Sohbet Kültürünü Yeniden Keşfetmemiz Gerek
Huzur ve güven arıyoruz ama çoğu zaman çatışmayı büyüten dilin, yargının ve kibirin parçası oluyoruz. Oysa toplumsal kaynaşmanın en güçlü anahtarlarından biri, unuttuğumuz sohbet kültürüdür.
SOHBET KÜLTÜRÜNÜ YENİDEN KEŞFETMEMİZ GEREK
Sürekli huzurlu ve güvenli bir toplum olamadığımızdan yakınıyoruz. Her gün haberlerde siyasilerin ağız dalaşını izliyoruz. Sevgimizi yeşertmek yerine nefretimizi keskinleştiriyoruz. Peki hep huzur istiyoruz ama yakındığımız konunun aynı zamanda unsuru olduğumuzun farkında mıyız?
Çoğu zaman arkadaşlar bir araya gelip sohbet ediyoruz. Toplumsal kaynaşmanın en önemli unsuru, sohbet kültürünün hayatımızda hakkıyla yer almasıdır. Ancak her insan-insana iletişim, sohbet anlamına gelir mi? Yoksa sohbetin kendine mahsus özellikleri ve daha derin bir anlamı mı var?
Öncelikle sohbet kültürünün altında yatan temel etmenler nelerdir? Bu etmenlerle sohbeti tanımamız kolaylaşacaktır.
1) Sohbet, Önce Kişinin Kendisiyle Barışmasıdır
Kişi kendisiyle sohbet edebiliyor mu, yoksa kendisiyle kavgalı mı? Kendisiyle kavgası olan kimse, yani kavga edecek birini bulamadığında ceketini asıp onunla kavga eden insan, bir başkasıyla sohbet edebilir mi?
Sohbet ehli kişi aynı zamanda kendiyle barışık olan kişidir. Kendini sevmeyen, kendiyle sohbet edemeyen kişi başkasıyla da sohbet edemez.
2) Sohbetin Merkezi Sevgidir
Bu bağlamda sohbetin merkezi sevgidir. Birbirini seven insanlar sohbet edebilirler. Sevgi, karşımızdaki insana iyi niyetle bakabilmeyi sağlar. Kusurlardan ziyade kişinin iyi yönlerini görmeyi, o yönüyle bütünleşmeyi sağlar.
Sevgi olmadığında kusurlar, aksaklıklar ve eksikler öne çıkar. Kişiler birbirine rekabet duygusuyla, fayda duygusuyla, üstünlük duygusuyla yaklaşır. Böyle bir yapıdan sohbet değil, çatışma doğar.
3) Bilgi Yetmez: İrfan Gerekir
Sohbet edecek kişi çok bilgili olmayabilir ama biraz irfan sahibi olması gerekir. İrfan sahibi olmak; insanın kendini, haddini, hududunu bilmesi demektir. Kendi sınırlarını bilmeyen insan başkalarının sınırlarını da bilmez.
Bu nedenle karşıdakinin duygusal, zihinsel, sosyal alanına “destursuz” girerek onun iradi yapısını, özgürlük sahasını ihlal eder. Sohbetin çıktısı huzur olacağına, huzursuzluk doğar. Haddini bilmeyen insanlar sohbet ehli olamazlar.
4) Empati: Sohbeti Besleyen Güç
Sohbeti pekiştiren ana unsurlardan biri de kişideki empati yeteneğidir: Olayları, olguları, sözleri karşısındaki kişinin bakış açısıyla görebilme yeteneği.
Empati yeteneği, kişinin sosyal çevresinin genişliğine ve edebiyat eserleri okumasına bağlı olarak gelişir. Asosyal ve hiç edebiyat eseri okumamış kişilerde empati yeteneği ve duygu seviyesi asgari düzeye iner.
5) Dinlemek: Sohbetin En Zor Tarafı
Sohbet ehli kişi dinlemeyi bilen kişidir. Dinlemek, karşıdaki insanı anlamaya çalışmak, zihinsel çaba sarf etmektir. Dinlemek, konuşmaktan daha zor bir eylemdir.
Karşısındaki kişiye cevap yetiştirme telaşıyla yaklaşan, bu nedenle konuşan kişi sözünü bitirmeden “lafını balla kesiyorum” deyip baltayla kesen kişi dinlemiyordur.
Sazı eline aldığında bırakmayan, muhataplarını konuşmasına maruz bırakan kişi sohbet etmiyordur. Sohbette diyelim dört kişi varsa, kişi başına düşen konuşma miktarı ¼ oranına uygun olmalıdır. Gereğinden fazla konuşmak başkalarının zamanını çalmaktır. Bu, sohbet adabına uygun düşmez.
6) Sohbet, Eşitler Arası Bir İlişkidir
Sohbet eden kişiler arasında hiyerarşi söz konusu değildir. Sohbet, eşitler arası bir ilişki biçimidir. Eğer sohbet hiyerarşik bir iletişime dönerse doğal mecrasından çıkar; yatay iletişimden dikey iletişime dönüşür.
Dikey iletişim ise ast-üst ilişkisinde geçerlidir. Duygusal ve zihinsel bir konuyu eşitler arasında konuşuyorsanız sorun yoktur. Ama karşıya nasihat vermeye başlamışsanız, kendinizde bir üstünlük vehmedip karşınızdakini eksik ve “alt” bir konumda görmeye başlamışsınız demektir. Yargılayıcı ifadeler de sohbeti sohbet olmaktan çıkarır.
7) “Katılmıyorum” Dili Sohbeti Sertleştirir
Sohbet esnasında “Ben senin dediğine katılmıyorum” şeklinde bir cümle olmamalıdır. Böyle bir cümle çoğu zaman “Senin dediğin yanlış, ben doğrusunu söyleyeceğim” tavrını taşır.
Oysa “Ben şu kaynaktan şunu okudum, dinlediklerimden şöyle bir kanaate vardım” demek daha uygundur. Çünkü tez ileri sürerken karşıyı reddetmek ya da yanlışlamak gerekmez. Sonuçta söylediğimiz sözler deneyimlerimizden ve öğrendiklerimizden oluşan öznel doğrulardır; mutlak doğru değildir.
Kesin, iddialı, köşeli sözler sohbet adabına uygun değildir; çatışma doğurur. Oysa sohbette fikirler birbirini reddederek değil, tamamlayarak ve besleyerek gelişir.
8) Kendini Övmek Sohbeti Bozar
Kişinin kendini övmesi ya da başkalarının ağzıyla kendine övgüler dizmesi, kendini merkez yapması; diğerlerini tali görmesi anlamına gelir. Bu, sevginin özüne aykırıdır.
Sevgi, kişinin nefsini aşağıda tutan bir anlayış geliştirir; alçak gönüllü yapar. Kişi kendini övdükçe egosunun emrine girer, kibirlenir. Kibirli insanı Allah sevmediği gibi kulları da sevmez.
9) Sohbet, Zihni Açan Bir Üretim Alanıdır
İyi bir sohbet yaratıcılığı geliştirir. Sohbet ehli kişilerle yapılan konuşma, çoğu zaman kitap okumaktan daha faydalıdır. Kitap okurken edilginsinizdir; sohbet ederken zekâ ve muhakeme aktiftir. Sohbet esnasında yeni fikirler ve düşünceler ortaya çıkar.
Gerçek anlamda sohbet ediyorsanız, sohbetten ayrıldığınızda artık eski kişi değilsinizdir. Beyin kıvrımları arasında yeni düşünceler, fikirler ve bilgiler filiz vermeye başlar.
Neden Bu Konu?
Bu konuyu yazmamın nedeni şu: Toplum olarak sorunlarımıza karşı iş birliği yapma becerisi gösteremiyoruz. Sürekli birbirimizi suçluyoruz. Uzlaşı içinde toplumsal bütünlük sağlayamıyoruz. Birbirimizi yargılıyor, suçluyor; sağlıklı bir iletişim ve bağ kuramıyoruz. Devamlı kavgalı oluyoruz, mahkemelik oluyoruz.
Bu sorunların kökünde sohbet kültürüne yabancılaşmamız yatıyor. Biz ne zaman sohbet etmeyi öğrenirsek, makro düzeydeki uyumsuzlukların da düzene girdiğini göreceğiz.
Av. Durdu GÜNEŞ
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
dgunes@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP