Sevginin İkamesi Yoktur
Modern hayat; sevgiyi giderek samimiyet, sadakat ve gönül bağı üzerinden değil, tüketim, ekonomik güç ve gösteriş üzerinden tanımlamaya başlıyor. Av. Durdu Güneş, bu yazısında modern ilişkilerde sevginin nasıl metalaştırıldığını, insan ilişkilerinin ekonomik ölçülere indirgenmesini ve gerçek aşkın neden giderek görünmez hâle geldiğini sorguluyor.

SEVGİNİN İKAMESİ YOKTUR
“Yazmak ve Hayal Gücü” başlıklı yazımı okuyan bir arkadaş, yazıda geçen aşk hikâyelerini oldukça ilginç buldu. Sohbet sırasında ona; Faruk Nafiz Çamlıbel ile Şükufe Nihal Başar’ın yasak aşkından, Cenap Şahabettin’in kardeşi Osman Fahri’nin Şükufe Nihal’e duyduğu büyük aşk nedeniyle yaşadığı trajediden söz ettim.
Bir süre düşündü ve ardından şu soruyu yöneltti:
“Saf ve romantik aşklar hep geçmişte mi kaldı? Neden bugün böyle aşklar göremiyoruz?”
Bu soru zihnimde uzun süre dolaştı. Bunun elbette birçok nedeni olabilir. Ancak bana göre en önemli nedenlerden biri, sevginin zamanla metalaşması ve paranın sevginin yerine ikame edilmesidir.
Sevginin Ölçüsü Hediyeye Dönüştü
Bugün özellikle sevgililer günü üzerinden insan zihnine yerleştirilen temel anlayış şudur:
“Birini, ona aldığın hediye kadar seviyorsun.”
Sevginin değeri artık çoğu zaman hediyenin fiyatıyla ölçülüyor. Böyle olunca da insanların bilinçaltında şu düşünce oluşuyor:
“Paran yoksa sevgin de yok.”
Bir keresinde kadınlar günü dolayısıyla eşime bir takı almak istemiştim. Kuyumcuya:
“Kadınlar en çok nasıl takıları sever?” diye sordum.
Hiç düşünmeden cevap verdi:
“En pahalı olanları abi.”
Aslında bu cevap, modern ilişkilerin geldiği noktayı tek cümlede özetliyordu.
Yine bir arkadaşım anlatmıştı. Eşine hangi takıyı alırsa alsın, ilk sorusu hep şu oluyormuş:
“Bunu değiştirebilir miyim?”
Sonradan öğrenmiş ki mesele model değilmiş. Asıl amaç fiyatını öğrenmekmiş. Böylece yapılan harcamanın miktarı üzerinden, ne kadar “değer verildiği” ölçülüyormuş.
Tüketim Kültürü Aşkı Dönüştürdü
Günümüzde özellikle kadınların bilinçaltına sürekli şu düşünce yerleştiriliyor:
“Ne kadar tüketiyorsan, o kadar mutlusun.”
Reklamlar, diziler, sosyal medya içerikleri ve popüler kültür; mutluluğu alışverişle özdeşleştiriyor. Böylece ilişkiler de zamanla tüketim merkezli bir yapıya dönüşüyor.
Bir derste:
“Kadınların moralleri bozulduğunda ilk gidecekleri yer kuaförlerdir.” dediğimde kadınlardan itiraz gelmişti:
“Hayır hocam, alışveriş daha mutlu ediyor.”
Ben de gülerek:
“O zaman kuaför ikinci sırada.” demiştim.
Bugün gençlik, güzellik, çekicilik ve tüketim; kadın kimliğinin temel ekseni hâline getiriliyor. Bu anlayış ise sevgiyi geri plana itiyor.
Böylece gerçek sevginin yerini, ekonomik güce dayalı ilişkiler almaya başlıyor.
Kalbin Yerini Cüzdan Aldığında
Eskiden insanlar sevgiyi daha çok sadakat, merhamet, emek ve fedakârlık üzerinden anlamlandırıyordu. Bugün ise birçok ilişkide ekonomik imkânlar ön plana çıkıyor.
Bizde sık anlatılan bir fıkra vardır:
Adamın biri evlenmiş. Her gün eve eli dolu gidermiş. Bir gün eli boş dönmüş. O güne kadar hep kocasının eline bakan kadın, ilk kez adamın yüzüne bakmış ve şaşkınlıkla bağırmış:
“Aaa… Senin bir gözün körmüş!”
Bu mizahî anlatının altında aslında oldukça sert bir toplumsal gerçeklik vardır.
Sevgi; kalp zenginliğine değil, ekonomik güce bağlanmıştır.
Kadının yalnızca gençlik, güzellik ve çekicilik üzerinden değer görmesi de onu duygusal bir varlık olmaktan çıkarıp fiziksel bir metaya dönüştürmektedir.
Gerçek Sevgi ile Çıkar İlişkisi Aynı Şey Değildir
Bir başka fıkra da bu dönüşümü oldukça çarpıcı anlatır:
Kadın doktora gider ve şöyle yakınır:
“Doktor bey, yirmi beş yıllık evliyiz. Eşim bana bağlı, fedakâr bir insandı. Ama size geldikten sonra değişti. Eve geç geliyor, bana bir şey almıyor, yüzüme bile bakmıyor. Tedaviniz onun kişiliğini değiştirdi.”
Doktor şaşkınlıkla cevap verir:
“Hanımefendi, ben sadece ona gözlük yazmıştım.”
Burada mizah yoluyla anlatılan şey şudur:
İlişkiler yalnızca dış görünüşe, ekonomik imkânlara ve çıkara dayandığında; sevgi kolayca yön değiştirebiliyor.
Oysa gerçek sevgi; insanın ruhuna, karakterine, sadakatine ve vicdanına yönelir.
Sevginin Yerine Hiçbir Şey Konulamaz
Eğer ilişkilerde sevgi geri plana itilirse;
erkeğin sağladığı ekonomik imkânlar tek ölçü hâline gelirse,
kadının güzelliği ve çekiciliği de temel değer olarak görülürse,
orada aşkın derinliği kaybolur.
Böyle bir zeminde artık saf ve romantik aşklar değil; yalnızca çıkar ilişkileri ortaya çıkar.
Çünkü sevginin ikamesi yoktur.
Onun yerine para, güç, gösteriş veya tüketim konulduğunda ilişki ayakta kalıyor gibi görünse bile ruhunu kaybeder.
Gerçek sevgi; insanın kalbine dokunur.
Paranın dokunduğu yer ise çoğu zaman yalnızca çıkar hesabıdır.
Av. Durdu GÜNEŞ
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
dgunes@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP