15 Temmuz 2016… Bu tarih sıradan bir gün değildir. Bu tarih, bir milletin kendine, devletine, bayrağına ve istiklaline sahip çıkışının yeniden yazıldığı gündür. Ne takvimdeki bir rakam, ne de yalnızca bir gece… O, Türk milletinin küllerinden yeniden doğduğu, iradesine zincir vurmaya kalkanlara “dur” dediği destansı bir dirilişin adıdır.
Yapay zekâ teknolojileri günümüz dünyasının en stratejik alanlarından biri haline geldi. Ancak bu gelişmelerin her biri, beraberinde hem etik hem de toplumsal düzlemde ciddi sorunlar getirmektedir. X (eski adıyla Twitter) platformuna entegre edilen ve Elon Musk tarafından geliştirilen Grok isimli üretken yapay zekâ modeli, bu sorunların en güncel örneğini teşkil etmektedir. Zira bu sistem, çoğu zaman küfürlü, argo ve toplumun genel ahlaki değerleriyle çelişen içerikler üretebilmektedir.
İnsanı doğduğu yer mi şekillendirir, yoksa insan mı doğduğu yeri dönüştürür? Bu sorunun cevabını yaşamıyla veren nadir insanlardan biridir Mimar Samet Süzgeç. Muş’un çetin doğası, sınırlı imkânları ve ağır sosyoekonomik gerçekleri içinde filizlenen bu hayat, aslında Türkiye’nin sessiz ama direngen Anadolu çocuklarının ortak hikâyesidir. Fakat Samet Süzgeç’in hikâyesi, yalnızca bir başarı anlatısı değil; bir duruşun, bir ahlakın, bir fikrin taşla, çimentoyla, çizgiyle ete kemiğe bürünmüş ruh halidir.
Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yönelik “silah bırakın” çağrısı, Türkiye’nin son kırk yıldır mücadele ettiği terör sorununda yeni bir döneme mi girildiği sorusunu beraberinde getiriyor. Ancak bu çağrıyı sadece yüzeydeki sözlerle değil, daha derin jeopolitik, tarihsel ve örgütsel bağlamlar üzerinden okumak gerekir.
Türkiye denildiğinde turizm açısından genellikle akıllara İstanbul’un tarihî mekânları, Antalya’nın turkuaz kıyıları, Mardin’in türbeleri, kiliseleri, manastırları, Şanlıurfa’nın içinde efsanelere konu olan Balıklı Gölü, Ağrı-Doğu Beyazıt’ta İshakpaşa Sarayı, Kapadokya’nın eşsiz coğrafyası gelir. Oysaki ülkenin tam ortasında, Anadolu’nun kalbinde yer alan Ankara, yalnızca siyasi bir merkez değil; aynı zamanda kültürel derinliği ve tarihsel dokusuyla da büyük bir turizm potansiyelini içinde barındıran bir şehirdir. Binlerce yıllık geçmişiyle, Friglerden Romalılara, Selçuklulardan Osmanlı’ya ve nihayetinde Cumhuriyet’in ilk adımlarına ev sahipliği yapmış olan bu şehir, bugüne kadar bu yönüyle ne yazık ki yeterince öne çıkamamıştır.
11 Temmuz, modern Avrupa tarihinin en karanlık sayfalarından birinin yazıldığı gündür. Bu tarih, yalnızca bir anma günü değil; derin bir sorgulama, toplu bir vicdan muhasebesi yapma günüdür. Srebrenitsa’da yaşananlar neden oldu? İnsanlık, bu vahşetin tekrarına nasıl engel olabilir? Bu sorular, yalnızca Boşnak halkının değil; tüm insanlığın ortak sorumluluğu altında olmalıdır.
Türkiye, eşsiz güzellikleri, tarihsel birikimi ve doğal zenginlikleriyle yalnızca haritalarda yer alan bir ülke değil, insanlığın ortak mirasını taşıyan temiz yürekli insanların coğrafyasıdır. Bir sabah Kapadokya’da gün doğumuna uyanabilir, aynı gün akşamüstü Ege’nin turkuaz kıyılarında bir dalganın sessizliğine kulak verebilirsiniz. Bu topraklar, Antik Yunan’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar pek çok uygarlığın izlerini taşıyan eşsiz bir açık hava müzesi gibidir. Fakat tüm bu zenginliğe rağmen, ülkemizin turizmde hak ettiği yerde olduğunu söylemek kolay değildir.
Sanat, insanlık tarihinin en kadim ve çok katmanlı üretim biçimlerinden biridir. Her dönem, teknolojik araçlar ve toplumsal bağlam doğrultusunda sanatın biçimsel ve içeriksel yönlerini dönüştürmüştür. 21. yüzyılın ikinci çeyreği ise, yapay zekâ teknolojilerinin sanatsal üretimde aktif rol almasıyla yeni bir kırılma eşiğine gelmiştir. Özellikle görsel ve işitsel sanatlar alanında yapay zekâ ile üretilen içerikler, yalnızca estetik değil; etik, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla da ciddi tartışmalara yol açmaktadır.
İletişim ve teknoloji dünyasının dikkatle takip ettiği isimlerden Dr. Sertaç Doğanay, Sezen Aksu’nun yapay zekâ ile hazırlanmış yeni video klibi üzerinden, yalnızca bir görsel çalışmayı değil, bütün bir endüstriyel ve kültürel dönüşüm sürecini sorgulayan ufuk açıcı bir yazı kaleme almış. Yazısında, Doğanay’ın ortaya koyduğu sorular, teknolojinin yalnızca üretim süreçlerini değil, aynı zamanda insan emeğini, estetik anlayışı, etik değerleri ve meslek tanımlarını da kökten dönüştürdüğünü gösteriyor.
Son yıllarda Türkiye, birbirini izleyen üç büyük sarsıntıyla yüzleşti: Suriye kaynaklı kitlesel göç dalgası, küresel COVID-19 pandemisi ve 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli büyük deprem. Her biri yalnızca fiziksel yapıları değil, toplumsal dayanışma ağlarını ve ekonomik dengeleri de derinden sarstı.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.