Osmanlı-Türk Müzik Geleneğinde Meşk Sistemi, Nota Karşıtlığı ve Kültürel Aktarım
Türk musikisi, Batı müziği gibi "yazılı bir metnin icrası" değil, "yaşayan bir geleneğin aktarımı" üzerine kuruludur. Osmanlı müzik düşüncesinde notanın reddi veya geri planda tutulması, teknik bir yetersizlikten ziyade bilinçli bir estetik tercihtir. Batı sistemi bir eseri belli bir zamanda dondururken onu sabitlemiş olur. Ancak Türk müziği bunun tam tersi kadim tarihinden aktarım yolu ile gelen kültürel ruh kökleri ile uyum gösterir.
*Hafıza ve Kâğıt: Ruhun Hapsedilmesi Meselesi*
Türk musikisinde bir eserin notaya alınması, o eserin dondurulması ve icracının yaratıcılığının kısıtlanması olarak görülmüştür.
- Hafızanın Önemi: Musikinin hafızada taşınması, icracının eserle kurduğu bağı organik kılar. Nota kağıdına bakan bir müzisyen, gözle kontrol edilen bir sürece girerken; meşk ile öğrenen müzisyen, eseri içselleştirmiş, "hazmetmiş” kişidir.
- Duygusal Derinlik ve Üslup: Türk musikisindeki "tavır" ve "üslup", nota yazısıyla ifade edilemeyecek kadar mikro-tonal ve ritmik nüanslar içerir. Bir üstadın nefesteki titretmesi (vibrato), perdeye yaklaşımındaki süzülüşü (glissando) kâğıda döküldüğü an mekanikleşir. Bu yüzden kadim müzisyenler, notanın "eserin ruhunu kâğıda hapsederek öldürdüğüne" inanmışlardır. Bu durum Türk Halk Müziğinde daha belirgindir. İcracı eseri kendi kültürel ruh hali ve kodları ile bağlı kalarak özgürce icra eder. Buda durağan (statik) icraya bağlı kalınmadığını gösterir.
Usta-Çırak İlişkisi (Meşk Sistemi) ve Kültürel Miras
Meşk sistemi, sadece bir teknik öğretim yöntemi değil, aynı zamanda bir " durum (hal) transferi"dir. Çırak, ustanın dizinin dibinde otururken sadece makamı ve usulü öğrenmez; o makamın hangi duygusal durumda, hangi mekânda ve ne tür bir edep dairesinde icra edileceğini de öğrenir. Bu yüzdendir ki makam geleneği zengin form ve biçimlerle varlığını korumuş ve sürdürmüştür.
- Teknik Becerinin Sağlam Zemini: Meşk sırasında usta, çırağın hatalarını anında düzeltir ve kendi teknik sırlarını ("parmak oyunları", "nefes kontrolü") doğrudan aktarır. Bu, teorik kitapların veremeyeceği bir pratik mükemmellik sağlar.
- Yöresel ve Kişisel Üslubun Korunması: Her üstadın kendine has bir "ağzı" vardır. Tanburi Cemil Bey'in yay çekişi veya Münir Nurettin Selçuk'un üslubu, sadece notayı okuyarak değil, onları dinleyen ve onlarla meşk eden talebeler aracılığıyla bugüne taşınmıştır.
Batı Musikisi ile İcra ve Teknik Farklar
Batı müziği "mutlak sadakat" ve "standardizasyon" peşindeyken; Türk musikisi "yeniden üretim" ve "nüans" peşindedir.
Parametre Batı Müziği (Yazılı Gelenek) Türk Musikisi (Sözlü Gelenek - Meşk)
Bilgi Kaynağı Partisyon (Nota Kağıdı) Hafıza ve Üstadın Sesi/Enstrümanı
İcra Anlayışı Notaya sadık kalma Üslup ve tavır katma (Tahmil)
Gelişim Bestecinin diktası İcracının yorumu ve meşk sürekliliği
Eğitim Konservatuvar / Metot Diz dize meşk / Adap
Yorum
Türk musikisinde notanın 19. yüzyılın sonuna kadar yaygınlaşmaması, bu müziğin "ilkel" olduğunu değil, "dinamik" olduğunu gösterir. Meşk sistemi sayesinde eserler, her nesilde yeniden yorumlanarak taze kalmıştır. Ancak bu durumun bir bedeli de olmuştur: Binlerce eser, hafızalardan silinerek tarihin karanlığına gömülmüştür.
Bugün gelinen noktada, notanın teknik bir araç olarak kullanılması kaçınılmazdır; fakat "üslup" ve "ruh" ancak meşk yönteminin felsefesiyle yaşatılabilir. Üstadın teknik becerisinin sağlam zemini, sadece parmak hareketlerinde değil, o sesi çıkaran "zihniyet “in aktarılmasındadır.
Kaynakça
1.Behar, Cem. Aşk Olmayınca Meşk Olmaz: Geleneksel Türk Musikisinde Eğitim ve İntikal. Yapı Kredi Yayınları.
2: Tura, Yalçın. Türk Musikisinin Meseleleri. Pan Yayıncılık.
3. Bardakçı, Murat. Sözlü Gelenekten Yazılı Geleneğe Türk Musikisi.
4. Wright, Owen. The Modal System of Arab and Persian Music. 1978.
Oxford [İng.] ; New York : Oxford University Press
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP