Bu seri boyunca ölümler gördük.Çocuklar, askerler, anneler, isimsiz bedenler gördük.Ve her seferinde aynı soruya yaklaştık ama tam olarak sormadık.
Bazı fotoğraflar vardır; bakmak istemezsin.Bazı fotoğraflar vardır; bakamadığın için suçluluk duyarsın.
Bazı fotoğraflar bir ölümü gösterir.Bazıları bir bakışı.Bazıları bir çocuğun sessizliğini.
Bazı fotoğraflar vardır; yayımlandığı anda dünya susar.Bazı fotoğraflar vardır; konuşuldukça daha da ağırlaşır.Nilüfer Demir’in 2015 yılında Bodrum kıyısında çektiği Aylan Kürdi fotoğrafı, işte bu ikinci türdendir.
Bazı fotoğraflar bir ölümü gösterir.Bazıları bir yüzü.Bazıları bir çığlığı.
Bazı fotoğraflar bir gerçeği açığa çıkarmaz; gerçeği kilitler. Eddie Adams’ın 1968 yılında Vietnam’da çektiği ve tarihe “Saigon İnfazı” olarak geçen fotoğraf, işte bu türden bir kare. Bir adamın şakağında patlayan bir kurşun… Bir başka adamın donmuş yüzü… Ve deklanşöre basıldığı an, bir hayatın sona ermesiyle birlikte başka hayatların da yön değiştirdiği an.
Bazı fotoğraflar sessizdir ama bağırır. Dorothea Lange’in 1936 yılında çektiği “Migrant Mother”, Amerikan fotoğraf tarihinin en tanınmış karelerinden biridir. Yüzünde yorgunluk, bakışında belirsizlik, omuzlarında görünmeyen bir yük taşıyan bir kadın… Arkasına yaslanan çocuklar, yüzlerini annelerinin omzuna saklamıştır. Bu fotoğraf, Büyük Buhran’ın simgesi hâline gelmiş; yoksulluğun, çaresizliğin ve dayanma gücünün görsel karşılığı olarak kabul edilmiştir.
Bazı fotoğraflar vardır; yayımlandığı gün dünyayı sarsar, ama asıl etkisini yıllar içinde gösterir. Nick Ut’un 1972 yılında Vietnam’da çektiği ve tarihe “Napalm Girl” olarak geçen fotoğraf, savaş fotoğrafçılığının yalnızca bir belgesi değil; modern çağın vicdan kırılma anlarından biridir.
Bazı fotoğraflar trajediyi haykırır. Bazıları ise sessizce bakar. Ama her ikisi de izleyiciyi rahatsız eder. Steve McCurry’nin 1984 yılında çektiği ve National Geographic kapağıyla tüm dünyaya yayılan “Afganlı Kız” fotoğrafı, işte bu sessiz ama yakıcı bakışın en bilinen örneklerinden biridir.
Bazı fotoğraflar vardır; yalnızca bir anı değil, bir dönemin vicdanını temsil eder. Basıldığı gazeteden, asıldığı sergi duvarından, paylaşıldığı ekrandan çok daha fazlasıdır. O fotoğraflar bakana yalnızca “ne görüyorum?” sorusunu sordurmaz; “ben ne yapıyorum?” sorusunu da dayatır. Kevin Carter’ın 1993 yılında Sudan’da çektiği ve ona Pulitzer Ödülü’nü kazandıran, aynı zamanda hayatını geri dönülmez bir yola sürükleyen fotoğraf da işte bu karelerden biridir.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.