Üniversite gençliğinin %64’ünün dersleri işlevsiz ve verimsiz bulması, basit bir “memnuniyetsizlik oranı” değildir; bu, sistemin temel işleyişine dair ciddi bir alarmdır.(TÜMA) Çünkü bu düzeyde bir oran, birkaç öğretim üyesinin performansıyla ya da belirli bölümlerdeki aksaklıklarla açıklanamaz. Bu tablo, yapısal bir soruna işaret eder. Eğer öğrencilerin yarıdan fazlası derslerden beklediği karşılığı alamadığını düşünüyorsa, burada bireysel değil kurumsal ve sistemsel bir mesele vardır.
Her yıl Ramazan gelir; takvim yaprakları değişir ama insanın gönlünde açılan o rahmet mevsimi hep aynı yerden başlar: Vicdandan… Ramazan, sadece midenin değil, nefsin de terbiye edildiği bir irfan mektebidir. Açlıkla incelen ruh, susuzlukla berraklaşan idrak ve sabırla olgunlaşan bir kalp…
Türkiye’de öğretmenlik eğitiminin yeterince önemsenmediği yönündeki algı, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar çok katmanlı bir meseledir. Bu algının kökleri tarihsel dönüşümlerde, ekonomik gerçekliklerde ve kültürel kabullerde iç içe geçmiş durumdadır. Sorunu sağlıklı analiz edebilmek için, hamasetten uzak; tarihsel süreklilik ve yapısal kırılmaları birlikte değerlendiren bir bakışa ihtiyaç vardır.
Cumhuriyet, yalnızca siyasal egemenliğin el değiştirmesi değil; düşünce dünyasının, toplumsal yapının ve insan tasavvurunun köklü biçimde dönüşmesidir. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı ile birlikte yeni devlet, varlığını kalıcı kılacak en stratejik alanın eğitim olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Bu bilinç, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirme idealini dillendiren Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde somut kurumsal adımlara dönüşmüştür.
Cumhuriyet, 1930’lu yıllarda genç ve kararlı bir irade ile ayağa kalkarken, ülkenin kalkınması yalnızca yasalar ve kurumlarla değil; bilgili ve üretken insanlarla mümkündü. İşte bu vizyonun en önemli simgesi olarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1937 yılında Ankara’da bir okul kuruldu: Erkek Meslek Öğretmen Okulu, daha sonra Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu ve nihayet Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu olarak tarih sahnesine çıktı. Bu okul, Cumhuriyet’in modernleşme ve sanayileşme ideallerinin en somut temsilcisi ve Türkiye’nin teknik eğitimdeki öncüsü oldu.
Ramazan geldiğinde güzel memleketim yine klasik refleksini gösterir: İkiye ayrılır. Bir tarafta orucu hem takvimine hem adabına uygun yaşayanlar; diğer tarafta ise orucu adeta “görüntü yönetimi” şeklinde tutanlar. Gün boyu mutfakta iftar nöbeti tutanlar vardır; ama aynı sofralarda, sabah kul hakkına girip akşam ezanında bir yudum suyu “manevî başarı madalyası” alacakmış edasıyla yudumlayanlar da eksik olmaz.
Dünya ekonomisinin pusulası yeniden kalibre ediliyor. Küresel üretim mimarisi, emek-sermaye dengesi ve rekabet parametreleri aynı anda değişiyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan 2025 İşlerin Geleceği Raporu, 2030’a kadar mevcut işlerin %22’sinin dönüşüme uğrayacağını ortaya koyuyor. Bu oran, konjonktürel bir dalgalanmaya değil; yapısal ve çok katmanlı bir paradigma değişimine işaret etmektedir.
Ramazan, bir ilahi dokunuştur. O, yalnızca bir ay değil; rahmetin, mağfiretin ve dirilişin yeryüzüne indiği mübarek bir zaman dilimidir.
Yükseköğretim sistemleri, yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda toplumun ekonomik ve sosyal dönüşümünü yönlendiren stratejik aktörlerdir. Bu bağlamda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol ÖZVAR tarafından açıklanan Organize Sanayi Bölgeleriyle Entegre Meslek Yüksekokulu (OSB-MYO) modelinin ülke geneline yaygınlaştırılması kararı, sıradan bir idari düzenleme değil; yükseköğretimin değerler dizisinde yapısal bir dönüşüm hamlesidir.
Ülkeleri ve toplumları tarih sahnesinde incelediğimizde, ilerlemenin hiçbir zaman kaba kuvvetle sağlanmadığını; aksine akıl, sabır, sağduyu ve erdemle mümkün olduğunu açıkça görürüz. Buna rağmen bireysel ve toplumsal düzeyde hâlâ “kazanmak” kavramını yanlış yorumlayan geniş bir kesimle karşı karşıyayız. Dövüşmeyi güç, öfkeyi cesaret, korkusuzluğu ise bağırıp çağırmak sanan bu anlayış, insanı yücelten değerlerden uzaklaştırır ve onu ilkel bir rekabet alanına hapseder.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.