Misafir Kalemlerden İlk Yazı: Savunma Sanayii Üzerine Ufuk Açıcı Bir Değerlendirme
Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rüştü Güntürkün’ün savunma sanayiinin yalnızca askerî bir alan değil; bağımsızlık, güvenlik ve kalkınmanın stratejik temeli olduğunu vurgulayan yazısını, Gazete Ankara’da yayımlanmasını beklemeden kendi köşemde misafir etmekten büyük memnuniyet duyuyorum.
Değerli bilim insanımız Prof. Dr. Rüştü Güntürk’ün “Savunma Sanayii Nedir, Niçin Önem Vermeliyiz?” başlıklı yazısı; günü doğru okuyan, geleceğe dair perspektif sunan ve savunma sanayiini çok boyutlu bir kalkınma parametresi olarak ele alan nitelikli bir çalışmadır.
Savunma sanayiinin; sadece askerî kapasite üretimi değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, Ar-Ge ekosistemi oluşturma, stratejik bağımsızlık kazanma ve uluslararası rekabet gücünü artırma aracı olduğunu ortaya koyan bu yazıyı, ilk “Misafir Kalemler” katkısı olarak kendi köşemde yayımlamayı uygun gördüm.
Bu vesileyle; başta kıymetli hocamız olmak üzere, akademisyen dostlarımızı, aydınları, düşünürleri ve entelektüel birikime sahip tüm kalem sahiplerini Gazete Ankara’nın “Misafir Kalemler” köşesine katkı sunmaya davet ediyorum.
Hazırlıkları süren bu özel bölümde, misafir olan her kalemin yazısı kendi ismiyle yayımlanacak ve düşünce dünyamıza katkı sunan her metin titizlikle okurla buluşturulacaktır.

“Prof. Dr. Rüştü Güntürkün
Selçuk Üniversitesi Öğr. Üyesi
rustu.gunturkun@selcuk.edu.tr
Savunma Sanayi Nedir? Niçin Önem Vermeliyiz?
Bir ülkenin bağımsızlığının iki temel şartı vardır: Savunma sanayinde ve enerjide bağımsız olmak. Güçlü bir savunma altyapısı yalnızca askeri bir mesele değil, aynı zamanda milli egemenliğin, ekonomik kalkınmanın ve uluslararası saygınlığın teminatıdır.
Bağımsızlığın İki Temel Şartı: Savunma ve Enerji
Bir ülkenin bağımsızlığının iki temel şartı;
1. Savunma sanayinde
2. Enerjide
bağımsız olmasıdır.
Savunma sanayi, bir ülkenin yalnızca askeri gücünü değil; bağımsızlığını, ulusal güvenliğini, dışa bağımlılığını ve ambargolara karşı direncini doğrudan etkileyen stratejik bir alandır. Aynı zamanda ekonomik kalkınmayı, teknolojik ilerlemeyi ve uluslararası itibarı da belirler.
Günümüzde savunma sanayi; yüksek teknoloji, Ar-Ge ve inovasyonun en önemli alanlarından biri haline gelmiştir.
Ortadoğu Gerçeği ve Küresel Güç Mücadelesi
Komşumuz olan Ortadoğu ülkeleri hem petrol hem de doğal gaz bakımından dünyanın en önemli enerji merkezlerinden biridir. Bu kaynaklar nedeniyle bölgede savaşlar ve gözyaşı hiç bitmemektedir.
Dünya Siyonistleri, başta ABD ve İsrail olmak üzere, bu kaynaklara sahip olmak için ya doğrudan müdahalelerle ya da vekâlet savaşları yürüten terör grupları üzerinden bölgeyi kan gölüne çevirmektedirler.
ABD ve İsrail Ortadoğu’da güçlü devlet istememektedirler. Örnek olarak önce İran ile Irak uzun yıllar savaştırılmıştır. Bu iki ülke güçsüz bırakılırken aynı zamanda silah satışıyla ekonomiler güçlendirilmiştir.
Sonrasında Irak’ta nükleer silah olduğu iddiasıyla Saddam Hüseyin devrilmiş, milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, yüz binlerce Iraklı mülteci durumuna düşmüştür. Ardından “yanlış istihbarat” denilerek nükleer silah bulunmadığı açıklanmıştır. Ancak Irak’ın kaynakları yağmalanmıştır.
Libya’da da benzer bir yöntem uygulanmış, Kaddafi içerideki unsurlar üzerinden devrilmiştir. Lübnan ve Suriye karıştırılmış, zayıf düşürülmüştür. İran’a yönelik saldırılar yaşanmış, 12 günlük bir savaş sonrası ateşkes ilan edilmiştir. Ancak bölgedeki gerilim devam etmektedir.
ABD’li eski bir komutan, İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye gelebileceğini söylemiştir. Eğer güçleri yetse saldırabileceklerini ifade edenler vardır. Ancak Türkiye’nin savunma sistemlerinin gelişmiş olması, bu konuda caydırıcı bir unsur olarak görülmektedir.

Türkiye’nin Savunma Sanayinde Büyük Atılımı
Türkiye Cumhuriyeti, 2002’den sonra savunma sanayinde büyük atılımlar gerçekleştirmiştir. 2025 itibarıyla dünyanın en iyileri arasına girmiştir.
Yerli ve milli üretim oranı, açık ve gizli ambargolara rağmen yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine çıkmıştır.
Türkiye, 2021 itibarıyla dünyanın en büyük askeri silahlı insansız hava aracı tedarikçisi olmuştur. 2024 yılında küresel SİHA satışlarının yüzde 65’ini gerçekleştirmiştir.
Düşük maliyetli askeri SİHA’lar, Azerbaycan-Ermenistan savaşında ve Rusya-Ukrayna savaşında gösterdiği performansla dikkat çekmiş, Türkiye bu alanda Çin’i geride bırakarak liderliğe yükselmiştir.
5. Nesil Savaş Uçağı: KAAN Projesi
Türkiye, dünyada 5. nesil savaş uçağı yapabilen 4 ülkeden biri olmuştur.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak KAAN Projesi kapsamında Endonezya ile 48 adetlik, 15 milyar dolarlık bir anlaşma imzalanmıştır.
Bu proje, Türkiye’nin havacılık teknolojisinde geldiği seviyeyi göstermesi açısından tarihi bir adımdır.
HÜRJET İhracatı
Türkiye’nin jet eğitimi ve yakın destek uçağı ihtiyacını karşılamak amacıyla tasarlanan HÜRJET Jet Eğitim Uçağı, modern aviyonik sistemleri ve tek motorlu yapısıyla dikkat çekmektedir.
İspanya Hava ve Uzay Kuvvetleri ile 30 adetlik, 2,6 milyar euro değerinde ihracat anlaşması yapılmıştır.

Çelik Kubbe Hava Savunma Sistemi
Türkiye, “Çelik Kubbe” hava savunma sistemiyle ülke sınırlarını güvence altına almıştır.
Bu proje ile çok alçak irtifadan çok yüksek irtifaya ve çok kısa menzilden uzun menzile kadar uzanan tehditlere karşı, yapay zekâ kontrollü entegre bir güvenlik sistemi oluşturulmuştur.
“Sistemler sistemi” olarak nitelendirilen bu projede şu kurumlar iş birliği yapmaktadır:
- ASELSAN
- ROKETSAN
- TÜBİTAK SAGE
- Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.
Bu firmaların geliştirdiği yerli ve milli sistemler, yapay zekâ desteğiyle entegre edilmektedir.
KORAL Elektronik Harp Sistemi
Türkiye’nin geliştirdiği bir diğer savunma sistemi KORAL Elektronik Harp Sistemi’dir.
Elektronik destek ve elektronik taarruz sistemlerinden oluşan KORAL, düşman radarlarını karıştırmakta, köreltmekte ve aldatmaktadır. Böylece radar sistemlerini işlevsiz hale getirmektedir.
ANKA-3 ve Bayraktar Kızılelma
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. tarafından ANKA platformu üzerinden geliştirilen ANKA-3 jet motorlu insansız savaş uçağı; kuyruk tasarımında yatay ve dikey stabilize bulunmaması ve silah istasyonlarını gövde içinde taşıması sayesinde düşük radar izine sahiptir.
Baykar Teknoloji tarafından geliştirilen Bayraktar Kızılelma ise Türkiye’nin yeni nesil insansız savaş uçağı alanındaki seviyesini göstermesi açısından önemli bir projedir.
Savunma Sanayinin Ekonomik ve Stratejik Katkısı
Savunma sanayinin temel görevi ülkenin güvenliğini sağlamaktır. Kendi savunma sistemlerini üretebilen ülkeler dışa bağımlılığı azaltır ve kriz anlarında ambargolardan daha az etkilenir.
Yerli üretim; silahlı kuvvetlerin ihtiyaçlarına uygun, hızlı ve sürdürülebilir çözümler sunar. Bu da caydırıcılığı artırır ve potansiyel tehditlerin önlenmesini sağlar.
Savunma sanayii yüksek katma değerli üretim yapan bir sektördür. Uçak, insansız hava aracı, radar sistemleri ve yazılım teknolojileri; mühendislik, bilişim ve ileri üretim tekniklerini kapsar.
Bu durum nitelikli iş gücü istihdamını artırır ve beyin göçünü azaltabilir.
Türkiye’nin Jeostratejik Konumu
Türkiye dünyanın en stratejik bölgelerinden birinde yer almaktadır. Ortadoğu, İran, Rusya, Avrupa Birliği ve Balkan ülkeleriyle yakın coğrafi ilişkileri vardır.
Savunma sanayii ithalatında bağımlılık büyük oranda azaltılmıştır. Türkiye, yüksek teknoloji ürünleri geliştiren ve küresel pazarda önemli aktör haline gelen bir sektör konumuna yükselmiştir.
Hem ihracat hacmi hem de yerli ürün çeşitliliği bakımından Türkiye, bölgesel güçten küresel oyunculuğa doğru önemli bir dönüşüm geçirmektedir.
Sonuç: Güçlü Savunma, Kalıcı Barış
Barış içinde yaşamanın yolu güçlü bir savunma sanayine sahip olmaktan geçer.
Savunma sanayii; bağımsızlığın, caydırıcılığın, ekonomik kalkınmanın ve ulusal güvenliğin temel taşıdır. Enerji ve savunmada bağımsızlık sağlanmadan tam egemenlik mümkün değildir.”
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP