YAZARLAR

  • 20 Aralık 2025, Cumartesi

Pir Sultan Abdal'ın İnanç Dünyası ve Edebi Mirası: Şiir ve Halk Müziğine Yansımaları

Pir Sultan Abdal Türk kültürünün en önemli şahsiyetlerinden biridir.16. Yüzyıl Anadolu halk ozanı sadece şiirleriyle değil, aynı zamanda Alevi-Bektaşi inancının ve toplumsal dayanışma ruhunun en güçlü temsilcisi olmasıyla da Türk kültür tarihinde müstesna bir yere sahiptir. O'nun edebi mirası, bir yandan Anadolu Türkçesinin sadeliğini ve zenginliğini yansıtırken, diğer yandan dönemin siyasi otoritesine (Osmanlı bürokrasisi) karşı Ehlibeyt sevgisi ekseninde şekillenen inançsal duruşu ifade etmiştir. Bu değerlendirmede, Pir Sultan Abdal'ın inanç dünyasının temel unsurlarının, onun şiir formlarına, temalarına ve nihayetinde halk müziği geleneğine nasıl yansıdığı, dini-tasavvufi mirası dikkate alınarak incelenmektedir.

  • 18 Aralık 2025, Perşembe

Türk Sanatlarının Kadim Zenginliği

Türkiye'de sanat ve kültür denildiğinde, modernleşme çabalarının etkisiyle Batı menşeli sanat disiplinleri (resim, heykel, bale, opera, modern tiyatro vb.) sıklıkla ön plana çıkmaktadır. Oysa, Türk medeniyeti, Batı Asya'dan Anadolu'ya ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasına uzanan binlerce yıllık birikimin ürünü olan, kendine has estetik kuralları ve derin manevi anlamlar taşıyan geleneksel sanatlara sahiptir. Hat, tezhip, minyatür, çini, Türk müziği, gölge oyunu ve geleneksel mimari gibi sanatlar, bu zenginliğin temel taşlarıdır ve modern sanatların gölgesinden çıkarak hak ettikleri değeri görmeleri önem arz etmektedir [1]. Bu analiz, Türk sanatlarının estetik ve kültürel derinliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  • 16 Aralık 2025, Salı

Türk Müziğinde Bemol Koma Sesler ve Geleneksel İcra Hassasiyeti Üzerine

Bu değerlendirme, Türk Müziği'nin temel kimliğini oluşturan koma seslerinin (mikrotonal aralıklar) icradan çıkarılması ve bu durumun geleneksel müzik mirası üzerindeki etkileri hakkındaki güçlü eleştirileri analiz etmektedir. Sib2 koma sesinin özel olarak belirtilmesi, müziğin temel yapı taşlarından biri olan B (Si) perdesinin akort ve makam tanımlamasındaki kritik rolüne işaret etmektedir. Eleştirinin odak noktası, popülerleşme eğilimlerinin geleneksel icra kurallarını aşındırması ve sanatsal yorumun sınırlarının sorgulanmasıdır. Son dönemlerde batı müziği icra eden kişi veya grupların halk tabiri ile “Yağma Hasan’ın Böreği” veya “Mal Bulmuş Mağribi” gibi Türk müziği makamsal ses sistemi özelliklerine yok sayma gibi bir tutum içerisindedirler.

  • 14 Aralık 2025, Pazar

Türk Halk Müziği Bağlamında Neşet ve Muharrem Ertaş'ın Toplumsal Kimlik İnşasındaki Rolü

Türk halk müziğinin Orta Anadolu kolunda, özellikle Kırşehir merkezli Abdal geleneği içinde doğup gelişen Muharrem Ertaş (1913-1984) ve Neşet Ertaş (1938-2012), icra ettikleri sanatla bölgesel bir kimliği ulusal düzeye taşımış usta-çırak ve baba-oğul ozanlardır. Bu iki ismin sanatsal performansı, sadece müzikal bir aktarım değil, aynı zamanda uzun yıllar boyunca toplumun çeperinde kalmış, yoksulluk ve dışlanmışlıkla mücadele etmiş Abdal kimliğinin bir ifade ve kabul aracı haline gelmiştir. Onların müziği, hem yerel Türkmen Abdal kimliğini yeniden üretmiş hem de Anadolu'nun geniş kesimleri için evrensel bir "garip" kimliği inşa etmiştir.

  • 13 Aralık 2025, Cumartesi

Türk Halk Müziğinde Yöresel Tavır, İcra Özellikleri ve Sanatçı Etkisi

Türk halk müziği (THM), Türk coğrafyasının kadim kültürel mirasını taşıyan, geniş bir coğrafyaya yayılmış ve derin bir çeşitliliğe sahip sanat formudur. Bu müzik, sadece melodilerden ve sözlerden ibaret olmayıp, her bölgenin tarihini, coğrafyasını ve toplumsal yaşam biçimini yansıtan yöresel tavırlar ve icra üslupları bütünüdür. Bu kültürel zenginliğin günümüze ulaşmasında ve yaygınlaşmasında, icra ve bağlama başta olmak üzere birçok çalım tekniğinde zirveye ulaşmış usta sanatçıların rolü yadsınamaz.

  • 11 Aralık 2025, Perşembe

Alevi-Bektaşi Müziğinin Türk Halk Müziği Üzerindeki Dini ve Felsefi Etkileri

Alevi-Bektaşi müziği, Kadim Türk müzik kültüründe, Türk Halk Müziği (THM) geleneğinin tartışmasız en derin, en zengin ve en temel katmanlarından birini oluşturur. Bu müzik, sadece ezgisel bir miras değil; aynı zamanda köklü bir felsefenin, inancın ve toplumsal hafızanın doğrudan aktarım aracıdır. Bu analizi dini ve felsefi etkiler olmak üzere iki ana başlıkta inceleyebiliriz:

  • 09 Aralık 2025, Salı

Tasavvufi Müziğin Şeb-i Arus Törenindeki Rolü: Mevlevi Ayin-i Şerifi Üzerine

Şeb-i Arus törenleri bu yıl 752 yılı Vuslat Yıl dönemi olarak Konya’da 7-17 Aralık 2025 tarihleri arasında yapılıyor. Mevlâna Celaleddin-i Rumi’nin (ö. 1273) felsefesi, ilahi aşka ulaşmanın ve yaradan ile bütünleşmenin yollarını arayan bir mistisizmi temsil eder. Bu mistisizmin en çarpıcı ve evrensel ifadeleri ise sema ve musiki ritüelleridir. Mevlâna’nın ölüm gecesini "Düğün Gecesi" anlamına gelen Şeb-i Arûs olarak adlandırması, maddi varoluştan ilahi olana geçişi bir ayrılık değil, bir vuslat olarak görmesinin sonucudur

  • 06 Aralık 2025, Cumartesi

Ağıttan Zeybeğe Bir Türkünün Değişim Süreci: Duygusallıktan Kahramanlığa

Kültürel unsurların sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde olduğu gerçeği, halk müziğimizin en çarpıcı örneklerinden biri olan ağıt ve zeybek formlarının evriminde açıkça gözlemlenmektedir. Ağıt, bir olayın yarattığı derin acının, kaybın veya trajedinin ilk, otantik ve genellikle doğaçlama (improvize) sözel-ezgisel ifadesiyken; Zeybek, bu acının zamanla kahramanlığa, ritüelize edilmiş bir dansa ve bölgesel kimliğin sembolüne dönüşmüş halidir. Bu dönüşüm süreci, temelde dört ana mekanizma üzerinden gerçekleşmiştir: Müzikal Yapıdaki Değişim, Anlatısal Kimlik Kayması, Coğrafi Aktarım ve Kültürel Ritüelleşme.

  • 04 Aralık 2025, Perşembe

Akademisyenlerin Mali ve İdari Sorunlarının Çözümüne Yönelik Öneri

Mevcut Durum Yükseköğretim kurumlarındaki öğretim üyeleri, ülkenin bilimsel, teknolojik ve kültürel gelişiminde stratejik rol oynamaktadır Ancak son dönemde yaşanan enflasyonist ortam ve kamuda üst bürokrasiye yönelik seyyanen zamların kapsamı dışında bırakılmaları, akademisyen maaşlarının, nitelikli diğer kamu personeli ve özel sektör ücretlerine kıyasla hızla erimesine neden olmuştur.

  • 02 Aralık 2025, Salı

Öğretim Üyelerinin Emeklilik Yaşı Düzenlemesi ve Akademisyenlerin Özlük Hakları

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın öğretim üyelerinin zorunlu emeklilik yaşının 67’den 72’ye, sözleşmeli olarak ise 75’e kadar yükseltilebileceğine dair açıklaması, akademik insan kaynağının etkin kullanımı açısından önemli bir adımdır. Bu düzenlemenin akademiye pozitif katkı sunması için, geçmişte zorunlu emekliliğe tabi tutulmuş akademisyenlerin haklarını ve geri dönüş süreçlerini netleştiren hükümler içermesi kritik önem taşımaktadır.