TÜRKİYE’NİN DÖNÜŞÜM DEFTERİ (1): Neden Bu Yazı Dizisi? Ankara 2030’da Bilim–Sanayi–Teknoloji–Yenilikçilik İçin Ortak Akıl Çağrısı
Ankara 2030 vizyonunu konuşurken, “geleceği tasarlamak” ile “geleceği yönetmek” arasındaki farkı daha fazla erteleyemeyiz. Bu yazı dizisi; bilimsellik, objektiflik ve veriye dayalı akıl yürütme zemininde, bilim–sanayi–teknoloji–yenilikçilik zincirini Ankara merkezli bir perspektifle ele alarak, Türkiye’nin dönüşüm gündemine katkı sunmayı hedefliyor.
“Ya Allah, bismillah” diyerek başlıyoruz. Çünkü hepimizin ortak bir sezgisi var: Türkiye’nin önünde yalnızca bir “gelişme” değil, daha derinde bir dönüşüm eşiği bulunuyor. Bu eşiği geçmek; sloganlarla, temennilerle, tekil başarı hikâyeleriyle değil; ölçülebilir hedeflerle, kurumsal kapasiteyle ve ortak akıl zemininde mümkün olabilir.
Bu yazı dizisini başlatmamızın nedeni tam da burada yatıyor: Ankara 2030’u yalnızca bir “şehir vizyonu” olarak değil, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik rekabet gücünü besleyen bir stratejik odak olarak tartışmak. Bu tartışmayı da ayrıntıya boğmadan ama yüzeyselleştirmeden; veriye dayalı, bölgesel ve küresel eğilimleri gözeten ve okuyucunun kendi alanıyla bağ kurabileceği bir dil içinde yürütmek.
Neden şimdi?
Bölgesel ve küresel ölçekte rekabet artık sadece “kim daha çok üretiyor?” sorusuna indirgenmiyor. Sorunun şekli değişti:
- Kim daha hızlı öğreniyor?
- Kim daha iyi uyguluyor?
- Kim bilgi üretimini ürüne, ürünü pazara, pazarı da refaha dönüştürebiliyor?
Dünya ekonomisinde değer; üretim kapasitesinden çok, üretimi mümkün kılan teknoloji, yetkinlik, tedarik güvenliği, veri altyapısı, standartlar ve bunları yöneten kurumsal akıl üzerinden dağıtılıyor. Bu nedenle dönüşüm, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda yönetişim, eğitim, şehircilik ve toplumsal güven meselesidir.
Bu dizinin temel iddiası: Zinciri kurmadan sonuç gelmiyor
Bu yazı dizisinin omurgası şudur:
Bilim → Teknoloji → Sanayi → Yenilikçilik → Rekabet Gücü → Toplumsal Refah
Bu zincirin herhangi bir halkası zayıf kalırsa, diğer halkalarda ne kadar iyi görünürsek görünelim, sonuç “kalıcı sıçrama”ya dönüşmez. Örneğin araştırma yaparsınız ama teknolojiye dönüşmez; teknoloji geliştirirsiniz ama sanayide ölçeklenmez; girişim çıkarırsınız ama sürdürülebilir büyümeye ulaşamaz.
Biz bu dizide, zinciri bir bütün olarak ele alacağız: Nerede kopuyor, nerede zayıflıyor, nasıl güçlenir?
Ankara 2030 neden bu tartışmanın doğru ekseni?
Ankara; üniversiteleri, teknoparkları, savunma ve yüksek teknoloji ekosistemi, OSB’leri, kamu kurumları ve düzenleyici kapasitesiyle Türkiye’de az sayıda şehrin sahip olduğu eşsiz bir bileşenler bütünü taşır. Bu bütünlük, doğru kurgulandığında Ankara’yı sadece bir başkent değil, aynı zamanda bir model üretim merkezi hâline getirebilir.
Buradaki kritik nokta şudur: Ankara 2030’u, tek tek projeler listesi olarak değil; Türkiye’nin dönüşümünü hızlandıracak mekanizmalar bütünü olarak okumak gerekir. Mekanizma, “iyi niyet”ten daha güçlüdür; çünkü sürdürülebilirliği ve tekrarlanabilirliği sağlar.
Yazı formatımız: Bilimsel, objektif, veri-temelli; fakat anlaşılır
Okuyucuya şunu vaat ediyoruz:
- Bilimsellik ve objektiflik: Kavramları yerli yerine oturtacağız; iddia ile kanıtı ayıracağız.
- Veriye dayalı yaklaşım: Her yazıda ölçülebilir göstergelere dayanacağız (detaya boğmadan).
- Bölgesel ve Küresel perspektif: Dünya eğilimlerini referans alacağız; Türkiye’ye uygulanabilir dersler çıkaracağız.
- Ortak akıl dili: Kutuplaşma değil, çözüm üretmeye odaklı bir “paydaş dili” kuracağız.
- Okuyucunun kendini bulacağı yapı: Her yazı, bir ana problem ve o probleme yönelik uygulanabilir bir çözüm çerçevesi sunacak.
6 haftalık yolculukta neyi konuşacağız?
Bu dizide 12 yazı olacak; Salı ve perşembe günleri yayımlayacağız. Bugün ilk adımı attık: “Neden bu seri?”
Perşembe günü ise, bu yolculuğun başlık mimarisini net biçimde ilan edeceğiz:
· Bilimden etkiye geçiş
· Sanayide rekabet ve katma değer
· Teknolojinin ticarileşmesi
· Yenilikçilikte ölçeklenme
· İnsan kaynağı ve yönetişim
· Finalde: bütünleşik bir yol haritası
Bu haftanın genel değerlendirmesi (1 cümle)
Ankara 2030’u konuşmanın en doğru yolu, tekil projeler yerine bilim–sanayi–teknoloji–yenilikçilik zincirini kuracak mekanizmaları ve ölçülebilir hedefleri ortak akıl zemininde tartışmaktır.
Perşembe’ye not
Perşembe günü yayımlayacağımız ikinci yazıda, “Türkiye’nin Dönüşüm Defteri”nin 6 haftalık yayın haritasını başlık başlık açıklayacak; her haftanın “hangi soruyu yanıtlayacağı”nı ve her yazının okuyucuya hangi somut kazanımı sağlayacağını ilan edeceğiz.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP