Enerjide Yeni Eşik: OSTİM’de Nükleer Gelecek Konuşuldu
8 Ocak 2026’da OSTİM’de düzenlenen II. Temiz Enerji Teknolojileri Ulusal Çalıştayı, küçük modüler reaktörlerden ergimiş tuz reaktörlerine uzanan yeni nesil nükleer teknolojileri, enerji arz güvenliği ve ulusal kalkınma ekseninde masaya yatırdı.
ENERJİDE YENİ EŞİK: OSTİM’DE NÜKLEER GELECEK KONUŞULDU
Saygıdeğer okuyucular,
Organizasyonunu ve başkanlığını yürüttüğüm II. Temiz Enerji Teknolojileri Ulusal Çalıştayı kapsamında ele alınan Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve yeni nesil nükleer teknolojiler hakkında öne çıkan değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşmak üzere bu yazıyı kaleme aldım.
8 Ocak 2026 tarihinde Ankara’da, OSTİM OSB Konferans Salonu önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Çalıştay; akademi, kamu, savunma sanayi ve reel sektörün aynı masa etrafında buluştuğu, yalnızca teknik bir toplantı olmanın ötesinde Türkiye’nin enerji geleceğine yönelik stratejik bir değerlendirme zemini oluşturdu.
Çalıştaya; başta Gazi Üniversitesi olmak üzere Deniz Kuvvetleri ve Deniz Filo Komutanlığı, Milli Savunma Üniversitesi, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi, OSTİM OSB yönetimi, TENMAK Başkanlığı, Ankara Sanayi Odası (ASO) ve çeşitli organize sanayi bölgelerinin kıymetli temsilcileri katıldı. Geniş bir akademisyen kitlesi ile sanayinin deneyimli mühendislerinin yoğun ilgisi, toplantının önemini açık biçimde ortaya koydu.
Ancak bu çalıştayın asıl değeri, katılımcı listesinin ötesinde; ele alınan başlıkların Türkiye açısından taşıdığı kritik anlamda saklıydı.
Enerji artık stratejik bir alan
Enerji meselesi bugün yalnızca üretim-tüketim dengesi değildir. Ekonomik büyüme, ulusal güvenlik, sanayi rekabetçiliği ve iklim politikaları ile doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’nin net sıfır emisyon hedefleri ve enerji arz güvenliği ihtiyacı birlikte değerlendirildiğinde, düşük karbonlu ve kesintisiz üretim sağlayan kaynaklara duyulan gereksinim daha görünür hale gelmektedir.
Yenilenebilir enerji yatırımları elbette kritik önemdedir; ancak kesintili üretim karakteri nedeniyle baz yük ihtiyacını tek başına karşılamakta zorlanabilmektedir. Tam da bu noktada nükleer enerji ve özellikle yeni nesil reaktör teknolojileri, yeniden stratejik bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.
SMR’ler: Nükleer enerjinin yeni paradigması
Küçük Modüler Reaktörler (SMR), nükleer teknolojide önemli bir dönüşümü temsil etmektedir. Daha düşük güç seviyeleri, modüler tasarım yaklaşımı ve fabrikada üretim imkânı sayesinde SMR’ler:
- yatırım risklerini azaltma,
- kurulum sürelerini kısaltma,
- farklı ölçeklerde esnek kullanım sunma
gibi avantajlarla dikkat çekmektedir.
SMR’ler; sanayi bölgeleri, izole yerleşimler, kritik altyapılar ve denizcilik uygulamaları gibi alanlarda uygulanabilir çözümler sunabilecek bir potansiyele sahiptir. Bu yönüyle, enerji arzının “tek tip” çözümlerle değil, ihtiyaca göre çeşitlenen teknoloji setleriyle güçlendirilebileceğine işaret etmektedir.
Ergimiş tuz reaktörleri ve Türkiye’nin fırsatı
Çalıştayda özellikle ergimiş tuz reaktörleri (MSR) üzerinde durulmuştur. MSR teknolojisi; düşük basınçta çalışma, yüksek sıcaklıkta ısı üretimi ve toryum yakıt çevrimine uygunluk gibi özellikleriyle öne çıkmaktadır.
Türkiye’nin sahip olduğu toryum rezervleri dikkate alındığında, MSR teknolojileri yalnızca bilimsel bir gündem değil; aynı zamanda stratejik bir kalkınma alanı olarak da değerlendirilmelidir. Bu çerçevede çalıştayda dile getirilen yaklaşım netti:
Türkiye, ileri nükleer teknolojilerde izleyici değil; geliştirici olmalıdır.
Enerji–ulusal güvenlik bağlantısı
Savunma kurumlarının ve askeri temsilcilerin çalıştaya katılımı, enerji güvenliği ile ulusal güvenlik arasındaki güçlü bağı bir kez daha ortaya koymuştur. Kesintisiz enerji ihtiyacı, veri merkezlerinden askeri tesislere kadar geniş bir alanda kritik önemdedir. SMR’ler, bu alanlarda stratejik çözümler sunabilecek teknolojiler arasında değerlendirilmektedir.
Akademi–sanayi–kamu iş birliği: Zorunluluktan stratejiye
Çalıştayın en önemli çıktılarından biri, disiplinler arası iş birliğinin “tercih” değil, zorunluluk olduğudur. İleri nükleer teknolojiler;
- malzeme bilimi,
- termal-hidrolik analizler,
- nötronik tasarım,
- kontrol sistemleri,
- yakıt çevrimi
gibi çok sayıda uzmanlık alanının eş zamanlı gelişimini gerektirir.
Bu nedenle akademi–sanayi–kamu iş birliği; niyet beyanlarıyla sınırlı kalmayan, proje bazlı, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Sonuç: Vizyon somut adımlara dönüşmeli
OSTİM’de gerçekleştirilen bu çalıştay, Türkiye’nin enerji ve teknoloji politikaları açısından önemli bir zihinsel eşik oluşturmuştur. Tartışılan konular, Türkiye’nin geleceğin enerji teknolojilerindeki rolüne odaklanmaktadır.
Gerçek başarı; çalıştay çıktılarının yeni Ar-Ge projelerine, sanayi iş birliklerine ve somut politika adımlarına dönüşmesiyle mümkün olacaktır. Enerji dönüşümü yalnızca teknik bir mesele değil; aynı zamanda vizyon, kararlılık ve ortak akıl meselesidir.
OSTİM’de ortaya konan tablo, Türkiye’nin bu alanda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Önemli olan, bu potansiyeli sürdürülebilir stratejilere dönüştürmektir.
Prof. Dr. Hacı Mehmet ŞAHİN
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP – Köşe Yazarı
hmsahin@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP