YAZARLAR

12 Aralık 2025 Cuma, 00:00

Yapay Zekâda Önyargı ve İnsan Faktörü: Kritik Uyarılar ve Yeni Çerçeveler

Son yıllarda yapay zekâ (YZ) sistemleri, yaşamın hemen her alanına nüfuz ederek, karar alma süreçlerinde merkezi bir rol oynamaya başladı. Sağlık hizmetlerinden işe alım süreçlerine, finansal karar mekanizmalarından kamu politikalarına kadar geniş bir yelpazede etkinlik gösteren bu sistemler, sundukları hız ve verimlilik avantajlarının yanı sıra, beraberinde ciddi riskler de getiriyor.

Bu risklerin başında ise önyargı kaynaklı hatalar ve adaletsizlikler geliyor. YZ algoritmalarının veri tabanlı çalışması, geçmişteki insan kararlarının önyargılarını içerebiliyor; dolayısıyla sistemler, farkında olmadan belirli gruplara karşı ayrımcılık yapma potansiyeli taşıyor.

Yeni yayımlanan akademik çalışma Echoes of AI Harms: A Human‑LLM Synergistic Framework for Bias‑Driven Harm Anticipation, bu tehlikeleri önceden saptayabilmek ve önleyebilmek amacıyla proaktif bir değerlendirme çerçevesi öneriyor. Çalışma, özellikle sağlık ve işe alım gibi kritik alanlarda yapay zekânın yanlış kararlar verebileceğine, bunun da somut toplumsal ve ekonomik zararlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Çalışmanın en önemli katkısı, yalnızca teknolojinin kendisinden kaynaklanan riskleri analiz etmekle kalmayıp, insan-YZ işbirliği bağlamında ortaya çıkabilecek önyargı döngülerini de incelemesi. Yani, bir algoritmanın karar sürecinde insan müdahalesi veya kullanıcı tercihleri, potansiyel önyargıların yeniden üretilmesine sebep olabiliyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ sistemlerinin daha güvenli, şeffaf ve adil bir şekilde tasarlanması için kritik bir temel oluşturuyor.

Uzmanlar, YZ’nin sunduğu avantajlarla birlikte risklerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle kritik karar mekanizmalarında insan denetimi, etik rehberler ve sürekli değerlendirme gerekliliği, geleceğin yapay zekâ politikalarının merkezine yerleştirilmeli.  Bu bağlamda;  Gelişen teknoloji ve artan YZ kullanımı, mevcut mevzuatın yetersizliğini gözler önüne seriyor. Türkiye’de ve dünya genelinde, yapay zekânın hızla yayılması, hukuki boşluklar ve sorumluluk belirsizlikleri yaratıyor. Yapay zekâ kaynaklı hatalar veya önyargılar, sadece bireyler üzerinde değil, kurumlar ve toplum üzerinde de ciddi olumsuz etkiler oluşturabiliyor.

Bu nedenle, acil bir Yapay Zeka Yasası’nın hazırlanması gerekiyor. Böyle bir yasanın temel amaçları beş başlık altında şunlar olmalı:

1. Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik: YZ sistemlerinin karar mekanizmaları izlenebilir ve denetlenebilir olmalı.
2. Etik ve Adil Kullanım: Önyargı ve ayrımcılık risklerine karşı önleyici mekanizmalar geliştirilmelidir.
3. Sorumluluk ve Hukuki Çerçeve: YZ hatalarından kaynaklanan zararlar için net sorumluluk kuralları oluşturulmalıdır.
4. Kamu Denetimi ve Katılım: Vatandaşların ve ilgili uzmanların, YZ kullanım süreçlerine erişimi ve denetimi sağlanmalıdır.
5. Ulusal ve Uluslararası Uyum: Türkiye’nin YZ yasası, Avrupa Birliği ve OECD gibi uluslararası standartlarla uyumlu olmalıdır.

Yapay zekânın yalnızca bir teknoloji değil, toplumsal ve ekonomik sistemleri dönüştüren bir güç olduğunu hatırlatarak, yasaların gecikmeden hazırlanmasının, geleceğin güvenli ve adil dijital ekosistemini sağlamada kritik rol oynayacağını vurguluyoruz.

Yapay zekâ bir araçtır; onu hem toplum hem de bireyler için güvenli ve adil kılacak olan, hukuki ve etik çerçevelerle desteklenmiş bilinçli bir yaklaşımdır.” Şeklindeki düşüncemi daha önceki makalelerimde defalarca belirtmiştim.

Sonuç olarak,
Yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu fırsatlar büyük olsa da, beraberinde getirdiği önyargı ve riskler göz ardı edilemez. İnsan faktörünün ve hukuki çerçevenin eksikliği, teknolojinin yanlış kullanımını ve toplumsal zararları kaçınılmaz kılabilir. Bu nedenle, şeffaflık, etik standartlar ve hesap verebilirlik üzerine inşa edilmiş bir YZ yasası, yalnızca bireylerin ve kurumların değil, tüm toplumun güvenliğini garanti altına alacak temel bir araçtır. Yapay zekâyı doğru yönlendirecek bilinçli yaklaşımlar ve güçlü düzenlemelerle, bu teknoloji hem ekonomik hem de sosyal açıdan adil ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasında etkin bir araç hâline gelebilir.

Yapay zekâ yalnızca bir teknoloji değil, toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel geleceğini şekillendirecek bir güçtür. Onu güvenli, adil ve şeffaf kılacak olan ise, hukuki ve etik çerçevelerle desteklenmiş bilinçli yaklaşımlardır. Önyargı ve ayrımcılık riski, teknolojinin kendisinden değil, insan faktöründen ve düzenleyici boşluklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, YZ sistemlerini tasarlayan, kullanan ve denetleyen herkesin sorumluluğu büyüktür.

Geleceğe güvenle bakabilmek için yalnızca teknolojik yeniliklere değil, bu yenilikleri şekillendirecek yasalar, standartlar ve denetim mekanizmalarına da yatırım yapmak şarttır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve adil kullanım ilkeleri, YZ’nin toplumsal faydaya dönüşmesini sağlayacak temel taşlardır. Aynı zamanda, vatandaşların ve uzmanların sürece aktif katılımı, kamu denetimi ve uluslararası uyum, teknolojinin yalnızca teknik olarak değil, etik ve toplumsal olarak da güvenli olmasını temin edecektir.

Unutulmamalıdır ki, yapay zekâ tek başına karar veremez; onu yönlendiren, biçimlendiren ve denetleyen insanlardır. Bugün atılacak adımlar, gelecekte teknolojinin yol açabileceği zararları önleyecek ve toplumun bütün kesimlerinin bu teknolojiden eşit biçimde faydalanmasını sağlayacaktır. Yapay zekâyı adil ve sürdürülebilir bir geleceğin müttefiki hâline getirecek olan, bilinçli politika, etik rehberler ve hukuki düzenlemelerle desteklenmiş kararlı bir yaklaşımdır.

Gelecek, yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak gören değil, onu toplumsal sorumlulukla yönlendiren toplumlar için umut vadeder. Şimdi harekete geçmek, hem bugünü hem de yarını güvence altına almanın en kritik yoludur.

Saygılarımla

Prof. Dr. Ayhan ERDEM – Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)