Hayat, insana hatalarıyla birlikte verilen bir imtihandır. Bazen düşünmeden söylediğimiz bir sözle sevdiklerimizi kırar, bazen yanlış bir kararımızla hem kendimize hem de başkalarına yük oluruz. Zaman geçer, olaylar unutulur gibi olur ama kalbimizin derinliklerinde o izler yaşamaya devam eder. İşte affetmek, o izleri silmeden, onları birer öğretmene dönüştürerek geleceğe daha özgür adımlarla yürümektir. Mevlânâ’nın dediği gibi: “Öfkeyle kalkan, zararla oturur. Affetmek, öfke ateşini suya dönüştürür.”
Türk tarihine baktığımızda bazı günler vardır ki milletin kaderiyle özdeşleşmiştir. 26 Ağustos, işte bu günlerin en başında gelir. Bu tarih, yalnızca bir savaşın günü değildir; bu tarih, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, vatan sevgisinin ve ebedî varlık mücadelesinin adı olmuştur.
Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri olan barış arayışı, neredeyse yüz yıllık bir tarihsel bagajla bugün yeniden siyaset sahnesinde belirleyici bir konuma taşınmış durumdadır. Bu mesele yalnızca belli bir toplumsal kesimin değil, bütün bir ülkenin demokratikleşme ve kalkınma serüveniyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü bu sorunun çözümü; bütün bir ülkenin huzura kavuşması ve özgürleşmesidir.
Bazı isimler vardır ki, sadece görev yaptıkları ülkenin değil, tüm insanlığın ortak hafızasında bir sembole dönüşürler. 88 yaşında pankreas kanseri ile verdiği cesur mücadelenin ardından hayata veda eden İtalyan asıllı ABD’li Yargıç Frank Caprio (1936-2025), böyle bir isimdir. Onun ölümü yalnızca bir yargıcın kaybı değil; adaletin, şefkatin ve insanlığın kaynaştığı nadir bir vicdanın aramızdan ayrılışıdır.
Bugün, Türk dünyasının unutulmaz liderlerinden, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin kahramanı ve Sovyetler Birliği sonrası dönemin ilk demokratik olarak seçilmiş Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’i ebediyete uğurlayışımızın 25. yıldönümünde hüzünle, minnetle ve derin bir saygıyla anıyoruz.
Bir sabah uyandığınızı düşünün. Telefonunuza gelen bir video hızla yayılıyor. Görüntüde siz varsınız; yüzünüz, sesiniz, hatta mimikleriniz… Ama aslında o sözleri hiç söylemediniz. İşte yapay zekânın etik sınırları çizilmezse, toplumu bekleyen en büyük tehlike budur: gerçek ile sahtenin iç içe geçtiği, güvenin kaybolduğu bir dünya.
Toplum hayatında en sık rastlanan davranışlardan biri yalandır. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu olgu, kimi zaman küçük çıkarlar uğruna, kimi zaman da büyük hırsların sonucunda ortaya çıkar. Ancak yalanın süreklilik kazanması, kişinin kendi sözlerine inanması ve bu hali bir yaşam biçimine dönüştürmesi, sıradan bir davranış olmaktan çıkar. İşte bu noktada tıp kaynakları devreye girer ve bu durumu “Mitomani” yani patolojik yalan söyleme hastalığı olarak tanımlar.
Değerli Gazete Ankara okuyucularımız,Bir zamanlar rahmetli liderlerimizin meydanlarda halkı tebessüm ettiren nükteleri, umut veren sözleri vardı; ayrıştırmayan, tam tersine bir araya getiren bir üslup hâkimdi. Oysa bugün aynı meydanlarda daha sert, daha keskin, çoğu zaman da toplumu parçalara ayıran bir dil yankılanıyor. İşte bugünkü yazımızda, Türkiye’de siyasetin diliyle birlikte değişen zihniyeti ve bu dönüşümün toplumsal hafızamızda bıraktığı izleri irdeleyerek, “Dün ile bugün arasındaki bu fark neden doğdu, bizi hangi yollara sürüklüyor, yarına nasıl bir miras bırakıyor?” sorularına cevaplar arayacağız.
Sevgili Gazete Ankara okurları; Günümüzde üretken yapay zeka (Generative AI), insanlığın maruz kaldığı en karmaşık ve yıpratıcı hastalıklarından biri olan kansere karşı yürütülen mücadelede, bilim dünyası yeni bir dönüm noktasına tanıklık edebilir mi? Sorusuna cevap arayacağız. Yıllarca daha çok edebiyat, sanat veya gündelik iletişim alanında karşılaştığımız bu teknoloji, bugün biyomedikal bilimlerin ve farmasötik araştırmaların merkezine doğru hızla ilerliyor.
Zifiri karanlık bir geceydi. Saatler 03:01’i gösterdiğinde, Marmara’nın kalbinde yeryüzü birden sarsıldı. Önce merak, sonra korku ve ardından tarifsiz bir felaket… Sadece 45 saniye süren o büyük deprem, 17 Ağustos 1999’u Türkiye tarihine kara bir sayfa olarak yazdı. Resmî kayıtlara göre 18 bin 373 insanımızı yitirdik; on binlercesi yaralandı, yüz binlerce aile yuvasız kaldı. Bazı kaynaklara göre kayıp sayısı çok daha fazlaydı. O gece çocuklar, gençler, yaşlılar aynı enkazın altında buluştu. O gece, bir milletin hafızasına kazınan en büyük sınavlardan biriydi.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.