Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'in gündeminde enerji dönüşümü, iklim finansmanı, uyum politikaları, kayıp ve zarar, dirençli şehirler, sürdürülebilir tarım ve yeşil sanayi bulunuyor. Prof. Dr. Hacı Mehmet Şahin, yazı dizisinin ikinci bölümünde iklim hedeflerinin neden yalnızca açıklanmakla kalmayıp finansman, teknoloji, adil geçiş ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini değerlendiriyor.
9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek COP31, yalnızca küresel iklim müzakerelerinin değil, Türkiye'nin enerji dönüşümü, teknoloji politikaları ve 2053 net sıfır emisyon hedefinin de önemli bir sınavı olacak. Prof. Dr. Hacı Mehmet Şahin, COP31 yazı dizisinin ilk bölümünde Antalya'nın dünya iklim diplomasisindeki rolünü, Türkiye'nin önündeki fırsatları ve verilen sözlerin somut sonuçlara dönüşmesinin neden belirleyici olduğunu değerlendiriyor.
Türkiye, Orta Gelir Tuzağı'nı aşmak istiyorsa enerjiyi yalnızca üreten ve tüketen değil, enerji teknolojilerini geliştiren bir ülkeye dönüşmek zorunda. Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve Ergimiş Tuz Reaktörleri (MSR) gibi henüz küresel teknoloji yarışının tamamlanmadığı yeni nesil sistemler, Türkiye için yalnızca bir enerji seçeneği değil; bilim, mühendislik, sanayi ve yüksek katma değerli üretimde yeni bir sıçrama fırsatı olabilir.
Ankara’da 2009 yılında başlayan NURER yolculuğunun sekizinci durağı bu kez Almatı oldu. Nükleer enerjiden yenilenebilir kaynaklara, hidrojenden füzyona, enerji depolamadan yapay zekâya uzanan tartışmalar bana bir gerçeği yeniden gösterdi: Enerjinin geleceği artık yalnızca kaynaklara sahip olmakla değil, bilim ve teknoloji üretebilmekle şekillenecek.
Enerji, artık yalnızca elektrik üretiminin konusu değildir. Sanayiden teknolojiye, dış politikadan milli güvenliğe kadar ülkelerin rekabet gücünü belirleyen stratejik bir alandır. Türkiye'nin Orta Gelir Tuzağı'nı aşabilmesi; enerjiyi yalnızca tüketen değil, enerji teknolojilerini geliştiren ve ihraç eden bir ülkeye dönüşebilmesine bağlıdır.
Türkiye'nin Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkışı; yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla değil, nitelikli insan kaynağı, güçlü sanayi altyapısı ve uzun vadeli kalkınma vizyonuyla mümkün olacaktır. Kalıcı refahın yolu; bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi üretime ve üretimi yüksek katma değere dönüştürebilen bir kalkınma modelinden geçmektedir.
Türkiye’nin ikinci yüzyılında küresel güç olmanın yolu; enerji bağımsızlığından, teknoloji üretiminden ve bilim temelli kalkınmadan geçiyor. 2053 hedefi yalnızca ekonomik büyüme değil; enerji teknolojileri geliştiren, yüksek katma değer üreten ve geleceği tasarlayan bir Türkiye inşa etmektir.
Türkiye büyüyor, üretiyor ve ihracat yapıyor. Ancak asıl soru artık şudur: Bu büyüme neden kalıcı bir refah sıçramasına dönüşemiyor? Orta gelir tuzağından çıkış; üretim miktarını artırmakla değil, üretimin niteliğini dönüştürmekle mümkündür.
Türkiye artık sadece büyümeyi değil, yüksek gelirli ülkeler ligine nasıl yükseleceğini tartışmak zorundadır. Orta gelir tuzağından çıkışın anahtarı; teknoloji, verimlilik, eğitim ve kurumsal dönüşümdür.
Sevgili okurlarım, yaklaşık 12-13 yıl önce Gazi Üniversitesi'nde ve Üniversite Sanayi İşbirliği çerçevesinde verdiğim seminerlerde sıkça dile getirdiğim, halen de ülkemiz için önemini artırarak devam eden Türkiye Orta Gelir Tuzağı konusunu önümüzdeki birkaç yazı dizisi ile ele almak, kamuoyunun dikkatini çekmek için bu yazıyı ele aldım.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.