YAZARLAR

  • 31 Aralık 2025, Çarşamba

Evliya Çelebi Döneminde Osmanlı Sosyal Hayatı ve Müzik Kültürü (17. Yüzyıl)

Türk kültür tarihinin en renkli en popüler figürlerinden birisi de Evliaya Çelebi’dir. Bilinen hikayesi ile o rüyasında Hz. Peygamberi görür ve “Şefahat yâ Resulallah demek isterken Seyahat ya Resulallah” demesi onun gezisinin temel parametresini oluşturur. Evliya Çelebi (1611–1682), Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama dönemine girdiği 17. yüzyılda yaşamış, gördüklerini ve duyduklarını on ciltlik dev eseri Seyahatnâme'de kaydetmiş bir seyyah, gözlemci ve musikişinastır. Bu eser, söz konusu dönemin sosyal hayatı ve müzik kültürü ve enstrümanları hakkında birinci elden ve benzersiz detaylar anlatımlar sunar. Onun bazı anlatımları abartılı bulunsa da en azından gördüğü ve yaşadığı olaylar hakkında bize derin fikirler verir.

  • 28 Aralık 2025, Pazar

Âşık Ahmet Poyrazoğlu: Erciş'ten Zeytinburnu'na Uzanan Geleneğin Köprüsü

İTÜ Sanatçı Öğretim Görevlisi Süleyman Şenel’in kaleme aldığı “Zeytinburnu'nda Ercişli Bir Usta Âşık Ahmet Poyrazoğlu” başlıklı monografik çalışma, Zeytinburnu Belediyesi tarafından yayınlandı. Âşık edebiyatının kentleşme sürecindeki dönüşümünü ve gelenek taşıyıcısının modern hayattaki rolünü anlamak açısından dikkate değer bir çalışmadır. Türk kültür ve sanat hayatı için kritik bir figür olan Âşık Ahmet Poyrazoğlu’nun yaşamı, sanatı ve aşıklık geleneği içindeki yerini aydınlatmaktadır. Bu çalışma, Poyrazoğlu’nun aşıklık geleneği ve müziği bağlamında kültür ve sanata olan çok boyutlu etkisini anlamamız için sağlam bir zemin sunar. Poyrazoğlu’nun etkisi, özellikle göç, kentleşme ve kültürel devamlılık gibi modern zorluklar karşısında geleneği yaşatma çabası üzerinden analiz edilebilir.

  • 26 Aralık 2025, Cuma

Türkiye’de Yükseköğretim Düzeyinde Müzik Eğitimi: Batı Merkezli Sistemin Eleştirisi ve Türk Müziği Odaklı Yeniden Yapılandırma Stratejileri-2

Çalgı Yapımı ve Onarımı: Stradivari Ekolünün Yerelliği Dışlaması BEUN bünyesindeki Çalgı Yapımı ve Onarımı Bölümü’nün eğitim vizyonu, sistemin yerellikten ne kadar uzaklaştığının bir başka kanıtıdır. Bölümün öğretim planları, "Stradivari il Cremonese" ekolünü (İtalyan stili) temel yapısal teknik olarak benimsemiştir.6 Kuşkusuz, lüthiyelik sanatında İtalyan ekolü bir dünya standardıdır; ancak Karadeniz gibi zengin bir halk çalgısı kültürüne sahip bölgede yer alan bir üniversitenin, kemençe veya tulum yapımına dair bilimsel bir kürsü açmamış olması dikkat çekicidir. Öğrenciler; matematiksel hesaplamalar, sesin fiziksel davranışları ve cilaların kimyasal içerikleri gibi teknik konularda Batı çalgıları üzerinden eğitilmektedir.6 Organoloji bilimi tüm kavramlarıyla derslerin bir parçası olsa da, bu bilimsel yaklaşımın neden Türk Müziği enstrümanlarına (Ud, Kanun, Tanbur, Bağlama vb.) uygulanmadığı sorusu yanıtsız kalmaktadır. Bu durum, yerel müzik teknolojisinin ve zanaatının akademik düzeyde "yok sayılmasına" ve bilimsel metotlarla geliştirilmesinin engellenmesine yol açmaktadır.

  • 24 Aralık 2025, Çarşamba

Türkiye’de Yükseköğretim Düzeyinde Müzik Eğitimi: Batı Merkezli Sistemin Eleştirisi ve Türk Müziği Odaklı Yeniden Yapılandırma Stratejileri-1

Türkiye’de müzik eğitimi sistemi, tarihsel süreç içerisinde modernleşme projelerinin en temel yapı taşlarından biri olarak kurgulanmıştır. Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda, Batı Klasik Müziği normlarının bir "çağdaşlaşma" kriteri olarak benimsenmesi, yükseköğretim kurumlarındaki müzik bölümlerinin ve konservatuvarların bu eksende şekillenmesine yol açmıştır. Ancak gelinen noktada, toplumsal dokudan kopuk, sadece belirli bir estetik, sanat anlayışa hizmet eden ve Türkiye’nin bin yılı aşkın makamsal müzik mirasını ikincil plana iten bu sistemin sürdürülebilirliği ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Türkiye’nin sosyo-kültürel gerçekliğiyle uyumlu, yerel mirası evrensel pedagojik yaklaşımlarla harmanlayan bir modelin inşası, sadece bir kültürel tercih değil, aynı zamanda ulusal bir eğitim zorunluluğudur.

  • 22 Aralık 2025, Pazartesi

Türkiye’de Halkbiliminin Kurumsallaşması: Geçmişten Geleceğe Stratejik Bir Analiz

Halkbilimi (Folklor) ya da Halk Kültürü, bir toplumun maddi ve manevi kültür ürünlerini inceleyen, toplumsal belleği kayıt altına alan ve kimlik inşasında temel rol oynayan bir disiplindir. Türkiye’de 19. yüzyılın sonlarında "Halkiyat" adıyla tartışılmaya başlanan bu alan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte ulus-devlet inşasının merkezine yerleşmiştir. Ancak günümüzde bu disiplin, bilimsel bir araştırma alanından ziyade, bürokratik bir yapıya hapsolmuş durumdadır. 

  • 20 Aralık 2025, Cumartesi

Pir Sultan Abdal'ın İnanç Dünyası ve Edebi Mirası: Şiir ve Halk Müziğine Yansımaları

Pir Sultan Abdal Türk kültürünün en önemli şahsiyetlerinden biridir.16. Yüzyıl Anadolu halk ozanı sadece şiirleriyle değil, aynı zamanda Alevi-Bektaşi inancının ve toplumsal dayanışma ruhunun en güçlü temsilcisi olmasıyla da Türk kültür tarihinde müstesna bir yere sahiptir. O'nun edebi mirası, bir yandan Anadolu Türkçesinin sadeliğini ve zenginliğini yansıtırken, diğer yandan dönemin siyasi otoritesine (Osmanlı bürokrasisi) karşı Ehlibeyt sevgisi ekseninde şekillenen inançsal duruşu ifade etmiştir. Bu değerlendirmede, Pir Sultan Abdal'ın inanç dünyasının temel unsurlarının, onun şiir formlarına, temalarına ve nihayetinde halk müziği geleneğine nasıl yansıdığı, dini-tasavvufi mirası dikkate alınarak incelenmektedir.

  • 18 Aralık 2025, Perşembe

Türk Sanatlarının Kadim Zenginliği

Türkiye'de sanat ve kültür denildiğinde, modernleşme çabalarının etkisiyle Batı menşeli sanat disiplinleri (resim, heykel, bale, opera, modern tiyatro vb.) sıklıkla ön plana çıkmaktadır. Oysa, Türk medeniyeti, Batı Asya'dan Anadolu'ya ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasına uzanan binlerce yıllık birikimin ürünü olan, kendine has estetik kuralları ve derin manevi anlamlar taşıyan geleneksel sanatlara sahiptir. Hat, tezhip, minyatür, çini, Türk müziği, gölge oyunu ve geleneksel mimari gibi sanatlar, bu zenginliğin temel taşlarıdır ve modern sanatların gölgesinden çıkarak hak ettikleri değeri görmeleri önem arz etmektedir [1]. Bu analiz, Türk sanatlarının estetik ve kültürel derinliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  • 16 Aralık 2025, Salı

Türk Müziğinde Bemol Koma Sesler ve Geleneksel İcra Hassasiyeti Üzerine

Bu değerlendirme, Türk Müziği'nin temel kimliğini oluşturan koma seslerinin (mikrotonal aralıklar) icradan çıkarılması ve bu durumun geleneksel müzik mirası üzerindeki etkileri hakkındaki güçlü eleştirileri analiz etmektedir. Sib2 koma sesinin özel olarak belirtilmesi, müziğin temel yapı taşlarından biri olan B (Si) perdesinin akort ve makam tanımlamasındaki kritik rolüne işaret etmektedir. Eleştirinin odak noktası, popülerleşme eğilimlerinin geleneksel icra kurallarını aşındırması ve sanatsal yorumun sınırlarının sorgulanmasıdır. Son dönemlerde batı müziği icra eden kişi veya grupların halk tabiri ile “Yağma Hasan’ın Böreği” veya “Mal Bulmuş Mağribi” gibi Türk müziği makamsal ses sistemi özelliklerine yok sayma gibi bir tutum içerisindedirler.

  • 14 Aralık 2025, Pazar

Türk Halk Müziği Bağlamında Neşet ve Muharrem Ertaş'ın Toplumsal Kimlik İnşasındaki Rolü

Türk halk müziğinin Orta Anadolu kolunda, özellikle Kırşehir merkezli Abdal geleneği içinde doğup gelişen Muharrem Ertaş (1913-1984) ve Neşet Ertaş (1938-2012), icra ettikleri sanatla bölgesel bir kimliği ulusal düzeye taşımış usta-çırak ve baba-oğul ozanlardır. Bu iki ismin sanatsal performansı, sadece müzikal bir aktarım değil, aynı zamanda uzun yıllar boyunca toplumun çeperinde kalmış, yoksulluk ve dışlanmışlıkla mücadele etmiş Abdal kimliğinin bir ifade ve kabul aracı haline gelmiştir. Onların müziği, hem yerel Türkmen Abdal kimliğini yeniden üretmiş hem de Anadolu'nun geniş kesimleri için evrensel bir "garip" kimliği inşa etmiştir.

  • 13 Aralık 2025, Cumartesi

Türk Halk Müziğinde Yöresel Tavır, İcra Özellikleri ve Sanatçı Etkisi

Türk halk müziği (THM), Türk coğrafyasının kadim kültürel mirasını taşıyan, geniş bir coğrafyaya yayılmış ve derin bir çeşitliliğe sahip sanat formudur. Bu müzik, sadece melodilerden ve sözlerden ibaret olmayıp, her bölgenin tarihini, coğrafyasını ve toplumsal yaşam biçimini yansıtan yöresel tavırlar ve icra üslupları bütünüdür. Bu kültürel zenginliğin günümüze ulaşmasında ve yaygınlaşmasında, icra ve bağlama başta olmak üzere birçok çalım tekniğinde zirveye ulaşmış usta sanatçıların rolü yadsınamaz.