Yıllardır ekranlarda, gazete köşelerinde ve akademik kürsülerde aynı ezberi dinleyip duruyoruz: "İstanbul patladı, şehirlerimize insan sığmıyor, arsa fiyatları uçtu, yer kalmadı!"
Ankara’da sabah saatlerinde evinden çıkan bir vatandaşın aklındaki ilk soru çoğu zaman aynıdır: Bugün işe, okula veya randevuma zamanında ulaşabilecek miyim? Saat 07.00’de başlayan hareketlilik, 08.00-09.00 arasında yoğun bir trafik karmaşasına dönüşüyor. Öğleden sonra 15.00-16.00 saatlerinde yeniden artan yoğunluk, 17.00-18.00 arasında adeta bir sabır sınavına dönüşüyor. Akşam saatlerinde ise başkentin yollarında geçirilen zaman, günlük hayatın kaçınılmaz bir parçası hâline geliyor.
Bir başkentin gerçek gelişmişliği, yalnızca merkezindeki yüksek gelirle değil, en uzak ilçesinde yaşayan vatandaşına sunduğu eğitim, istihdam, sağlık ve yaşam fırsatlarıyla ölçülür. Ankara’nın ilçeleri arasındaki sosyo-ekonomik gelişmişlik farkları, kalkınmanın mekân üzerindeki izlerini ve yerel yönetim politikalarının önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
Fransa’da kitlelerin sokaklara dökülmesi, ilk bakışta sadece bir pahalılık ya da okullardaki eksiklik meselesi gibi görünebilir. Ancak hakikatte karşımızdaki tablo, çok daha derin bir toplumsal ve siyasal güven krizidir. Yükselen kitlesel tepki; yalnızca akaryakıt zamlarına veya hayat pahalılığına karşı verilmiş geçici bir reaksiyon değildir. Sokaklara taşan kriz; ekonomik adaletsizlik duygusunun, bozulan kamu hizmetlerinin ve halkın "Bizi kimse temsil etmiyor" düşüncesinin birleştiği noktada ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Fransa’da yaşananları sadece bir "asayiş ve polis sorunu" olarak görmek, meselenin özünü gözden kaçırmak olur.
Zaman zaman takvim yaprakları yalnızca günleri değil, bir milletin hafızasını, direncini ve yarınlara olan inancını da taşır omuzlarında. Bugün, 21 Ekim... Memleketin dört bir yanında basının, yazanın, düşüncenin ve hakikat peşinde koşanların bayramı olarak coşkuyla karşılanan, kalplerde özel bir yeri olan bir gün olarak anılıyor.
Çağımız değişim ve hız çağı. Yeni bir dönüşümün, kabuk değiştiren bir jeopolitik ve teknolojik düzenin tam ortasındayız. Günlük hayatın telaşı içinde bazen takvim yapraklarının nasıl hızla düştüğüne hayret ediyor, bazen de ardı arkası kesilmeyen teknolojik tartışmaların arasında savrulup gidiyoruz. Oysa asıl büyük resim, amfilerde tartışılan teorik kalıpların çok ötesinde, toprağa vurulan ilk kazmalarla, betonun demirle buluştuğu stratejik hamlelerle çiziliyor.
Bir ülkenin geleceği yalnızca fabrikalarının büyüklüğüyle, ürettiği malların miktarıyla veya ekonomik göstergeleriyle ölçülemez. Asıl başarı; bilimi üretime, eğitimi sanayiye, gençlerin hayallerini ise ülkenin kalkınma hedeflerine dönüştürebilmektir. Çünkü güçlü bir Türkiye’nin yolu, yalnızca fabrikaların bacalarından yükselen dumandan değil, o fabrikalarda çalışan nitelikli insanların bilgi, emek ve alın terinden geçmektedir.
Bir insanın gerçek karakteri, başkalarının onu gördüğü sahnede değil; ışıkların söndüğü, kameraların kapandığı ve kimsenin onu izlemediği o kuytu sessizliğin hâkim olduğu köşelerde aldığı kararlarda belirginleşir.
Yükseköğretim sistemimizin periyodik bir geleneği hâline gelen, her birkaç yılda bir Meclis gündemine taşınarak yasalaşan “öğrenci affı” düzenlemeleri, akademimizin ve eğitim politikalarımızın en çok tartışılan konularından biridir. Bir yanda yarıda kalmış hayatlara ikinci bir şans verme arzusu, diğer yanda ise akademik niteliğin, ciddiyetin ve sistemik disiplinin korunması kaygısı yer alıyor.
Çağımız bir hız ve dönüşüm çağı. Teknolojinin, yapay zekânın ve dijital sistemlerin dünya dengelerini yeniden biçimlendirdiği tarihi bir eşikten geçiyoruz. Bugün uluslararası alanda güçlü kalmanın yolu, bilgiyi üreten ve o bilgiyi teknolojiye dönüştüren nitelikli insan kaynağımızdan geçiyor. Bu kaynağın ana damarı ise hiç şüphe yok ki üniversitelerimiz ve onların kalbi olan mühendislik bölümlerimizdir.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.