YAZARLAR

  • 16 Ekim 2026, Cuma

Devletin Görevi Başları Açmak Değil, Eğitim Kapılarını Açık Tutmaktır!

Azerbaycan’da kız çocuklarına yönelik başörtüsü kısıtlaması; laiklik, inanç özgürlüğü, çocuk hakları ve eğitim hakkı arasındaki hassas dengeyi yeniden tartışmaya açıyor. Bir devletin gücü, çocukların inançlarını nasıl yaşadıklarını denetlemesinde değil, farklılıklarına rağmen hepsine eşit eğitim imkânı sunabilmesinde aranmalıdır.

  • 15 Ekim 2026, Perşembe

Zihnimizin Zamansız İllüzyonu: Bir Rüyanın Anatomisi

Yüzyıllardır insanlığın zihnini kurcalayan, felsefeden edebiyata, psikolojiden nörobiyolojiye kadar geniş bir yelpazede tartışılan o kadim soruyla sık sık karşılaşırız: “İnsan uykusunda nasıl olur da yıllar geçirebilir?”

  • 14 Ekim 2026, Çarşamba

Akıllı Araçlar Gerçekten Birer Siber Silaha Dönüşebilir mi? Teknik ve Stratejik Bir Analiz

Günümüz dünyasında teknoloji ve güvenlik kavramları, daha önce hiç olmadığı kadar iç içe geçmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan ve TEI Genel Müdürü Sayın Mahmut Faruk Akşit'in Denizli’deki bir konferansta yabancı elektrikli otomobillerin savunma sanayisi kampüslerine alınmaması yönündeki açıklamalarını içeren haberler, dijital çağın en kritik meselelerinden birini yeniden gündeme taşıdı: Akıllı ve bağlantılı araçlar, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında birer siber güvenlik tehdidine ve hatta stratejik silaha dönüşebilir mi?

  • 13 Ekim 2026, Salı

Millî İradenin Kalbi, Bir Milletin Umudunun Başkent Olduğu Şehir: Ankara

13 Ekim 1923… Anadolu’nun ortasında, bozkırın bağrında yükselen Ankara, yalnızca yeni Türk devletinin başkenti olmadı; bağımsızlığın, millet iradesinin ve yeniden doğuşun simgesi hâline geldi. Bugün, aradan 103 yıl geçerken Ankara’nın başkent oluşunu kutlamak, aslında bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesini ve Cumhuriyet’e uzanan büyük yürüyüşünü yeniden hatırlamaktır.

  • 12 Ekim 2026, Pazartesi

Gürültü Çağında Bir Sükût Abidesi: Süleyman Seba ve Zarafetin Etiği

Günümüz dünyası, sesini yükseltenin haklı sayıldığı, bağırtının derinlik zannedildiği kitlesel bir simülasyonun cenderesindedir. Siyasetten gündelik hayata, mimariden spor kültürüne kadar genişleyen bu toplumsal hengâmede; mahremiyetini kaybetmiş zihinler, bağıran manşetler ve muktedir olmanın kibriyle zehirlenmiş usuller egemendir. Oysa felsefenin ve sosyolojinin unuttuğu kadim hakikat şudur: En gür ses, bazen hiç konuşmayanın sükûtundan çıkar.

  • 11 Ekim 2026, Pazar

Muş: İnsanlığın Sebil Olarak Dağıtıldığı Topraklar

Bazı şehirler vardır; insan oraya görev yapmak için gider, fakat oradan aynı insan olarak dönmez. Muş, benim için böyle bir şehirdi. 1982-1985 yılları arasında geçirdiğim üç yıl, gençliğimin sıradan bir dönemi değil; insanı, merhameti, vefayı ve kardeşliği öğrendiğim bir gönül mektebiydi.

  • 10 Ekim 2026, Cumartesi

Ankara’nın Taşında, Sokağında İz Bırakan Bir Ömür: Kadri Kalaycıoğlu [İz Bırakanlar]

Bazı insanlar yaşadıkları şehre yalnızca emek vermez; ömürlerini, hatıralarını ve ruhlarından bir parçayı da o şehrin taşlarına bırakırlar. Yüksek Mühendis Mimar, ressam ve yazar Kadri Kalaycıoğlu, Ankara’ya duyduğu derin sevgiyle geçmişi bugüne, bugünü de geleceğe bağlayan kıymetli insanlardan biridir.

  • 09 Ekim 2026, Cuma

Kurdun Dişinden Değil, Çobanın İhanetinden Korkmak

Hayat bazen kalın kitapların anlatamadığını tek bir cümleyle söyler. Bazı sözler vardır; söylendiği anda değil, insan sustuktan sonra anlam kazanmaya başlar. “Tehlikeli olan kurdun kuzuyu yemesi değil, çobanın kuzuya zarar vermesidir” sözü de böyledir.

  • 08 Ekim 2026, Perşembe

Türkçenin Yapay Zekâ Sınavı: Efsaneler, Gerçekler ve Bir Dili Makineye Anlatmanın Mantığı

Son yıllarda teknoloji dünyasında sıkça dile getirilen bir cümle var: “Türkçe, yapay zekâya en uygun dildir.” Bu cümleyi duyduğumuzda, doğrusu insanın hoşuna gidiyor. Kendi dilimizin yalnızca tarihî ve kültürel değeriyle değil, geleceğin teknolojileri bakımından da ayrıcalıklı olduğunu düşünmek bir gurur vesilesi oluyor. Ancak bilim, hoşumuza giden cümlelerle yetinmez. Bir iddianın doğru olup olmadığını anlamak için onun arkasındaki yapıya bakmak gerekir.

  • 07 Ekim 2026, Çarşamba

Hafızasını Kaybeden Bir Toplum, Geleceğini Kime Bırakır?

“Toplumsal hafızamız yüzde 80’lere düştü” sözü belki bilimsel bir ölçüm değildir; fakat içinde yaşadığımız unutma çağının vicdanımıza bıraktığı ağır bir sorudur.