YAZARLAR

17 Ekim 2026 Cumartesi, 00:00

Yalnız Bırakılan Akademi, İrtifa Kaybeden Gelecek

Çağımız bir hız ve dönüşüm çağı. Teknolojinin, yapay zekânın ve dijital sistemlerin dünya dengelerini yeniden biçimlendirdiği tarihi bir eşikten geçiyoruz. Bugün uluslararası alanda güçlü kalmanın yolu, bilgiyi üreten ve o bilgiyi teknolojiye dönüştüren nitelikli insan kaynağımızdan geçiyor. Bu kaynağın ana damarı ise hiç şüphe yok ki üniversitelerimiz ve onların kalbi olan mühendislik bölümlerimizdir.



Ancak sahaya indiğimizde, tabelalarda yazan büyük isimlerin arkasında derin bir kurumsal yalnızlık ve yönetim krizi görmekteyiz.

Bugün ülkemizin köklü devlet üniversitelerinde, yüzlerce öğrencinin sorumluluğunu taşıyan, ülkenin yarınlarını yetiştirmesi beklenen bilgisayar mühendisliği bölüm başkanlarımız; ne yazık ki arkalarında tek bir idari yardımcı, laboratuvarlarını emanet edecek tek bir teknisyen, hatta evrak takibini yapacak tek bir memur dahi olmadan yalnızlığa terk edilmektedir.

Bir bilim insanına; hem bölüm başkanlığı, hem sistem yöneticiliği, hem laboratuvar teknisyenliği hem de idari memurluk yüklemek, sadece o bilim insanına yapılan bir haksızlık değil, o kurumun ve o ülkenin geleceğine vurulan bir sekte, açık bir akıl tutulmasıdır.

Yönetim Tek Kişilik Şov Değil, Bir Takım Oyunudur

Hayatın her alanında olduğu gibi akademide de başarının anahtarı takım ruhu ve kurumsal disiplindir. Tıpkı sahada her oyuncunun görevini eksiksiz yaptığı bir futbol takımı veya her enstrümanın uyumla ses verdiği bir orkestra gibi; bir üniversite bölümü de yöneticisi, akademisyeni, teknik ekibi ve idari personeliyle bir bütündür.

Eğer bir bölümde teknisyen yoksa o teknoloji laboratuvarı atıl kalır. Eğer araştırma görevlisi yetersizse, eğitim yüzeyselleşir. Eğer idari kadro eksikse, bölüm başkanı enerjisini bilime ve eğitime değil, bürokratik engelleri aşmaya harcar ve tükenir.

Daha da acısı, kurumsal yapının ve yetki paylaşımının kurulamadığı bu sistemsiz ortamda, bazı akademisyenlerin kişisel çekişmeleri ve iş birliğinden uzak tavırları, yönetim süreçlerini tamamen kilitler hale getirmektedir. Oysa akademi; şahsi ego ve direnç alanı değil, ortak akıl ve memleket sevdasıyla üretim yapma mekânıdır.

 

Ne Yapılmalı?

Dönüşüm, teşhisi doğru koymakla başlar. Bugün yapılması gerekenler nettir:

  • Kurumsal Standartlar Şarttır: Bölüm başkanlıkları yalnız (tek) adam yönetimiyle yürütülemez. İdari ve lisans/lisansüstü süreçlerden sorumlu başkan yardımcılıkları, güçlü komisyon yapılarıyla desteklenerek zorunlu ve aktif hale getirilmelidir.
  • Teknik Kadro Hayati Önemdedir: Bilgisayar ve teknoloji odaklı bölümlere teknik personel ve sistem yöneticisi tahsis etmek bir lüks değil, eğitimin temel şartıdır.
  • Akademik Disiplin ve Liyakat: Akademik özgürlük, kurumsal kuralsızlık veya görevden kaçma serbestisi değildir. Yönetime destek olmak ve sorumluluk almak her akademisyenin kurumsal ve asli görevidir.
  • Üst Yönetimin Sorumluluğu: Rektörlükler ve dekanlıklar, bölümleri sadece çıktılarıyla değerlendirmekten vazgeçip; onları idari ve insan kaynağı açısından ayakta tutacak altyapıyı sağlamakla mükelleftir.

Geleceği yakalamak istiyorsak, önce o geleceği inşa edecek bilim insanlarımızın üzerindeki haksız idari yükleri kaldırmak zorundayız. Unutmayalım ki; altyapısı eksik, idari kadrosu yetersiz ve yalnız bırakılmış bir akademi ile küresel rekabette var olamayız.

Sonuç ve Değerlendirme

Mühendislik ve teknoloji eğitimi, bir ülkenin küresel ölçekteki rekabet gücünün ve teknolojik bağımsızlığının ana taşıyıcısıdır. Ancak yürütülen bu çalışma ve mevcut durum analizi açıkça göstermektedir ki; yönetsel delegasyondan, teknik personelden ve yeterli idari altyapıdan yoksun bir bölüm yönetimi sürdürülebilir değildir.

Bir Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanının aynı anda idareci, evrak memuru, laboratuvar teknisyeni ve sistem yöneticisi rollerini tek başına üstlenmek zorunda kalması; sadece kişisel tükenmişliğe yol açmakla kalmayıp, eğitim kalitesinin düşmesine, araştırma çıktılarının nitelik kaybetmesine ve kurumsal risklerin doğmasına sebep olmaktadır.

Temel Çıkarımlar ve Değerlendirmeler:

1.     Kurumsallaşma ve Takım Ruhunun Gerekliliği: Yönetim, bireysel çabalar veya "tek kişilik performanslar" üzerinden yürütülemez. Bölüm başkan yardımcıları, uzman idari personel ve kadrolu teknik sistem yöneticilerinden oluşan sacayağı kurulmadan nitelikli bir akademik iklim sağlanamaz.

2.     Komisyon Yapısının Aktifleştirilmesi: İdari yardımcı eksikliği yaşanan hallerde, Bölüm Kurulu kararlarıyla oluşturulacak ve tüm öğretim üyelerine adil sorumluluk yükleyecek zorunlu komisyonlar (Müfredat, Staj, Alt yapı (Laboratuvar, İntibak vb.) yönetsel tıkanıklıkları aşmada en kritik hukuki aracı oluşturur.

3.     Üst Yönetimle Sorumluluk Paylaşımı: Mevcut altyapı eksiklikleri ve personel yetersizlikleri resmi durum tespit raporlarıyla Dekanlık ve Rektörlük makamlarına aktarılmalı; idari riskler ve yaşanabilecek aksaklıklar kurumsal kayıt altına alınmalıdır.

4.     Kaynak Çeşitlendirmesi ve Geçici Çözümler: İdeal kadro standartlarına ulaşılana kadar; Bilgi İşlem Daire Başkanlıkları ile koordinasyon, Kısmi Zamanlı Öğrenci (KZÖ) desteği ve lisansüstü bursiyer entegrasyonu gibi pratik mekanizmalar birer tampon çözüm olarak devreye sokulmalıdır.

Özetle; akademide "idari özveri" adı altında sistemik eksikliklerin kişisel yüklerle kapatılmaya çalışılması uzun vadede kuruma zarar verir. İdeal olan, yetki ve görev dağılımının netleştiği, teknik altyapının sağlandığı ve ortak akıl ile yönetilen kurumsal bir sistemin hayata geçirilmesidir.

Gelecek; sistem kuranların, takımı doğru kuranların ve bilime hak ettiği değeri verenlerin olacaktır.

Saygılarımla.

Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”

 

 

 

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)