YAZARLAR

03 Temmuz 2026 Cuma, 00:00

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü- 3. Bölüm

Değişen Küresel Güç Dengeleri, Avrupa'nın Savunma Arayışı ve Ankara Zirvesi'nin Jeopolitik Anlamı

Uluslararası sistem, XXI. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken yeni bir güç dağılımı süreci yaşamaktadır. Yaklaşık otuz yıl boyunca devam eden tek kutuplu uluslararası düzen yerini, çok aktörlü ve çok merkezli bir jeopolitik rekabete bırakmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca büyük güçler arasındaki askerî rekabeti değil; ticaretten enerjiye, teknolojiden uzaya, deniz yollarından dijital altyapılara kadar uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır.

Ankara'da gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi de tam bu tarihsel kırılmanın yaşandığı döneme rastlamaktadır. Zirvede alınacak kararlar yalnızca Avrupa'nın güvenliğini değil; Atlantik'in iki yakası arasındaki ilişkileri, Hint-Pasifik'teki stratejik dengeleri ve NATO'nun küresel rolünü de etkileyecektir.

Atlantik'ten Hint-Pasifik'e Stratejik Ağırlık Kayıyor

Son on beş yılda Amerikan dış ve güvenlik politikasında dikkat çeken en önemli değişimlerden biri, stratejik önceliğin giderek Asya-Pasifik bölgesine yönelmesidir. Washington açısından Çin artık yalnızca ekonomik bir rakip değil; teknolojik, askerî ve jeopolitik açıdan uzun vadeli en önemli stratejik meydan okumadır. Güney Çin Denizi'nde artan askerî hareketlilik, Tayvan Boğazı çevresindeki gerilim, yarı iletken üretim merkezlerinin güvenliği, kritik deniz ticaret yollarının kontrolü ve ileri teknoloji alanındaki rekabet, ABD'nin güvenlik planlamasında Avrupa ile Asya arasında yeni bir öncelik sıralaması oluşturmuştur.

Bu durum Avrupa açısından yeni bir sorumluluk alanı doğurmaktadır. Çünkü Washington, Avrupa'nın kendi güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini beklemektedir. Başka bir ifadeyle, Amerika Birleşik Devletleri Avrupa'dan çekilmemektedir; ancak Avrupa'nın güvenlik yükünü daha dengeli biçimde paylaşmasını istemektedir. İşte Ankara Zirvesi'nde en yoğun tartışılacak başlıklardan biri de bu olacaktır.

Avrupa Savunmasının Yeni Arayışı

Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa'nın uzun yıllardır ihmal ettiği savunma kapasitesini yeniden gündeme taşımıştır. Birçok Avrupa ülkesi savunma bütçelerini artırmış, yeni mühimmat üretim programları başlatmış ve savunma sanayi yatırımlarını hızlandırmıştır. Ancak sorun yalnızca daha fazla harcama yapmak değildir. Asıl mesele, bu harcamaların ortak kabiliyete dönüşebilmesidir. Avrupa ülkeleri uzun yıllardır farklı silah sistemleri, farklı tedarik modelleri ve farklı üretim standartları kullanmaktadır. Bu durum maliyetleri artırmakta, müşterek harekât kabiliyetini zorlaştırmakta ve kriz zamanlarında üretim kapasitesini sınırlamaktadır. Bu nedenle Ankara Zirvesi'nde ortak üretim, ortak standartlar ve ortak tedarik mekanizmalarının geliştirilmesi öncelikli konular arasında yer alacaktır.

Rusya Faktörü Devam Ediyor

Ankara Zirvesi'nin gündeminde Rusya'nın özel bir yeri bulunmaktadır. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısı yalnızca Avrupa'nın doğu sınırlarını değil; NATO'nun güvenlik algısını da değiştirmiştir. Artık ittifak, uzun süreli yüksek yoğunluklu konvansiyonel savaş ihtimalini teorik bir senaryo olarak değil, gerçek bir güvenlik riski olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle Baltık bölgesi, Karadeniz, Kuzey Kutbu ve Doğu Avrupa'daki askerî planlamalar yeniden gözden geçirilmektedir. Ancak NATO açısından temel amaç doğrudan çatışma değildir. İttifakın temel stratejisi, güçlü caydırıcılık yoluyla çatışmayı önlemek ve Avrupa'da güvenlik dengesini korumaktır. Bu yaklaşım, askerî hazırlığın diplomasiyle birlikte yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.

Çin: NATO'nun Yeni Stratejik Denklemindeki Aktör

Soğuk Savaş boyunca NATO'nun güvenlik gündemi büyük ölçüde Avrupa merkezliydi. Bugün ise Çin'in yükselişi nedeniyle güvenlik kavramı küresel ölçekte ele alınmaktadır. Çin'in askerî modernizasyonu, uzay teknolojilerindeki ilerlemesi, yapay zekâ yatırımları, deniz gücünü hızla geliştirmesi ve kritik altyapılara yönelik ekonomik yatırımları, NATO tarafından yakından izlenmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, NATO'nun Çin'i doğrudan askerî bir düşman olarak tanımlamamasıdır. Bunun yerine Çin, küresel güvenlik dengelerini etkileyen önemli bir stratejik aktör olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle Ankara Zirvesi'nde Hint-Pasifik ortaklarıyla gerçekleştirilecek temaslar da ayrı bir önem taşımaktadır. Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ortak ülkelerin zirveye katılımı, NATO'nun güvenlik perspektifinin coğrafi olarak genişlediğini göstermektedir.

Güvenlik Artık Bölgesel Değil, Küresel Bir Kavramdır

Son yıllarda yaşanan gelişmeler, herhangi bir coğrafyada ortaya çıkan krizin kısa sürede küresel sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir. Karadeniz'de yaşanan bir savaş Afrika'da gıda krizine neden olabilmekte, Kızıldeniz'deki güvenlik sorunu Avrupa'nın tedarik zincirlerini etkileyebilmekte, Pasifik'teki bir gerilim ise küresel yarı iletken üretimini sekteye uğratabilmektedir. Dolayısıyla güvenlik artık yalnızca sınır güvenliği anlamına gelmemektedir. Enerji güvenliği, gıda güvenliği, sağlık güvenliği, iklim kaynaklı riskler, kritik altyapıların korunması ve dijital ağların sürekliliği de güvenliğin ayrılmaz parçaları hâline gelmiştir. Bu çok boyutlu yaklaşım, Ankara Zirvesi'nin temel felsefesini oluşturmaktadır.

NATO'nun Ortaklık Politikaları Genişliyor

Ankara Zirvesi'nin dikkat çeken özelliklerinden biri de yalnızca müttefik ülkeleri değil; çok sayıda ortak ülkeyi ve uluslararası kuruluşu da bir araya getirecek olmasıdır.  Avrupa Birliği temsilcileri, Ukrayna, Asya-Pasifik ortakları ve İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamındaki ülkelerin katılımı, NATO'nun güvenlik anlayışının yalnızca askerî ittifak sınırları içerisinde değerlendirilmediğini göstermektedir. Bu yaklaşım, "ortak güvenlik" kavramının kurumsal yansımasıdır. Çünkü günümüzde terörizm, düzensiz göç, enerji arzı, deniz güvenliği, siber saldırılar ve iklim kaynaklı güvenlik riskleri tek bir ülkenin veya tek bir ittifakın kendi imkânlarıyla çözebileceği sorunlar değildir. Uluslararası iş birliği artık tercih değil, zorunluluktur.

Ankara Zirvesi'nin Jeopolitik Mesajı

Ankara'da verilecek en önemli stratejik mesajlardan biri, NATO'nun değişen uluslararası sisteme uyum sağlama iradesidir. İttifak, yalnızca askerî kapasitesini artırmayı değil; siyasi dayanışmasını güçlendirmeyi, teknoloji alanında ortak hareket etmeyi ve ekonomik direnç oluşturmayı da hedeflemektedir. Bu çerçevede "Daha Avrupalı, daha yetenekli ve daha güçlü NATO" yaklaşımı, yalnızca bir slogan değildir.  Bu ifade, Avrupa'nın savunma sorumluluğunu artırmasını, transatlantik dayanışmanın sürdürülmesini ve NATO'nun yeni tehdit ortamına uyum sağlamasını ifade eden kapsamlı bir stratejik vizyondur. Ankara Zirvesi, bu vizyonun somut politika önerilerine dönüştürüleceği platform olacaktır.

Yeni Güvenlik Düzeninde Türkiye'nin Önemi Daha da Artıyor

Küresel güç merkezlerinin yeniden şekillendiği bu süreçte Türkiye'nin bulunduğu jeopolitik eksen, NATO açısından daha kritik hâle gelmektedir. Karadeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlayan boğazlar, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya uzanan kara bağlantıları, enerji koridorları, göç yolları ve uluslararası ticaret güzergâhları dikkate alındığında Türkiye, yalnızca bir müttefik ülke değil; Avrupa ile Asya arasında stratejik bir istikrar merkezi konumundadır. Bu nedenle Ankara'nın ev sahipliği yaptığı zirve, sembolik bir diplomatik organizasyon olmanın ötesinde, NATO'nun geleceğinde Türkiye'ye biçilen rolün de güçlü bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. 

Uluslararası ilişkiler tarihinde bazı şehirler belirli kararlarla özdeşleşmiştir. Washington, Brüksel, Londra ve Madrid gibi başkentlerin ardından Ankara da, NATO'nun yeni stratejik vizyonunun şekillendiği merkezlerden biri olma potansiyelini taşımaktadır. Eğer zirvede beklenen kararlar hayata geçirilebilirse, Ankara yalnızca bir ev sahibi başkent olarak değil; NATO 3.0 anlayışının siyasal ve stratejik çerçevesinin ilan edildiği şehir olarak da uluslararası güvenlik literatüründe özel bir yer edinecektir. (Devam Edecek)

Saygılarımla,

Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”

 

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü, 1. Bölüm

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü, 2. Bölüm

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)