GirişTürkiye’deki müzik kültürü, Tanzimat’tan itibaren ivme kazanan ve Cumhuriyet dönemiyle kurumsallaşan bir "modernleşme" projesinin merkezinde yer almıştır. Bu süreçte Batı müziği, "çağdaşlaşmanın" ve "evrenselliğin" simgesi olarak konumlandırılırken; geleneksel müzikler (Türk Sanat Müziği ve özellikle Türk Halk Müziği), "yerellik", "ilkelik" veya "doğululuk" parantezine alınmıştır. Büyük şair N.F.Kısakürek’in Sakarya şiirinde ifadesini bulan “Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya/Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!” misali kendi öz yurdunda yabancılaştırılan binlerce yıllık kültürel birikimin feryadıdır aslında bu yazı.Yazıda, Batı müziği eğitimi almış icracıların kendi kültürel köklerine yönelik geliştirdikleri "küçümseyici" veya "yabancılaşmış" tutum, Pierre Bourdieu’nün kültürel ayrım kuramı ve Edward Said’in oryantalizm kavramları çerçevesinde yorumlancaktır.
1.Giriş: Aşık Şenlik ve Müzik Kültürüne Etkisi Türk Kültür ve Sanat hayatı tarihine iz bırakan yüzlerce şahsiyetler vardır. Ancak bunlardan çok azı yazılı sözlü tarih ve kayıtlarla veya anlatılarla varlığı bilinmektedir. Bu müstesna kişiliklerden birisi de 19.Yüzyılın önemli halk ozanlarından Aşık Şenlik’tir. (1850-1884). Kars'ın Çıldır İlçesine bağlı Yakınsu doğmuş, yöresinde yetişmiş ve sazıyla sözüyle bölgenin kültürel belleğinde derin izler bırakmıştır. Sanatının temelini usta-çırak geleneği, özellikle de atışma ve muamma çözme becerisi oluşturur. Şenlik'in müzik kültürüne etkisi, sadece geleneksel aşık makamlarını korumakla kalmayıp, aynı zamanda 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) ağır travmasını eserlerine taşıyarak yöre halkının acılarını, umutlarını ve direnişini dile getirmesiyle belirginleşir. Eserleri, günümüzde dahi Kafkasya ve Doğu Anadolu âşık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilmekte, onun deyişleri ve Koçaklamaları sonraki kuşak ozanlara ilham kaynağı olmuştur.
Giriş Türk kültür hayatının sembol isimlerinden Erol Güngör, Türk modernleşmesinin yapısal tıkanıklıklarını analiz ederken "kültürel süreklilik" kavramını merkeze alır. Ona göre bir cemiyetin hayatiyeti, tarihsel birikimiyle kurduğu organik bağın sıhhatine bağlıdır. Müzik sosyolojisi açısından bakıldığında, musiki sadece seslerin estetik bir dizilimi değil, bir toplumun dünya görüşünün, inanç sisteminin ve sosyal yapısının işitsel bir projeksiyonudur. Modern olmak modernleşmek algısı üzerine kurgulanan senaryonun sonraki yıllarda derin kültürel kırılmaya yol açacağı göz ardı edilmiş gözükmektedir. Herhangi bir kültürün derin şoklara maruz bırakılması ileride kendi kültürüne yapancı nesillerin ortaya çıkması sonucunu getirmiştir. Bu çalışma, Güngör’ün "milli sentez" ve "sosyal mühendislik eleştirisi" perspektiflerini, Türk müziğinin modernleşme sürecindeki sancıları üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Giriş Cumhuriyet Türkiye'sinin erken dönem müzik politikaları, "muasır medeniyetler seviyesine ulaşma" ideali doğrultusunda radikal bir dönüşümü hedeflemiştir. Bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biri olan Eduard Zuckmayer, 1936 yılında Paul Hindemith’in tavsiyesiyle Türkiye’ye gelmiş ve 1972 yılındaki vefatına kadar Musiki Muallim Mektebi (daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü) bünyesinde Türk müzik eğitiminin mimarlığını yapmıştır. Ancak Zuckmayer’in pedagojik yaklaşımı, sadece teknik bir eğitim modeli sunmakla kalmamış; aynı zamanda yerel müzik kültürünü dışlayan bir "evrensellik" iddiasıyla Anadolu gençliğinin kültürel kimliğinde derin yarılmalar yaratmıştır.
Türk kültür ve sanatına en yüksek seviyede etki eden ve toplumun gönül dünyasında iz bırakan şahsiyetlerinden biri de şüphesiz Alvar’lı Efe’dir. Asıl adı (Muhammed Lutfî Efendi. 1868-1956), Millî Mücadelenin doğu cephesinde yer alan simge isimlerden birisidir. Onun bu yönü dikkat çekmektedir. Alvar’lı Efe bölgede tanınan dini konularda tanınan kimliktir. Alvar’lı Nakşibendî ve Kadirî tarikatlarında şeyhlik yapmış, aynı zamanda şair ve alim bir zattır. Hayatı boyunca irşad faaliyetlerinde bulunmuş, şiirleriyle tasavvufi düşüncelerini yaymıştır. Vefatından sonra şiirleri oğlu tarafından "Hülâsatü'l-Hakâyık" adıyla kitaplaştırılmıştır. Alvar’lı Efe'nin etkisi, tasavvufi düşüncesiyle sınırlı kalmamış, yazdığı şiirler aracılığıyla Türk tasavvuf, halk ve sanat müziğine doğrudan sirayet etmiştir.
Giriş 11.Yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından kaleme alınan Dîvânu Lugâti’t-Türk (DLT), Türk dilinin ve kültürünün en temel başvuru kaynağıdır. Eser, sadece bir sözlük olmanın ötesinde; Türk boylarının coğrafyasını, folklorunu, mitolojisini ve sosyal hiyerarşisini içeren ansiklopedik bir mahiyete sahiptir. Bu sosyal dokunun ayrılmaz bir parçası olan müzik kültürü, Kaşgarlı’nın tanıklığında, özellikle çalgı isimleri ve bu çalgıların icra edildiği ortamlar üzerinden somutlaşmaktadır. Ayrıca kitabın ilk yazılı kaynak olması da son derece önemlidir. Bu metinde, eserdeki organolojik veriler sınıflandırılarak dönemin müzik icrasına dair bazı yorumlar yapılacaktır.
Bosna Hersek müziği, özellikle de "Sevdalinka", Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'daki beş asırlık varlığının en rafine kültürel meyvelerinden biridir. Bu analiz, Türk müziği ile Sevdalinka arasındaki yapısal ve estetik benzerlikleri bilimsel bir perspektifle ele almaktadır.
Özet Türk halk müziği geleneği içerisinde "gurbet" teması, yalnızca melodik bir yapı veya edebi bir motif olmanın ötesinde, toplumsal değişimlerin, göç hareketlerinin ve bireyin mekânla kurduğu ontolojik bağın estetik bir dışavurumudur. Bu çalışma, gurbet türkülerini müzik sosyolojisi bağlamında ele alarak, bu eserlerin kültürel kimliğin korunması ve toplumsal belleğin aktarılmasındaki işlevini incelemektedir. Analiz sürecinde, müziğin toplumsal yapı ile olan karşılıklı etkileşimi, göçün yarattığı "ötekilik" hissi ve türkülerin birleştirici gücü üzerinde durulmaktadır.
Musiki İnkılabı ve Kültürel Bellek Kaybı Ziya Gökalp’in "müzikte Türkçülük" programı çerçevesinde şekillenen Musiki İnkılabı, Türk toplumunun ses dünyasına yapılan en radikal müdahaledir. Gökalp’e göre, Osmanlı’nın makam müziği "hastalık" ve "melankoli" üretirken, Batı’nın çok sesli müziği "sağlık" ve "dinamizm" simgesidir. Bu bakış açısıyla, geleneksel Türk müziği devlet radyolarında yasaklanmış, konservatuvarlardan kaldırılmış ve halk zorla Batı klasik müziğine yönlendirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son iki yüzyılından devralınan ve Cumhuriyet döneminde radikalleşen Batılılaşma süreci, Türk toplumunun bin yıllık tarihsel birikimi ile modern dünya paradigmaları arasında derin bir gerilim hattı oluşturmuştur. Bu süreç, sadece devletin idari ve askeri yapısını değil, aynı zamanda toplumun en derin kültürel kodlarını, aile yapısını, sanat anlayışını ve ekonomik davranış kalıplarını hedef alan kapsamlı bir mühendislik projesi niteliğindedir.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.