Yeni Uluslararası Sistem Arayışında Kutup Başı Olarak Türkiye
14 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Gazi Üniversitesi’nde “Yeni Uluslararası Sistem Arayışında Kutup Başı Olarak Türkiye” başlıklı söyleşide küresel siyasetin dönüşümüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Oktay’ın mesajları, Türkiye’nin dış politika yaklaşımının yanı sıra yeni dünya düzenine dair stratejik vizyonunu da ortaya koydu.
Son yıllarda artan bölgesel savaşlar, ekonomik kırılganlıklar ve büyük güç rekabeti, mevcut uluslararası sistemin işlevselliğini tartışmaya açmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve enerji güvenliği krizleri, küresel düzenin yeniden yapılandırılması ihtiyacını güçlendirmiştir. Bu çerçevede “kutup başı” kavramı, çok kutuplu yeni sistem arayışının önemli bir göstergesi olarak öne çıkmaktadır.
Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, söyleşinin açılışında yaptığı konuşmada hem üniversitenin tarihsel misyonuna hem de etkinliğin taşıdığı akademik ve entelektüel öneme geniş bir çerçevede değindi. Katılımcıları selamlayarak sözlerine başlayan Ünal, Gazi Üniversitesi’nin köklü geçmişine vurgu yaptı ve üniversitenin Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle birlikte şekillenen bir bilim kurumu olduğunun altını çizdi.
1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde temelleri atılan Gazi Üniversitesi’nin, kuruluşundan bu yana yalnızca bir yükseköğretim kurumu değil, aynı zamanda Türkiye’nin modernleşme sürecine katkı sunan stratejik bir eğitim merkezi olduğunu ifade etti. Ünal, üniversitenin farklı dönemlerde ülkenin ihtiyaçlarına göre kendini yenileyebilen dinamik yapısının, onu Türkiye’nin en önemli akademik kurumlarından biri hâline getirdiğini belirtti.
Rektör Prof. Dr. Uğur Ünal, konuşmasının devamında Gazi Üniversitesi’nin sadece bir şehir üniversitesi olmadığını, ulusal ve uluslararası düzeyde bilim üreten, araştırma kapasitesi yüksek ve çok disiplinli bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Tıp, mühendislik, eğitim bilimleri, sosyal bilimler, sanat ve spor alanlarında yürütülen akademik çalışmaların, üniversitenin geniş etki alanını ortaya koyduğunu ifade etti. Bu çeşitliliğin, Gazi Üniversitesi’nin bilimsel üretim gücünü artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Ünal ayrıca, üniversitenin yalnızca eğitim veren bir kurum olmanın ötesinde, aynı zamanda toplumla etkileşim içinde olan, kamu politikalarına katkı sunan ve ülkenin stratejik alanlarına yönelik bilgi üreten bir merkez olduğuna dikkat çekti. Bu bağlamda üniversitelerde düzenlenen akademik etkinliklerin, gençlerin entelektüel gelişimi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bugünkü söyleşinin de bu anlayışın bir parçası olduğunu belirten Prof. Dr. Uğur Ünal, “Yeni Uluslararası Sistem Arayışında Kutup Başı Olarak Türkiye” başlıklı programın, günümüz küresel gelişmelerini anlamak açısından son derece kıymetli bir zeminde gerçekleştiğini ifade etti. Dünya siyasetinde yaşanan dönüşümün, akademik tartışmalarla desteklenmesi gerektiğini ve üniversitelerin bu tür entelektüel tartışmalar için en uygun ortamlar olduğunu söyledi.
Konuşmasında davetli konuşmacı Fuat Oktay’a da özel bir yer ayıran Prof. Dr. Uğur Ünal, kendisiyle uzun yıllara dayanan bir çalışma ve tanışıklık süreci bulunduğunu belirtti. Sayın Fuat Oktay’ın kamu yönetimi, devlet tecrübesi ve uluslararası ilişkiler alanındaki birikiminin, öğrenciler ve akademisyenler için önemli bir öğrenme fırsatı sunduğunu ifade etti. Başbakanlık döneminden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki görevlerine, oradan da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki çalışmalarına kadar uzanan süreçte edindiği deneyimlerin, gençler açısından yol gösterici nitelikte olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Uğur Ünal, Gazi Üniversitesi’nin böyle önemli bir ismi ağırlamasından duyduğu memnuniyeti de özellikle vurguladı. Bu tür buluşmaların yalnızca bir konferans niteliği taşımadığını, aynı zamanda üniversite gençliği ile devlet tecrübesinin doğrudan buluştuğu nadir platformlar olduğunu ifade etti. Öğrencilerin soru sorarak doğrudan etkileşim kurabilmesinin, akademik öğrenmeyi daha da zenginleştirdiğini belirtti.
Konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Uğur Ünal, bu ifadenin yalnızca siyasi bir söylem değil, aynı zamanda uluslararası sistemde daha adil bir düzen arayışının sembolü olduğunu söyledi. Küresel adalet, eşit temsil ve hakkaniyetli bir uluslararası yapı tartışmalarının bugün her zamankinden daha önemli hâle geldiğini ifade etti. Bu nedenle gerçekleştirilen söyleşinin hem akademik hem de stratejik açıdan büyük bir anlam taşıdığını vurguladı.
Rektör Prof. Dr. Uğur Ünal, konuşmasının sonunda programın hayırlı olmasını dileyerek, katılımcılara teşekkür etti ve sözü sayın Fuat Oktay’a bıraktı. Üniversite olarak bu tür etkinlikleri önemsediklerini ve gelecekte de benzer akademik buluşmalara ev sahipliği yapmaya devam edeceklerini belirterek konuşmasını tamamladı.
Rektör Prof. Dr. Uğur Ünal, programın kapanış bölümünde yaptığı değerlendirmede, gerçekleştirilen akademik buluşmanın hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederek katılımcılara teşekkür etmiş, ardından sözü Sayın Fuat Oktay’a tevdi etmiştir. Üniversitelerin yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil, aynı zamanda stratejik düşüncenin üretildiği entelektüel merkezler olduğuna dikkat çeken Ünal, bu tür akademik organizasyonların önemine vurgu yaparak, gelecekte de benzer bilimsel ve düşünsel platformlara ev sahipliği yapmayı sürdüreceklerini ifade etmiştir.
Daha sonra kürsüye gelen Sayın Fuat Oktay ise konuşmasına, uluslararası sistemin çok boyutlu krizler ve belirsizlikler üzerinden yeniden şekillendiği mevcut küresel konjonktürde, Türkiye’nin giderek daha belirgin biçimde bir “güvenli liman” niteliği kazandığını ifade ederek başlamıştır. Küresel ekonomik dalgalanmalar, enerji krizleri, bölgesel savaşlar ve büyük güç rekabeti ekseninde ortaya çıkan kırılganlıkların, Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik önemini daha görünür hâle getirdiğini belirten Oktay, özellikle Ankara’nın son yıllarda izlediği çok yönlü dış politika anlayışının bu süreçte belirleyici rol oynadığını vurgulamıştır.
Türkiye’nin Batı dünyasıyla ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda Asya, Afrika ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği çok katmanlı diplomatik açılımların, yeni dönemin çok kutuplu uluslararası sistem arayışının somut yansımalarından biri olduğunu ifade eden Oktay, bu yaklaşımın Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkararak küresel ölçekte etkili bir denge unsuru hâline dönüştürdüğünü belirtmiştir. Mevcut uluslararası sistemin kriz çözme kapasitesinin giderek zayıfladığına dikkat çeken Oktay, Türkiye’nin bu süreçte “dengeleyici ve öncü güç” olma vizyonunu stratejik bir hedef olarak ön plana çıkardığını dile getirmiştir.
Türkiye’nin değişen küresel güç dengeleri içerisinde artık yalnızca bölgesel ölçekte etkili bir aktör değil, aynı zamanda çok kutuplu dünya düzeninde söz sahibi olabilecek stratejik kapasiteye sahip bir devlet olarak öne çıktığını ifade eden, Fuat Oktay’ın konuşmalarında özellikle savunma sanayii, diplomasi, yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm başlıklarının dikkat çekici bir yer tuttuğunu belirtmiştir. Türkiye’nin “kutup başı” olma hedefinin; bilimsel üretim kapasitesi, güçlü diplomatik vizyon ve teknolojik bağımsızlık perspektifiyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, bu sürecin sürdürülebilir kalkınma anlayışı ve nitelikli insan kaynağıyla daha sağlam bir zemine kavuşacağını ifade etmiştir.
Program boyunca akademik derinliği yüksek ve etkileşim odaklı bir moderasyon performansı ortaya koyan, Gazi Eğitim Fakültesi, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Aksoy’un yönlendirmeleri, söyleşinin entelektüel niteliğine önemli katkı sağlamıştır. Aksoy, yaptığı değerlendirmede özellikle son yıllarda artış gösteren bölgesel savaşlar, ekonomik kırılganlıklar, enerji güvenliği sorunları ve büyük güç rekabetinin mevcut uluslararası sistemin işlevselliğini ciddi biçimde tartışmaya açtığını ifade etmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki çatışma alanları ve küresel enerji arzına ilişkin krizlerin, uluslararası düzenin yeniden yapılandırılması ihtiyacını daha görünür hâle getirdiğini belirten Aksoy, bu bağlamda “kutup başı” kavramının, yükselen çok kutuplu dünya sisteminin en dikkat çekici parametrelerinden biri olarak öne çıktığını vurgulamıştır.
Söyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturan soru-cevap kısmında öğrencilerin yoğun ilgisinin altını çizen Aksoy, genç kuşakların dış politika, küresel gelişmeler ve stratejik dönüşümler konusundaki bilinç düzeyinin Türkiye’nin geleceği açısından umut verici olduğunu dile getirmiştir. Üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda stratejik aklın ve toplumsal vizyonun üretildiği merkezler olduğunu ifade eden Aksoy, bu tür akademik söyleşilerin Türkiye’nin uluslararası perspektifine önemli katkılar sunduğunu belirterek konuşmasını tamamlamıştır.
Daha sonra karşılıklı oturum şeklinde devam eden söyleşide sayın Fuat Oktay, Türkiye’nin mevcut küresel kaos ortamında “güvenli liman” niteliği kazandığını vurguladı. Küresel ekonomik dalgalanmalar ve bölgesel çatışmalar, Türkiye’nin jeopolitik önemini daha görünür hâle getirmektedir diyerek sözlerine başladı...
Türkiye’nin Batı, Asya, Afrika ve Körfez ülkeleriyle eş zamanlı geliştirdiği ilişkiler, çok yönlü dış politikanın somut bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’yi yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de etkili bir aktöre dönüştürmekte olduğunu söyleyen Oktay, mevcut uluslararası sistemin krizleri çözmede yetersiz kaldığını belirterek Türkiye’nin “dengeleyici ve öncü güç” olma hedefini vurgulamıştır. Söyleşide başlıklar halinde şu konulara değinildi;
Orta Doğu, Enerji ve Güvenlik : Konuşmada Orta Doğu’daki çatışmaların küresel etkilerine özel vurgu yapılmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji geçiş noktalarındaki istikrarsızlıkların dünya ekonomisini doğrudan etkilediği ifade edilmiştir.
İsrail-Filistin meselesine ilişkin değerlendirmelerde ise, çatışmaların maliyetinin bölge halklarına yüklenmesinin kabul edilemez olduğu belirtilmiş ve daha adil bir uluslararası yaklaşım çağrısı yapılmıştır.
Türkiye’nin Filistin konusunda yürüttüğü diplomatik girişimler, Ankara’nın bölgesel krizlerde aktif rol alma iradesinin bir yansıması olarak değerlendirilmiştir.
Savunma Sanayii ve Bölgesel Güç Dengesi : Türkiye’nin savunma sanayiindeki ilerlemeleri, ülkenin uluslararası etkisini artıran temel unsurlar arasında gösterilmiştir. İnsansız hava araçları ve yeni nesil savunma teknolojileri sayesinde Türkiye’nin yalnızca kendi güvenliğini değil, bölgesel güvenlik mimarisini de etkileyen bir aktör hâline geldiği ifade edilmiştir.
Bu çerçevede Türkiye’nin NATO içindeki stratejik rolünün devam ettiği ve Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir yer tuttuğu belirtilmiştir.
Suriye, Göç ve Bölgesel İstikrar : Oktay, Suriye’de istikrarın Türkiye için temel öncelik olmaya devam ettiğini vurgulamıştır. Sınır güvenliği, göç yönetimi ve terörle mücadele açısından Suriye’deki gelişmelerin kritik önem taşıdığı ifade edilmiştir.
Türkiye’nin uzun süredir savunduğu “toprak bütünlüğünü koruyan istikrarlı Suriye” yaklaşımı, bölgesel güvenlik politikasının temelini oluşturmaktadır.
Jeopolitik Perspektif “Coğrafya Kaderdir” : Söyleşinin önemli başlıklarından biri, İbn Haldun’a atfedilen “Coğrafya kaderdir” yaklaşımıdır. Oktay, bu ifadeyi pasif bir kabulleniş olarak değil, stratejik fırsatların doğru yönetilmesi gerektiğini vurgulayan bir perspektif olarak ele almıştır.
Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasındaki konumu; ülkeyi hem risklerin hem de fırsatların merkezine yerleştirmektedir. Bu durum, Türkiye’yi aynı zamanda vazgeçilmez bir stratejik aktör hâline getirmektedir.
Barış Diplomasisi ve “Oyun Kurucu” Türkiye : Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği arabuluculuk ve barış diplomasisi girişimleri, ülkenin “oyun kurucu” rolünü güçlendirmektedir. Oktay, kalıcı barışın ancak güçlü siyasi ve ekonomik temellerle mümkün olabileceğini ifade etmiştir.
Bu yaklaşım, Türkiye’nin yalnızca kendi çıkarlarını koruyan değil, aynı zamanda bölgesel istikrara katkı sunan bir aktör olduğunu göstermektedir.
Teknolojik Dönüşüm ve Yapay Zekâ :Söyleşinin bir diğer önemli boyutu, üretken yapay zekânın küresel sistem üzerindeki etkileridir. Oktay, yapay zekâyı yeni dünya düzenini şekillendiren stratejik bir kırılma noktası olarak tanımlamıştır.
Artık güç rekabetinin yalnızca askerî ve ekonomik alanlarla sınırlı olmadığı, veri ve algoritmaların da belirleyici unsurlar hâline geldiği ifade edilmiştir.
Türkiye’nin bu dönüşüm karşısında teknoloji üreticisi bir ülke olması gerektiği vurgulanmıştır. Yerli yapay zekâ modelleri, veri güvenliği ve dijital altyapı yatırımları bu stratejinin temel bileşenleridir.
Dijital Egemenlik ve Riskler :Oktay, veriyi “yeni petrol” olarak tanımlayarak dijital bağımsızlığın önemine dikkat çekmiştir. Yabancı platformlara bağımlılığın uzun vadede ciddi güvenlik riskleri doğurabileceği ifade edilmiştir.
Ayrıca yapay zekâ destekli dezenformasyonun artmasıyla birlikte dijital güvenliğin ulusal güvenlik meselesi hâline geldiği belirtilmiştir.
Türkiye’nin Stratejik Geleceği :Türkiye’nin genç nüfusu ve teknolojik adaptasyon kapasitesi, ülkeyi yapay zekâ çağında avantajlı konuma taşımaktadır. Eğitim sisteminin bu doğrultuda yeniden yapılandırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Savunma sanayii, enerji koridorları ve dijital teknolojilerin birleşimiyle Türkiye’nin bölgesel bir teknoloji üssü olabileceği ifade edilmiştir.
Sonuç ve Değerlendirme
Sayın Fuat Oktay’ın Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi, Türkiye’nin yeni uluslararası sistemde kendisini nasıl konumlandırdığına dair kapsamlı bir stratejik çerçeve sunmuştur. Söyleşide öne çıkan temel yaklaşım; Türkiye’nin artık yalnızca küresel gelişmelere tepki veren bir ülke değil, yeni dünya düzeninin inşasında yön verici ve denge kurucu bir aktör olmayı hedeflediğidir.
“Kutup başı” kavramı etrafında şekillenen bu vizyon; jeopolitik konum, savunma kapasitesi, diplomatik etkinlik, enerji koridorları ve teknolojik dönüşüm gibi çok boyutlu unsurların birleşimine dayanmaktadır. Özellikle “coğrafya kaderdir” anlayışının pasif bir kabullenişten çıkarılarak aktif bir stratejik iradeye dönüştürülmesi, Türkiye’nin dış politika anlayışındaki dönüşümün temel göstergelerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Söyleşide dikkat çeken en önemli başlıklardan biri de üretken yapay zekânın küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren bir unsur olarak değerlendirilmesidir. Yapay zekânın yalnızca teknolojik değil; ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurgulayan Sayın Fuat Oktay, dijital egemenlik kavramını Türkiye’nin gelecekteki stratejik öncelikleri arasına yerleştirmiştir. Yerli büyük dil modelleri geliştirilmesi, verinin yerlileştirilmesi ve yapay zekâ etiğine yönelik hukuki altyapının oluşturulması yönündeki çağrılar, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık hedefinin önemli parçaları olarak değerlendirilmektedir.
Öte yandan Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini yapay zekâ ile entegre etme hedefi, ülkenin sert güç kapasitesini ileri teknolojiyle destekleme arzusunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte diplomasi, arabuluculuk ve bölgesel istikrar politikaları ise Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarını güçlendirmeye devam etmektedir. Bu iki alan arasındaki denge, Ankara’nın “kutup başı” olma stratejisinin merkezinde yer almaktadır.
Sonuç olarak söyleşide verilen mesajlar, Türkiye’nin jeopolitik avantajlarını teknoloji, diplomasi ve güvenlik politikalarıyla birleştirerek yeni uluslararası sistemde daha etkin bir konum elde etmeyi hedeflediğini göstermektedir. Küresel düzenin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin başarısı; yalnızca coğrafi konumuna değil, bu coğrafyayı stratejik akıl, teknolojik üretim ve milli kapasite ile nasıl yönettiğine bağlı olacaktır.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM-Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP – www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
Konu ile ilgili Gazete Ankara'nın Haberi: https://gazeteankara.com.tr/politika/turkiye-yeni-dunya-duzeninde-yeni-bir-kutup-merkezi-mi-gazi-universitesindeki-stratejik-soylesi-yogun-ilgi-gordu-6952
YORUM YAP