YAZARLAR

18 Mart 2026 Çarşamba, 18:41

Çanakkale’de Şehadetle Mühürlenen Hayatlara Vefa

111’inci Yıldönümünde Çanakkale Zaferi Gazi ve Şehitlerine İthaf Olunur

Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil; Türk milletinin vatan savunmasında gösterdiği iman, fedakârlık ve direniş iradesinin dünya tarihine kazınmış en büyük destanlarından biridir.

Çanakkale Zaferi’nin Tarihsel Arka Planı

Çanakkale Zaferi, Türk ve İslam tarihinin en büyük savunma savaşlarından birisinin sonucunda kazanılmıştır. Bir bütün olarak bakıldığında savaşın hem deniz hem karada düşmanı durduran ve geri püskürten başarılı bir savunma muharebeleri zincirlerinden oluştuğu görülmektedir.

Şüphesiz bu savunma savaşı strateji ve sanatında başarılı olan kurmay heyet Türk askeri heyetidir. Bunu müttefik ordular kumandanları ve tanıklıkları da ifade etmiştir. Bunlardan biri de Liman von Sanders’tir. İtilaf orduları da aynı tanıklıkları hatıralarında dile getirmektedirler.

Çanakkale cephesinin açılışına sebep olanlar ise Rusya ve İngiltere’dir. Rus Çarı II. Nikola’nın Çanakkale ve Boğazlar üzerinden bir askeri harekât ile Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakacak ve kendisini cephelerde rahatlatacak bir askeri harekât ve askeri malzeme yardımı talebini ilettiği bilinmektedir. Elbette bu talepte Sarıkamış’taki ve diğer cephelerde Rusların yaşadığı sıkıntıların da etkisi olmuştur.

Dünya Tarihini Değiştiren Sonuçlar

Çanakkale Zaferi, dünya tarihine yön veren sonuçları itibariyle günümüze kadar gelen olaylar zincirini belirleyici olmuştur.

İtilaf devletleri Rusya Çarlığı’na beklediği yardımı ulaştıramamış, güçlerini birleştirememiştir. Osmanlı Devleti ise başkentini korumayı başararak Karadeniz ve Bulgaristan bölgesinin işgaliyle sonuçlanacak bir dizi gelişmenin de önüne geçmiştir.

Dolayısıyla Birinci Dünya Savaşı uzamış, Rusya’da Bolşevik İhtilali gerçekleşmiş ve Rusya savaştan çekildiğini ilan etmiştir.

İtilaf devletleri arasında meydana gelen anlaşmazlıklar artmış ve gizli anlaşmalar gün yüzüne çıkarak dünyayı paylaşım projelerinin birçoğunun Osmanlı Türkiyesi üzerinden planlandığı net bir şekilde anlaşılmıştır.

Mehmetçik Ruhunun Destansı Direnişi

Savaşın bütün bakımlardan üstün sayılabilecek tarafı şüphesiz İngiliz ve Fransız itilaf kuvvetleri idi. Ancak Türk askerlerinin vatan savunmasında gösterdikleri celadet, şecaat ve kahramanlıklar Mehmetçik ruhuna uygun destanlar yazmıştır.

Ulubatlı Hasanvari fedakârlık örnekleri, Türk milletinin gönlündeki iman ve şehadet sevgisinin düşman kuvvetlerini her bakımdan ezip geçtiğini göstermiştir.

Mehmet Akif Ersoy’un Hicaz’da yazdığı ve daha sonra 1924’te yayımlanan “Çanakkale Şehitlerine” şiiri, Çanakkale Şehit ve Gazilerini en güzel temsil eden edebî eserlerden biridir.

Şairin şu dizeleri bu destanı anlatmaya yeterlidir:

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek…
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar…
Bir hilâl uğruna, Yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Şehit Öğretmen Hasan Ethem Muallim

Çanakkale Şehitleri’nin bitmez tükenmez destan ve tarih yazan hatıraları bizlere büyük dersler vermeye devam etmektedir.

“Çanakkale’nin Şehit Kalemleri” adlı çalışmada öğretmenlerin ve öğrencilerin savaş günlerinde yaşadıkları olaylar ve şehitlerin mektupları yer almaktadır.

Bu hatıralardan biri de Şehit Öğretmen Hasan Ethem Muallim’in hikâyesidir.

Hasan Ethem Muallim, 1912’de Beyazıt Numune Mektebi’nde öğretmenlik yapmaktaydı. 22 yaşlarında, orta boylu, hafif kara sakallı, yağız çehreli ve son derece sevimli bir insandı.

Bütün hayatında düşündüğü tek şey çocukları iyi yetiştirmekti.

Çanakkale Harbi başladığında ihtiyat zabiti olarak askere alınmış ve Mustafa Kemal’in emrindeki 19. Tümen’e bağlı 57. Alay’da görev yapmıştır.

Hasan Ethem Muallim bu görev sırasında şehit düşmüştür.

Daha sonra adı “Tarihe Saygı Projesi” kapsamında yenilenen 57. Piyade Alayı Şehitliği’ne verilmiştir.

Şehit İbrahim Naci’nin Günlüğü

Çanakkale’deki fedakârlıkların en çarpıcı örneklerinden biri de Şehit İbrahim Naci’nin savaş günlüğüdür.

İbrahim Naci günlüğünün 29’uncu gününe kadar notlar düşmüş ve ardından şehit olmuştur.

Onun günlüğünü bölük komutanı Yüzbaşı Bedri alarak notlar eklemiştir. Ancak onun anlatısı da yarım kalacaktır. Çünkü o da sonraki günlerde devam eden çarpışmalarda şehit düşmüştür.

Günlük daha sonra 3. Tabur İmamı Mustafa Memduh ve Katip M. Atıf tarafından bulunmuş ve defterin sonuna şu not düşülmüştür:

Yüzbaşı Bedri de 2 Temmuz 1915 günü şehit düşmüştür.

Bu hatıra bize şunu göstermektedir:
Çanakkale’de şehitlik adeta bir nöbet gibi birbirini takip etmiştir.

Çanakkale Hatıralarının Eğitime Katkısı

Şehitlerin hayatlarının gerçek hatıralardan yola çıkarak canlandırılması ve okul okul gezilerek anlatılması tarih ve vatan bilincini perçinleyecektir.

Bu çalışmalar yalnızca Çanakkale Zaferi günlerinde değil, yıl boyunca devam eden muharebeleri ve bütün şehitleri kapsayacak şekilde yapılmalıdır.

Bu, bir anlamda tarihe ve vatana sahip çıkma sorumluluğunun bir gereğidir.

Mithat Cemal Kuntay’ın şu dizeleri bu hakikati güçlü biçimde ifade etmektedir:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Vatan yolunda toprağa düşmüş şehitlerin hak ve vefa dolu savunmasını yapmak, hayatta olan bizlerin tarih karşısındaki sorumluluğudur.

Şehit ve Gazilere Minnet

Bütün ecdadın şehit ve gazi ecdadını ve özellikle 111’inci yıldönümünde Çanakkale ve İstiklal Harbi’nin Ulu ve Öncü Şehit ve Gazilerini rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Ruhları şad olsun.
Mekânları cennet olsun.

Prof. Dr. Güray KIRPIK
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
gkirpik@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)