Toprağın Çağrısı: Yeşil Vatan İçin Bir Gün Değil, Bir Ömür
Etiyopya’nın milyarlarca fidanlık devriminden ilhamla; sekiz buçuk milyon hektarlık bozkırımızı ve kül olan ormanlarımızı yeniden canlandırmanın, evlatlarımıza bir nefes borcumuzun vakti gelmiştir.
Birkaç yıl evvel, Afrika’nın kadim topraklarından, Etiyopya’dan yükselen o gür ses kulaklarımızda çınlamıştı: Başbakan Abiy Ahmed, milyonlarca vatandaşına “Dışarı çıkın ve gelecek nesillere izinizi bırakın” diye seslenmişti. Bir tek günde, yüz milyon nüfuslu o coğrafyada üç yüz elli üç milyon fidan toprakla buluşturulmuş, dünya rekoru kırılmıştı. O gün sadece bir rekor kırılmadı; bir halk, toprağıyla yeniden ahdini tazeledi. Kül olan ümitler, dikilen her bir fidanla yeşerdi.
Şimdi ellerimizi vicdanımıza koyup kendi coğrafyamıza, seksen beş milyonluk nüfusuyla bu cennet vatan Türkiye’ye bakalım. Toroslar’ın boynu bükük yamaçlarını, Ege’nin ve Akdeniz’in kara günlerde yitip giden zeytinliklerini, İç Anadolu’nun can çekişen sarı bozkırlarını düşünelim. Bizim de tarihimize, bu topraklara olan vefamıza yaraşır büyük bir “Milli Yeşil Vatan Günü” ilan etmemizin vakti gelmedi mi?
"Fidan dikmek, sadece toprağa bir kök salmak değildir; yarına umut, geçmişe saygı, geleceğe bırakılacak en mukaddes mirastır."
Birlik ve İrade Meselesi: 340 Milyon Can Suyu
Türkiye’nin seksen beş milyonluk dinamik nüfusu, doğru bir koordinasyon ve sarsılmaz bir iradeyle bir günde 340 milyon fidanı toprakla buluşturabilecek kudrete maliktir. Bu iş bir hayal değil; milli bir şuur, teşkilatlanmış bir ekolojik seferberlik meselesidir. Kasım ayının ilk bereketli yağmurlarının düştüğü o kutlu Cuma günü, idari bir izinle tüm Türkiye sokağa dökülebilir. Kamu kurumlarından özel sektöre, yediden yetmişe herkesin elinde birer kürek, dilinde birer dua ile toprağa yöneldiği bir gün tasavvur edin.
Akdeniz’de kızılçam ve defne, İç Anadolu’da dirençli meşe ve ahlat, Karadeniz’in hırçın yamaçlarında kızılağaç ve ladin... Her bölge kendi ekolojisine, kendi tabiatına kucak açmalıdır. Orman Genel Müdürlüğü’nün rehberliğinde, belediyelerimizin öncülüğünde ve en önemlisi okullarımızdaki evlatlarımızın coşkusuyla bu hareket, sadece ağaçlandırma değil, bir ruhun inşası olacaktır.
Geleceğe Bırakılacak En Güzel Miras
Sevgili okurlarımız, unutmayalım ki tabiat bize "Atalarımızdan kalan bir miras değil, evlatlarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir." Geliştireceğimiz dijital "Yeşil Vatan" takip sistemleriyle, her vatandaşın diktiği fidanın büyümesini uydu üzerinden izleyebileceği, her çocuğun kendi adına dikilen ağacın gölgesinde hayaller kuracağı bir Türkiye mümkündür.
Etiyopya’nın başlattığı o kıvılcım, dünyaya bir ders niteliğindedir. Şimdi sıra bizde. Gelin, bu topraklara olan borcumuzu ödeyelim; çocuklarımıza beton yığınları değil, gölgesinde huzur bulacakları masmavi gökler ve yemyeşil ormanlar bırakalım. Çünkü başka bir Türkiye yok!
Bölgesel ve Ekolojik Dağılım Stratejisi
Her bölgenin iklimine ve toprak yapısına uygun endemik türlerin dikilmesi, başarının en kritik unsurudur:
|
Bölge |
Öncelikli Hedef Alanlar |
Önerilen Fidan Türleri |
|
Akdeniz ve Ege |
Yangınlarda zarar gören orman dokusu |
Kızılçam, Defne, Keçiboynuzu, Sandal |
|
İç Anadolu |
Erozyon bölgeleri ve bozkır kuşakları |
Karaçam, Meşe, Ahlat, İğde |
|
Karadeniz |
Heyelan riski taşıyan yamaçlar |
Kızılağaç, Doğu Ladini, Kestane, Gürgen |
|
Marmara ve Trakya |
Endüstriyel çeperler ve su havzaları |
Fıstık Çamı, Çınar, Meşe, Ihlamur |
|
Doğu ve Güneydoğu |
Kurakçıl alanlar ve mer'a ıslah sahaları |
Badem, Ceviz, Dişbudak, Karaağaç |
Sonuç ve Değerlendirme
Etiyopya'nın başlattığı ekolojik diriliş hareketi, ağaçlandırmanın yalnızca teknik bir ormancılık faaliyeti değil; ulusal kimliği pekiştiren, toplumsal aidiyet duygusunu tazeleyen ve gelecek nesillere karşı ortak sorumluluğu somutlaştıran en güçlü yurttaşlık ödevi olduğunu kanıtlamıştır. Sekiz buçuk milyon hektarlık bozkır kuşağına ve son yıllarda artan iklim krizinin tetiklediği orman yangınlarına sahip Türkiye gibi coğrafi açıdan hassas bir ülkede, benzer bir ulusal seferberliğin hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, ekolojik bir zorunluluktur.
"Milli Yeşil Vatan Günü" gibi idari izinli bir toplumsal katılım modelinin kurgulanması; kamu, sivil toplum ve bireyler arasında kurulacak güçlü bir ekolojik köprünün temelini oluşturacaktır. Bölgesel iklim şartlarına uygun endemik fidan türlerinin seçilmesi, dijital takip sistemleriyle her dikilen fidanın sahiplenilmesi ve eğitim kurumlarının bu sürece aktif olarak dâhil edilmesi, atılacak adımların kalıcılığını ve başarısını garanti edecektir.
Unutulmamalıdır ki doğaya vurulan her kazma darbesi, sadece toprağa değil, yarının müreffeh ve yaşanabilir Türkiye'sine atılan en sağlam temeldir. Bu topraklardan aldığımız nefesi yine bu topraklara borçlu olduğumuz bilinciyle, yarının yeşil Türkiye'sini inşa etmek bugünün en acil sorumluluğudur.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP