YAZARLAR

01 Şubat 2026 Pazar, 08:59

Kültürel Kod Değişiminin Sosyo-Ekonomik Krizler Üzerindeki Etkileri: Tanzimat’tan Günümüze Bir Değerlendirme -2

Musiki İnkılabı ve Kültürel Bellek Kaybı

Ziya Gökalp’in "müzikte Türkçülük" programı çerçevesinde şekillenen Musiki İnkılabı, Türk toplumunun ses dünyasına yapılan en radikal müdahaledir. Gökalp’e göre, Osmanlı’nın makam müziği "hastalık" ve "melankoli" üretirken, Batı’nın çok sesli müziği "sağlık" ve "dinamizm" simgesidir. Bu bakış açısıyla, geleneksel Türk müziği devlet radyolarında yasaklanmış, konservatuvarlardan kaldırılmış ve halk zorla Batı klasik müziğine yönlendirilmiştir. 

Ancak bu müdahale, toplumsal bir beğeni dönüşümü yaratmaktan ziyade, halkın kendi öz müziğine gizlice tutunmasına ve kamusal müzik kültürüyle olan bağının kopmasına neden olmuştur. Bu yabancılaşma süreci, ilerleyen yıllarda "arabesk" gibi hibrit ve tepkisel müzik formlarının doğmasına zemin hazırlamıştır. Sanatın bir "beğeni" meselesi olmaktan çıkıp bir "ideolojik kimlik" meselesine dönüşmesi, toplumsal bütünleşmeyi engelleyen en büyük yaralardan biri olmuştur.

Sanat Dalı

Geleneksel/Kodlanmış Form

Modern/Dayatılan Form

Sosyolojik Sonuç

Müzik

Makam Müziği (Tek Sesli/Söz Odaklı)

Klasik Müzik (Çok Sesli/Enstrümantal)

Duygusal yabancılaşma ve elit-halk kopuşu.

Görsel Sanatlar

Hüsn-i Hat, Tezhip, Minyatür

Yağlı Boya Resim, Heykel

Mekan ve estetik algısının kökten değişimi.

Sahne Sanatları

Karagöz, Orta Oyunu, Meddah

Tiyatro, Opera, Bale

Geleneksel mizah ve hikaye dilinin kaybı.

Mimari

Avlulu, Ahşap, Komşuluk Odaklı

Apartman, Betonarme, Birey Odaklı

Mahalle kültürünün yıkılışı ve sosyal anomi.

Erol Güngör: Kültürel Süreklilik ve Milli Sentez

Erol Güngör, Türk modernleşmesinin yaşadığı tıkanıklığı "tarih ve kültürün sürekliliği" perspektifiyle analiz eder. Güngör’e göre, bir toplumun tarihsel birikimiyle bağını koparması, onun hayatiyetini kaybetmesi demektir. Türk kültürü; dil, din (İslam medeniyeti) ve coğrafya (Anadolu-Rumeli tecrübesi) gibi üç ana kaynaktan beslenmektedir. Bu kaynaklardan herhangi birinin inkâr edilmesi, milli kimliğin parçalanmasına yol açmaktadır.

Güngör, Batılılaşmayı bir "envanter" meselesi (neyi alalım, neyi atalım) olarak görmeyi reddeder. Onun yerine, milli bünyeyi kuvvetlendirecek tedbirler üzerinde durur. Ona göre, bir kültür unsurunun başka bir kültüre olduğu gibi geçmesi sosyolojik olarak imkansızdır; alınan her unsur yerli bünye tarafından yeniden yorumlanır. Türkiye’deki temel sorun, modernleşmenin "devlet doktrini" haline getirilerek bir sosyal mühendislik projesi gibi yürütülmesidir. Bu durum, kültürün doğal gelişim seyrini bozmuş ve toplumu "geçmişin inkârı" ile "geleceğin belirsizliği" arasına sıkıştırmıştır.

Teknoloji ve Kültür İlişkisinde Yanılgılar

Güngör, teknoloji transferinin otomatik olarak kültürel değişimi getireceği fikrine de mesafelidir. Batı teknolojisinin Türk kültür bölgesine yerleştiğinde farklı bir anlam kazanacağını savunur. Asıl tehlike, yerli kültürün bu teknolojik etkileşime zayıf bir şekilde girmesidir. Milli kültürün güçlü bir şekilde teşekkül etmediği toplumlarda, dış etkiler bir "sentez" yaratmak yerine "yozlaşma" ve "başkalaşma" yaratmaktadır.

Kültürel Kodlardaki Değişimin Ekonomik Yansımaları

Kültürel kodların bozulması veya radikal biçimde değiştirilmesi, sadece bir kimlik meselesi değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik maliyet konusudur. Ekonomi, nihayetinde insan ilişkileri ve toplumsal güven üzerine inşa edilmiştir. Kültürel parçalanma, toplumdaki güven seviyesini (sosyal sermayeyi) aşındırmakta ve bu da ekonomik kalkınmanın önünde devasa bir engel teşkil etmektedir.

Sosyal Sermaye ve Güven Eksikliği Krizleri

Türkiye, uluslararası güven endekslerinde genellikle düşük sıralarda yer almaktadır. Bu düşük güven seviyesi, insanların birbirleriyle iş birliği yapma, ortaklık kurma ve kurumlara güvenme kapasitesini zayıflatmaktadır. Şerif Mardin’in belirttiği merkez-çevre çatışması ve kültürel kutuplaşma, toplumun farklı kesimlerinin birbirine karşı derin bir güvensizlik beslemesine yol açmıştır. Güven eksikliği; işlem maliyetlerini artırmakta, sivil toplumun gelişmesini engellemekte ve demokrasinin kurumsallaşmasını zorlaştırmaktadır.

Ayrıca, Mümtaz Turhan’ın "yarım Batılılaşma" olarak tanımladığı durum, ekonomik zihniyete de yansımıştır. Batı’nın disiplinli çalışma, bilimsel araştırma ve rasyonel üretim ahlakını almak yerine, onun tüketim kalıplarını ve lüks harcama alışkanlıklarını benimsemek, Türkiye’yi "üretmeden tüketen" bir yapıya itmiştir. Bin yıllık "kanaat," "ahilik" ve "dayanışma" kodları tasfiye edilirken, yerine konmaya çalışılan "modern bireyci tüketim" kodları, toplumsal dokuda ciddi yaralar açmıştır.

Şehirleşme ve Kültür Çatışmasının Ekonomisi

1950’li yıllarda başlayan ve 1980’li yıllarda zirveye ulaşan köyden kente göç, Türkiye’de kültürel dualizmin fiziksel bir gerçekliğe dönüşmesine neden olmuştur. Şehirlere gelen kitleler, köklerinden kopmuş ancak kent kültürüne de tam olarak entegre olamamıştır. Bu durum, "gecekondu ekonomisi" ve "kayıt dışılık" gibi yapısal sorunları beraberinde getirmiştir. Kültürel olarak kendini kente ait hissetmeyen birey, kentin kurallarına (vergi, hukuk, trafik vb.) uymakta da zorlanmış; bu da kentsel rant kavgalarını ve toplumsal huzursuzlukları tetiklemiştir.

Hilmi Ziya Ülken ve Türk Düşüncesinin Tıkanıklığı

Hilmi Ziya Ülken, "Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi" adlı dev eserinde, Türk aydınının Batılılaşma karşısındaki çaresizliğini ve bu çaresizliğin günümüzdeki sonuçlarını analiz eder. Ülgen’e göre, Türk tefekkürü Batı’yı tüm boyutlarıyla kavramakta zorlanmış; daha çok "günlük siyasal eyleme bağlı" bir aydın tipi öne çıkmıştır. Bu aydın tipi, derinlikli felsefi analizler yerine gazete köşelerinde veya dergi sayfalarında yüzeysel reçeteler sunmuştur.

Batı düşüncesinin (Hümanizma, Aydınlanma, Sosyalizm vb.) kökenindeki o devasa kültürel mücadeleler ve tarihsel süreçler anlaşılmadan, sadece sonuçların (izmlerin) Türkiye’ye taşınması, düşünce hayatımızda bir "sentez yetmezliği" doğurmuştur. Bu yetmezlik, toplumun karşılaştığı sorunlara özgün çözümler üretilmesini engellemiş ve Türkiye’yi sürekli olarak Batı’dan gelen fikir akımlarının bir laboratuvarı haline getirmiştir.

Din ve Modernleşme Gerilimi

Ülgen, halkın modernleşmeye değil, Batılılaşma adına dinin ve tarihin tasfiye edilmesine mukavemet gösterdiğini belirtir. Haçlı Seferleri'nden bu yana Batı’ya karşı duyulan tarihsel güvensizlik, Batılılaşma hamlelerinin halk nezdinde bir "kültürel işgal" olarak algılanmasına neden olmuştur. Ordunun yenilenmesiyle başlayan sürecin kültürel alana sıçraması, halkın en mahrem alanı olan inanç ve gelenek dünyasını tehdit etmiş; bu da modernleşmenin toplumsal bir mutabakatla değil, bir çatışma ekseninde yürümesine yol açmıştır.

Aile Yapısı ve Kadın Rolündeki Dönüşümler

Kültürel kodların değişimi, toplumun en küçük birimi olan ailede de kendini derinden hissettirmiştir. Tanzimat’la başlayan süreçte, geleneksel yapıda ikinci planda kalan kız çocuklarının eğitimi ve kadının toplumsal hayattaki yeri tartışılmaya başlanmıştır. Bu değişim, Cumhuriyet döneminde hukuki devrimlerle (Medeni Kanun) perçinlenmiştir.

Ancak bu dönüşüm de yine bir kutuplaşma ekseninde gerçekleşmiştir. Bir yanda Batılı yaşam tarzını benimsemiş, çalışan ve kamusal alanda varlık gösteren "modern kadın" imgesi, diğer yanda geleneksel değerleri temsil eden "ev kadını" imgesi çatıştırılmıştır. Bu kültürel yarılma, aile içi ilişkilerden çocuk yetiştirme tarzlarına kadar her alanda bir norm krizine yol açmıştır. Geleneksel geniş aileden çekirdek aileye geçiş süreci, yaşlıların bakımı, çocuk eğitimi ve sosyal dayanışma gibi alanlarda büyük boşluklar yaratmış; bu boşluklar çoğu zaman sosyal anomi ve şiddet olarak geri dönmüştür.

Sonuç: Kültürün Yeniden İnşası İhtiyacı

Türkiye’nin bugün yaşadığı sosyal ve ekonomik sorunlar, sadece yanlış ekonomi politikalarının veya yetersiz eğitim sisteminin bir sonucu değildir. Bunlar, Tanzimat’tan bu yana süregelen, toplumun bin yıllık kültürel kodlarını "geri" bularak tasfiye etmeye çalışan radikal modernleşme projesinin yapısal çıktılarıdır. Müzikten hukuka, sanattan ticarete kadar her alanda yaşanan bu "kod değişimi," toplumda kalıcı bir yabancılaşma ve kimlik krizi yaratmıştır. Batının sabırla beklediği ve istediği sonuçta budur aslında.

Mümtaz Turhan’ın "zihniyet dönüşümü," Erol Güngör’ün "milli sentez" ve Şerif Mardin’in "kültürel bütünleşme" önerileri, bu krizden çıkış için hala en sağlam yol haritalarını sunmaktadır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, Batı’yı körü körüne taklit etmek veya kendi içine kapalı bir gelenekçiliğe sığınmak değil; kendi tarihsel sürekliliği ile barışık, milli kodlarını modern dünyanın bilimsel ve teknik imkanlarıyla harmanlayabilen özgün bir kalkınma modelidir.

Sosyal güvenin tesisi, ekonomik istikrarın sağlanması ve toplumsal barışın kurulması; kültürel dualizmin sonlandırılmasına ve aydın-halk arasındaki kopukluğun giderilmesine bağlıdır. Bin yılın getirdiği kültürel geleneklerin, Batı normlarına zorla uydurulması yerine, bu geleneklerin evrensel değerlerle yeniden yorumlanması, Türkiye'nin ontolojik krizini aşmasının yegâne yoludur. Bu süreçte aydınlara düşen görev, fildişi kulelerinden inerek toplumun gerçek kodlarını anlamak ve modernleşmeyi bu kodlarla uyumlu bir zemine oturtmaktır.

Alıntılanan çalışmalar

1. Rumeli’de Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi » Makale » Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Edebî Tercüme ve Batılılaşma İlişkisi (1864-2022) - DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/pub/rumelide/issue/79071/1330487

2. Kültür Değişmeleri Kitap Analizi - Sosyologer, https://www.sosyologer.com/kultur-degismeleri-kitap-analizi/

3. Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi Kısa Özet Şeklinde İnceleme - DMY Felsefe, https://www.dmy.info/turkiyede-cagdas-dusunce-tarihi/

4. Hilmi Ziya Ülgen, Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi ... - DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/219277

5. Mümtaz Turhan, https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/dilek.baserer/124340/m%C3%BCmtaz%20turhan.ppt

6. Halk Kültüründe Değişimin Topluma Etkisi ve Sonuçları - Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi, https://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/artun_halk_degisim.pdf

7. şerif mardin'in türk toplum yapısını analiz yöntemi - Journals.gen.tr, https://journals.gen.tr/index.php/joa/article/download/325/268/534

8. Şerif Mardin'in “Merkez-Çevre” Kuramı Üstüne Yeni Bir Okuma: - DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/301264

9. Klasik Türk Müziği Geleneğinde Süreklilik Ve Değişim: Erken Cumhuriyet Dönemi Müzikte Batılılaşma Politikalarına Karşı Uyum ve Direnç Örüntüleri- İstanbul Üniversitesi, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/51084.pdf

10. Erol Güngör'ün toplumsal değişme anlayışı ve ...  DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1250489

11. Erol Güngör Düşüncesinde Türk Milli Kültürü ve Yeniden İnşası - DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3785642

12. Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik, https://yunus.hacettepe.edu.tr/~skucuk/ekitap/kulturdegismesi1.pdf

13. Ekonomi-Kültür Etkileşimi Bağlamında Küreselleşmenin Tüketim Üzerine Etkisi- Avesis, https://avesis.deu.edu.tr/dosya?id=2bd28531-c494-421f-bbb6-501dadd0446e

14. Türkiye'de sosyal sermaye bileşenlerinden güven hakkında bir değerlendirme - DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/282722

15. 1 Türk Düşünce Dünyasının Gelişimi Ve Bu Alanda Yapılan Çalışmalar Üzerine Bir İnceleme Yenal Ünal1 Öz Bu makal - AJindex, http://www.ajindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423867780.pdf

16. Hilmi Ziya Ülgen (1901-1974)Genç Cumhuriyetin Çok Yönlü Düşünürü, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/773/Hilmi-Ziya-%C3%9Clken-(1901-1974)

17. Osmanlıdaki Kültürel Değişim Sürecinin Ahmet Mithat Efendi'nin Jöntürk Romanında İrdelenmesi | 2011, Sayı 60 | Erdem, https://erdem.gov.tr/tam-metin/167/tur

18. T.C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı Mümtaz Turhan ve Batılılaşma Tartış, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/46155.pdf

 

*Ontoloji: Varlığı varolması bakımından konu edinen, temel varlık kategorilerini ve ilkelerini araştıran, duyu ötesi varlıkların kanıtlanmasını amaç edinen felsefe dalı, varlık bilimi.

*Anomi, sosyalleşmenin “düzenleme” boyutunun zayıfladığı, düzenleyici toplumsal iktidarın nüfuzunu kaybettiği bir durumu ifade eder. *Düalizm, genellikle birbirine karşı çıkan iki temel kavramın var olduğuna dair ahlaki veya ruhsal inançtır.

*Sosyal Anomi, Fransız sosyolog Émile Durkheim tarafından tanımlanan bir kavramdır. Bu terim, bireylerin ve toplumun anlam kaybına uğramasını ifade eder. Anomi, toplumsal normların geçerliliğini yitirdiği, bireylerin toplumsal kurallara uygun davranışları kaybetmesi durumunu tanımlar. Bu durum, bireylerin hedeflerine ulaşmada çatışma yaşamasına ve toplumsal ilişkilerin zayıflamasına neden olur.

 
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)