaya taşımıştır: ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’yi F-35 programına geri döndürme veya hangarlarda bekletilen uçakları teslim etme ihtimali. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede yaptırımları kaldırmak istediğini ve F-35 konusunu "kesinlikle değerlendireceklerini" belirten Trump’ın bu "niyeti", şüphesiz şahsi liderler diplomasisi açısından olumlu bir sinyaldir. Ancak Amerikan devlet sisteminin kurumsal işleyişi, savunma bürokrasisi ve Washington'daki bölgesel lobilerin (İsrail, Yunanistan, Ermenistan) Kongre üzerindeki baskısı dikkate alındığında, bu teslimatın önünde çok ciddi askeri-teknik ve siyasi barikatlar bulunmaktadır.
Dünya tarihi, büyük dönüşümlerin yalnızca savaşlarla değil; düşünceler, ekonomik modeller, teknolojik gelişmeler ve medeniyet tasavvurlarıyla şekillendiğini net bir biçimde göstermektedir. Bugün uluslararası sistem, Soğuk Savaş sonrası dönemin alışılmış, tek kutuplu dengelerinden hızla uzaklaşarak yeni bir güç yapılanmasına doğru ilerlemektedir. Tek kutuplu dünya düzeninin yerini; ekonomik merkezlerin çeşitlendiği, bölgesel güçlerin yükseldiği, enerji ve teknoloji rekabetinin belirleyici olduğu çok merkezli bir uluslararası sistem almaktadır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.