Ortadoğu söz konusu olduğunda, aceleci okumalar genellikle gerçeğin önüne geçer. İran’da son dönemde yaşanan toplumsal hareketlilik de bu riskli alanlardan biridir. Sokaklara yansıyan öfkeyi, otomatik biçimde “rejim karşıtı büyük bir ayaklanma” olarak etiketlemek, hem İran toplumunun sosyolojisini hem de bölgesel dengeleri ıskalamak anlamına gelir.
Bir üniversite düşünün…Taş duvarlarında bir milletin hafızası, koridorlarında Cumhuriyet’in sesi, sınıflarında yarının öğretmeni, hekimi, mühendisi, sanatçısı dolaşsın. Bir üniversite düşünün ki sadece diploma vermesin; istikamet, sorumluluk ve vicdan kazandırsın. İşte Gazi Üniversitesi tam da budur.
Bazı insanlar vardır; yalnızca yaşadıkları hayatla değil, dokundukları hayatlarla da hatırlanırlar. Bazı isimler vardır; bir şehirle birlikte anılır, bir coğrafyanın kaderine sessizce ama ısrarla eşlik ederler. İşte Prof. Dr. Zeliha Tekin, tam da böyle bir isimdir.
Davos 2026’da yapay zekâ başlığı etrafında yapılan tartışmalar, artık bu alanın bir “teknoloji trendi” olarak ele alınamayacağını açık biçimde göstermiştir. Yapay zekâ, yalnızca üretim süreçlerini hızlandıran ya da maliyetleri düşüren bir araç değil; devletlerin yönetim kapasitesini, toplumların adalet algısını ve ülkelerin küresel sistemdeki konumunu yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm alanıdır. Bu nedenle temel soru, yapay zekânın ne kadar gelişeceği değil; bu dönüşüm karşısında Türkiye’nin nasıl bir yön seçeceğidir.
İsviçre’nin Davos kasabasında 19-23 Ocak'ta düzenlenen 2026 Dünya Ekonomik Forumu, bu yıl alışıldık diplomatik nezaketin ve yuvarlak cümlelerin çok ötesine geçen bir gerilime sahne oldu. Yapay zekâ artık bir “gelecek teknolojisi” değil; küresel güç dengelerini, ekonomik üretim modellerini ve hatta insan olmanın anlamını yeniden tanımlayan bir medeniyet meselesi olarak masadaydı. Tartışmaların sertliği, konunun yalnızca teknik değil, varoluşsal bir eşiğe geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
Davos 2026 Dünya Ekonomik Forumu, insanlık tarihinin belki de en kritik eşiklerinden birine tanıklık etti. Dünya liderleri, teknoloji devleri ve akademisyenler yapay zekâyı artık sıradan bir teknolojik araç olarak değil, insanlık tarihindeki en dönüştürücü paradigma olarak ele aldı. Tartışmaların merkezinde klasik ama derin bir ikilem vardı: Eşi görülmemiş fırsatlar ile benzeri görülmemiş riskler arasındaki ince çizgi.
Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği artık yalnızca bir üniversite bölümü değildir. O, bir kuşağın geleceğe dair beklentisinin, ekonomik çıkış arayışının ve giderek büyüyen bir toplumsal hayal kırıklığının adıdır. Bir zamanlar disiplin, seçkinlik ve entelektüel zorlukla anılan bu alan, bugün tabelası en hızlı çoğalan bölümlerden biri hâline gelmiş; nicelik arttıkça nitelik tartışması kaçınılmaz olmuştur.
Türk bayrağı, bu coğrafyada yalnızca bir devlet alameti değildir. O bayrak; toprağa düşen her şehidin son bakışı, anaların sessiz duası ve bir milletin binlerce yıllık yürüyüşünün somutlaşmış hâlidir. Ay-yıldız, rüzgârda dalgalanan bir kumaş değil; geçmişle gelecek arasında kurulan bir varlık köprüsüdür. Bu nedenle Türk bayrağına uzanan her el, yalnızca bir sembole değil; bir milletin ortak hafızasına, tarihsel onuruna ve egemenlik iradesine yönelmiş sayılır.
Donald John Trump’ın ikinci kez Amerikan Başkanlığı koltuğuna oturmasıyla birlikte dünya düzeni nezaketini kaybetmiş olabilir; fakat gerçekliğini kaybetmiş değildir. Aksine, daha çıplak, daha sert ve daha öğretici bir hâl almıştır. Bu yeni düzende devletler artık iyi niyetleriyle değil, hesaplama kapasiteleriyle ayakta kalmaktadır. Güç, tank sayısıyla değil; algoritma kalitesiyle ölçülmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK’in) 23 Temmuz 2025’te yayımladığı 2024 Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, Türkiye’de üniversite mezunlarının işgücü piyasasındaki konumlarının alanlara göre belirgin biçimde ayrıştığını göstermektedir. Sağlık, mühendislik ve bilişim gibi teknik programlar yüksek istihdam ve hızlı iş bulma avantajı sunarken; sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon gibi alanlarda düşük istihdam, uzun iş arama süreleri ve zayıf alan uyumu dikkat çekmektedir.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.