YAZARLAR

03 Ocak 2026 Cumartesi, 00:00

Dünya Bir Penceredir: Bakmak İçin, Bağlanmak İçin Değil

Hayatın tam ortasında durduğunuzda bir pencereye bakar gibi düşünün: Camın ardında akıp giden zaman, sevinçler, acılar, insanlar… Ve siz, kısa bir süreliğine oradasınız. İşte bu dünyayı tarif eden söz budur: “Bu dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.” Basit gibi görünen bu cümle, insanın varoluşunu, faniliğini ve hayatın hakikatini, bir anda zihninize çarpar. Dünya, Kur’ân-ı Kerim’de olduğu gibi “geçici bir oyun ve eğlence” dir; O’na aşırı bağlanmak ruhun felç olmasına yol açar.


Dünya, kalıcı bir yurt değildir; kısa süreli bir duraktır. İnsan burada misafirdir, hayatı gözlemler ve yaşar, ardından göçer. Pencere metaforu tam da bunu anlatır: Önünde durulmaz, bakılır, izlenir ve geçilir. “Her gelen baktı geçti” ifadesi, geçmişten günümüze tüm insanların aynı kaderi paylaştığını hatırlatır. Zengin, fakir, güçlü ya da sıradan; hiç kimse bu gerçeğin dışında değildir.

İnsan, faniliğini bilmesine rağmen dünyaya kalıcıymış gibi bağlanır. Daha fazlasını ister, sahip oldukça eksilir. Oysa öğüt açıktır: Fazla oyalanma, bak, gör, ibret al ve geç. Dünya yolcusu, ebedî bir limana giden geminin kısa süreli misafiridir. Camın ardında hayat akar; sevinçler, acılar, umutlar ve insanlar geçer. Dünya, içindeyizdir ama bize ait değildir. Hz. Mevlâna’nın ifadesiyle: “Dünya dağ gibi ağırdır, ama geçici bir misafirhanedir.

Bugün pencerenin önünde bulunanlar daha geniş manzaralar, daha parlak görüntüler ararlar. Oysa mesele, ne kadar baktığımız değil; neyi, nasıl gördüğümüzdür. Kalıcı olan, insanın kalplerde bıraktığı izdir. Bir iyilik, adalet duygusu, merhamet… İnsan bu dünyadan mallarını veya mülklerini değil, amellerini yanında götürür.

Bu dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.” Bu söz, mecazlı bir anlatımla, dünyanın geçiciliğini ve insanın varoluşsal konumunu hatırlatan derin felsefi bir ifadedir.

Dünya, Kur’ân-ı Kerim’de de “ geçici bir oyun ve eğlence mekânı ” olarak tanımlanır; O’na aşırı bağlanmak, insanın ruhî dengesi için bir tuzaktır: “Dünya, mü’min için bir tutsaklık, kâfir için bir eğlence yeri.

Sözün anlamı özetle şudur:

  • Dünya kalıcı bir yurt değil, geçici bir limandır.
  • İnsan dünyaya gelir, hayatı gözlemler, yaşar ve göçer.
  • Hiç kimse burada sonsuza kadar kalmaz; herkes misafir niteliğindedir.

Pencere metaforu, bu gerçeği somutlaştırır: Bu pencerenin önünde uzun süre durulmaz; bakılır, izlenir ve geçilir. Aynı şekilde insanlar da dünyada kısa bir süre yaşar ve ayrılır. Burada bir ibret ve öğüt vardır: Dünya bir sınavdır; kalıcı olan ahiret ve manevi değerlerdir.

Her gelen baktı geçti” kısmı, insanlığın ortak kaderini ifade eder. Tarihin ünlü hükümdarları da bu pencereden geçti; adı unutulmuş sıradan insanlar da… Zenginlik, güç, şöhret ya da statü; hiçbiri bu gerçeği değiştiremez. Bu yönüyle söz, felsefi bir hakikati de dile getirir: Varoluş, fanilik üzerine kuruludur; her birey, zamanı içinde yaşamakla yükümlüdür.

İnsanı asıl zorlayan, geçici olduğunu bilmesine rağmen dünyaya kalıcıymış gibi bağlanmasıdır. Hırs, aşırı tutku ve doyumsuzluk insanı ruhsal olarak yorar. Oysa sözün verdiği öğüt açıktır: Fazla oyalanma, bak, gör, ibret al ve geç. Dünya yolcusu, ebedî bir limana giden geminin kısa süreli bir misafiridir.

Camın ardında hayat akar; sevinçler, acılar, hüzünler geçer. Dünya da böyledir: İçindeyizdir, fakat ona ait değilizdir. Bu bağlamda Hz. Mevlâna’nın ifadesiyle: “Dünya dağ gibi ağırdır, ama geçici bir misafirhane gibi” derken, varoluşun faniliğini vurgular. İnsan dünyada kalıcı değil, ibretle bakandır.

Günümüzde insanlar pencerenin önünde büyük bir kalabalık oluşturmuş; daha geniş manzaralar, daha parlak görüntüler aramaktadır. Oysa mesele, ne kadar baktığımız değil; neyi, nasıl gördüğümüzdür. Dünya geçici, kalıcı olan ise amellerimizdir: Bir iyilik, adalet duygusu, merhamet… İnsan, bu dünyadan mallarını veya mülklerini değil, amellerini yanında götürür.

Sonuç 

Bu söz yalnızca ölümü hatırlatmaz; yaşamayı, ibret almayı ve sorumlu bir hayat sürmeyi de anlatır bizlere. Pencerenin önünde durduğumuz kısa süreyi boşa harcamamamız gerektiğini hatırlatır ve nihayet, en önemli soru şudur: Biz geçerken geride ne bıraktık? Camda kalan bir nefes buğusu mu, yoksa insanlığa dair kalıcı bir iz mi?  

Dünya imtihan, ahiret ise ebedî yurt. Bu bağlamda, söz bize felsefi ve dini bir uyarıda bulunur: Dünya imtihan, ahiret ise ebedî yurt. Bak, gör ve geç ama kalıcı bir iz bırak.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)