YAZARLAR

12 Ekim 2026 Pazartesi, 00:00

Ticaret Ünvanı ve Marka Tescilinde Kültürel Yozlaşmanın Önlenmesi ve Türkçenin Korunması

Türkçenin ticaret ünvanlarında, marka tescillerinde, özel kurum adlarında ve kamusal görünürlüğü olan işletme isimlerinde korunması; yalnızca dil meselesi değil, kültürel kimlik, millî bilinç ve gelecek tasavvuru bakımından da stratejik öneme sahiptir.


Ticaret Ünvanı ve Marka Tescilinde Kültürel Yozlaşmanın Önlenmesi ve Türkçenin Korunması

Son yıllarda kurulan ticari işletmelerin büyük bir kısmı yabancı dilde özellikle İngilizce dilinde ticaret ünvanı almayı tercih etmişlerdir. Bunda enternasyonalleşmenin artması, daha entel, dantel, modern görünme, kendisine öyle bir hava verme çabalarının ürünü olarak böyle bir yola girmişlerdir.

Çok muhtemeldir ki bunlardan önemli bir kısmı da yine aynı şekilde marka tescili de yaptırmıştır. Birileri kalkıp kendilerince daha farklı gerekçeler de sunabilir. Ancak bu kültürel bir yozlaşmadır. Bunun önüne geçilmesi ve Türkçenin korunması gerekir.

Millî Eğitim Bakanlığının Özel Okul İsimleriyle İlgili Düzenlemesi

Millî Eğitim Bakanlığı Türk özel öğretim kurumlarında yabancı isim kullanımını sona erdirme kararı almıştır. Bakanlığın bu itirazı ve düzenlemesi doğrudan kültürel yozlaşmanın önüne geçilmesi ve Türkçenin korunması amacıyla yürürlüğe konmuştur.

Bu mevzuat Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin zamanında hazırlanmış ve Ağustos 2026’da duyurusu yapılmıştır.

Daha önce yabancı isimle ruhsat alanlar dahil olmak üzere, tüm Türk özel okulları Türk millî eğitiminin amaçlarına uygun Türkçe isimler almak zorundadır. Kurumlara isim başvurularını tamamlamaları için en geç 1 Ekim 2026 tarihine kadar süre tanınmıştır.

Bu düzenleme yalnızca Türk özel okullarını kapsamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre azınlık okulları, yabancı/uluslararası kurumlar ve sadece yabancı dil eğitimi veren kurslar yabancı ad kullanmaya devam edebilecektir.

Bu uygulamasından dolayı Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i gönülden kutluyorum.

Sorun Sadece Özel Okul İsimleriyle Sınırlı Değildir

Ancak sorun sadece Türk özel okulları sorunu değildir. Bütün ticari işletmeler, sınai kuruluşlar, düğün salonları, konut siteleri, oteller, lokantalar, kafeteryalar, manavlar, giyim mağazaları, hasılı akla gelen her tür ticari işletme kısmen ya da tamamen yabancı ad kullanmaktadır.

Bu ciddi bir kültürel yozlaşmadır. Türkçenin korunması ve bu kültürel yozlaşmanın önüne geçilmesi gerekir.

Ticaret Bakanlığı ve İlgili Bakanlıklar Harekete Geçmelidir

Millî Eğitim Bakanlığının uygulaması Ticaret Bakanlığı ve ilgili diğer Bakanlıklara da örnek olmalıdır.

Ticaret Bakanlığı ve ilgili diğer Bakanlıklar da bir araya gelerek gerekli mevzuat değişikliğini hemen yapmalı, yabancı isim kullanan yerli işletmelere gerekli duyuruyu yapmalı, onlara ticaret ünvanı değişikliği için gerekli süreyi tanımalıdır.

Marka tescilinin de aynı anlayış içinde yeniden düzenlenmesi gerekir.

Kurumsal Koordinasyon İhtiyacı

Türkçenin korunması konusunda atılacak adımların kalıcı olabilmesi için mesele yalnızca tek bir bakanlığın uygulaması olarak görülmemelidir. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda Millî Eğitim Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, Türk Patent ve Marka Kurumu ve ilgili kurumların katılımıyla sistematik bir çalışma yürütülmelidir.

Ticaret ünvanları, marka tescilleri, özel okul adları, işletme isimleri ve kamusal görünürlüğü olan ticari adlandırmalar konusunda Türkçeyi önceleyen ortak ilkeler belirlenmelidir. Bu ilkeler hem mevzuat hem uygulama hem de denetim boyutuyla bütüncül biçimde ele alınmalıdır.

Bu konu, Türk Dünyası, Türk Devletleri Teşkilatı ve uluslararası kültür-dil çalışmaları bakımından da önem taşımaktadır. Türkçenin korunması, yalnızca dil meselesi değil; kültürel kimliğin, ortak hafızanın ve gelecek vizyonunun korunması meselesidir.

Bu bakımdan mesele, günlük bir isimlendirme tartışmasının ötesinde; dil, kimlik, kültür ve gelecek tasavvuru bakımından stratejik bir başlık olarak görülmelidir.

Türk Dil Kurumu da Sürecin Tarafı Olmalıdır

Mutlaka burada da istisnalar olacaktır. Onları da dikkate almak gerekir.

Bu düzenlemelerin yapılmasında Millî Eğitim Bakanlığının rehberlik yapması, Ticaret Bakanlığı ve ilgili diğer Bakanlıkların da hemen harekete geçmesini, Türk Dil Kurumunun da Türkçenin korunması konusunda taraf olmasını gönülden diliyorum.

Güzel haberlerinizi duymak ümidiyle.

 

Yazar: Prof. Dr. Ahmet MAHİROĞLU
Gazi Üniversitesi E. Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
amahiroglu@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)