Gordion Düğümü
Bazı sorunlar, onları doğuran kuralların içinde kalarak çözülemez. Gordion Düğümü, kimi zaman sabrın değil; bakış açısını değiştirme cesaretinin kazandırdığını hatırlatır.
GORDİON DÜĞÜMÜ: KÖRDÜĞÜM SORUNLARA RADİKAL ÇÖZÜM
İnsanlık tarihi, bir yanıyla çeşitli düğümler atmanın, diğer yanıyla o düğümleri çözmeye çalışmanın izlerini taşır. Tarihin tozlu sayfalarından günümüze kadar ulaşan en çarpıcı metaforlardan biri olan Gordion Düğümü, yalnızca bir Frigya efsanesi değil; aynı zamanda zihinsel kalıpların, “imkânsızlık” algısının ve radikal çözüm arayışlarının evrensel bir temsilidir.
Bir şükran nişanesi olarak kördüğüm
Efsaneye göre, Frigya halkı iç karışıklık içindeyken bir kehanet yayılır: Şehre bir kağnı üzerinde giren ilk kişi kral olacaktır. Bu kişi, basit bir köylü olan Gordios’tur. Gordios kral ilan edildikten sonra, kendisini bu makama taşıyan kağnıyı tanrı Sabazios’a adar. Ancak bu sıradan kağnıyı kutsal bir emanete dönüştüren şey, Gordios’un onu tapınağa bağlama biçimidir.
Kral, kağnının okunu boyunduruğa öyle karmaşık, öyle ustalıkla örülmüş bir kızılcık dalıyla bağlar ki düğümün uçları içeride gizlenir. Bu düğüm; kralın geçmişine bağlılığını, tanrıya şükranını ve krallığın birliğini temsil eder. “Bu düğümü çözen Asya’nın hâkimi olur” kehanetiyle mühürlenen bu bağ, zamanla bir irade sınavına dönüşür. Gordios bu düğümü çözülsün diye değil; sarsılmaz bir sadakati ve birliği simgelemek için atmıştır.
İmkânsızın anatomisi: Düğümler ve problemler
Gordion Düğümü, özü itibarıyla “çözümsüz gibi görünen sorunlar” karşısında nasıl düşünmemiz gerektiğine dair derin bir soru barındırır. Bu soru, tarihin her döneminde farklı suretlerle karşımıza çıkar. Bilimin zirvesindeki Riemann Hipotezi ya da matematik dünyasının dev bilmecesi P vs. NP problemi gibi modern “Gordion düğümleri” hâlâ çözüm beklemektedir. Felsefeden fiziğe kadar her disiplin, kendi kördüğümleriyle var olur.
Tam bu noktada, günlük hayatın içindeki karmaşayı da anlatan “kervan düğümü” benzeri kavramlar devreye girer: Bazı sorunlar, onları oluşturan mantık çerçevesi içinde kalarak çözülemez. Eğer sistemin kendisi bir kördüğüm yaratmışsa, sistemin kurallarıyla o düğümü açmaya çalışmak çoğu zaman beyhude bir çabaya dönüşür.
İskender’in kılıcı: Acizlik mi, deha mı?
Büyük İskender’in düğümün karşısına geçtiği an, tarihin en tartışmalı kırılma noktalarından biridir. Yüzyıllarca kimsenin çözemediği o karmaşaya bakan İskender, parmaklarıyla ipleri ayıramayacağını anladığında kılıcını çeker ve tek bir hamleyle düğümü kesip atar. Bu eylem iki farklı perspektiften okunabilir:
1) Bir acizlik göstergesi
Bazılarına göre kesmek, aslında “pes etmek”tir. Düğümü zarafetle ve sabırla çözemeyen bir zihnin kaba kuvvete sığınmasıdır; kurallara uymayan, sabırsız bir hırsın sonucudur.
2) Kalıpları aşan üstün bir yaklaşım
Diğer bir görüşe göre ise İskender, sorunun kendisine değil, “çözüm” tanımına odaklanmıştır. “Düğüm çözülmeli” denmiştir; ama yöntemi dikte edilmemiştir. İskender, statükoyu parçalayarak zihinsel bir devrim yapmıştır. Düğümü oluşturan iplerin mantığına teslim olmayı reddetmiş; kendi çözüm yöntemini dayatmıştır.
Nitekim kehanet gerçekleşmiş ve İskender Asya’nın hâkimi olmuştur. Bu da şunu gösterir: Başarı bazen yöntemin geleneksel olup olmamasına değil, hedefe ulaşmak için sergilenen cesur ve ezber bozan iradeye bağlıdır.
Metaforik bir çıkış yolu: Sıradanlığı aşmak
Bugün karşılaştığımız bireysel, toplumsal ya da küresel kördüğümler (iklim krizi, ekonomik adaletsizlik, derinleşen sosyal kutuplaşmalar gibi) giderek daha fazla “klasik yöntemlere” direnç gösteriyor. Kördüğüm hâline gelmiş bu sorunlar, sıradan yaklaşımları adeta yutan kara delikler gibi çalışıyor.
Kral Gordios’un düğümü bir sadakat simgesiydi; ancak zamanla bu sadakat bir engele dönüşebildi. İskender’in dersi ise nettir: Geçmişin bağları bugünün önünde bir engel hâline gelmişse, o bağları tek tek çözmeye çalışmak insanı geçmişe hapseder. Bazen ileri gitmek için geçmişin düğümlerini kesmek gerekir.
Sonuç: Kendi kılıcını çekmek
Gordion Düğümü bize şunu öğretir: Kördüğüm olmuş sorunlarda sıradan yaklaşımlar çoğu zaman işlemez. Kalıpları zorlayan, farklı bir çerçeve kuran yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Eğer önünüzdeki düğüm parmaklarınızla açılmıyorsa, belki de ihtiyaç duyduğunuz şey daha fazla sabır değil; bambaşka bir bakış açısıdır.
Evrensel başarı, düğümü oluşturan iplerin karmaşasında kaybolmak yerine, o ipleri bir kerede kesip atacak ve yeni bir yol açacak cesareti gösterebilenlerindir. Tarih, düğümü düğüm olarak bırakanları değil; onu çözenleri ya da kesip atanları hatırlar. Çünkü dünya, sadece sorunları görenlerin değil, o sorunları yok sayacak kadar güçlü çözümler üretenlerin omuzlarında yükselir.
Ömer YÜREKLİ
Sağlık Bakanlığı Baş Müfettişi
Gazete Ankara DHP- Köşe Yazarı
oyurekli@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP