Kadirli’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 106. Yıldönümü Kutlu Olsun
7 Mart 1920: Bir Şehrin İstiklale Yürüyüşü
Osmanlı’nın son döneminden Millî Mücadele’ye uzanan tarihsel süreçte Kadirli, Çukurova’da Türk varlığının en önemli merkezlerinden biri olarak dikkat çekmektedir. 7 Mart 1920, yalnızca bir kurtuluş günü değil; aynı zamanda bir milletin bağımsızlık iradesinin yerel ölçekte tezahür ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır.
“Toros Dağlarının Tepelerinde Tek Bir Türkmen Evinden Duman Tütüyorsa…”
“Toros Dağlarının tepelerinde tek bir Türkmen evinin bacası tüter halde kalmış ise, ben bu milletten umudumu kesmem, bayrağı göğsüme sarar, milletin istiklali uğruna ölürüm.”
Mustafa Kemal Paşa
Yıldırım Orduları Grup Kumandanı, Adana
Bu söz, Millî Mücadele’nin ruhunu ve Anadolu’nun direniş karakterini en açık şekilde ifade eden tarihi bir irade beyanı niteliğindedir.
Kadirli’nin Bin Yıllık Türk Yurdu Oluşu
Türk İstiklal Savaşı’nın büyük kumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadeleyi ilk başlatma emrini verdiği ve Kuva-yı Milliye komutanı ataması yaptığı cephelerden biri Doğu Çukurova, yani Kadirli ve çevresi olmuştur.
Kadirli ilçesinin bin yılı aşkın süredir Türk yurdu olarak varlığını sürdürdüğü bilinmektedir. Malazgirt Zaferi’nden önce dahi bölgede İskitler döneminde Türk varlığına rastlanmakta, daha sonra Bizans’ın yerleştirdiği Peçenek, Oğuz ve Kıpçak Türkleri bu coğrafyada yaşamaktadır.
Türklerin Anadolu’nun bu bölgesine daha yoğun şekilde gelişi ise Battal Gazi dönemindeki akınlar ve sonrasındaki göçler ile gerçekleşmiştir.
1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Çukurova’daki fetih hareketleri hız kazanmış, Emir Buldacı Bey ile Selçuklu yönetimi Kadirli’de kurulmuştur. Bu dönemde yöre “Türkmenya” adıyla anılmıştır.
Roma çağında Flaviopolis olarak bilinen şehir, tarih içinde Türkmenya ve daha sonra Kadirli adını alarak günümüze ulaşmıştır.
Haçlı Seferleri ve Bölgedeki Mücadele
Malazgirt Zaferi’nden yaklaşık çeyrek asır sonra Çukurova bölgesi Haçlı seferleri sırasında işgale uğramış, Kadirli ve çevresi kısa süreliğine Haçlı ve Ermeni hakimiyetine girmiştir.
Ancak Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan döneminde bölge yeniden Türkmen yerleşimine açılmıştır. Daha sonra Dulkadiroğulları Beyliği döneminde Kadirli önemli bir merkez haline gelmiş ve Şehsuvar Bey zamanında beyliğe başkentlik yapmıştır.
Osmanlı döneminde ise Kadirli ve köylerinin tamamının Türk ve Müslüman nüfustan oluştuğu, dönemin nüfus kayıtlarında açık şekilde görülmektedir.
Dulkadirliler döneminden 1928 yılına kadar Kadirli’nin resmi kayıtlardaki adı Kars-ı Zülkadriye olmakla birlikte halk arasında Kadirli olarak anılmaya devam etmiştir. Cumhuriyet döneminde ise resmen Kadirli ilçesi adını almıştır.
Kadirli Tarihinde İskân Politikalarının Önemi
19. yüzyılda bölgede yaşayan konargöçer Türkmenlerin yerleşik hayata geçirilmesi, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını güçlendirmiştir.
Bu süreçte özellikle Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa, Türkmenlerin kalıcı yerleşimlere yönlendirilmesinde önemli rol oynamış ve Kadirli tarihine adlarını saygıyla anılacak şekilde yazdırmışlardır.
Bugün Kadirli’de bu iki devlet adamı vefa ve minnetle hatırlanmaktadır.
Mondros Sonrası İşgal Süreci
Yüzyıllar önce Haçlı seferleriyle işgale uğrayan Çukurova, bu kez I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletlerinin hedefi haline gelmiştir.
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında İtilaf devletleri anlaşmanın 7. maddesini gerekçe göstererek Çukurova’yı işgal etmeye başlamıştır.
Mart 1919’un ortalarında (14 Mart) Fransız kıyafeti giymiş işgal birlikleri, Ermeni birlikleriyle birlikte Ceyhan Nehri üzerinden ilerleyerek Kadirli’yi işgal etmiştir.
Kadirli yaklaşık bir yıl boyunca işgal ve esaret altında kalmıştır.
Kuva-yı Milliye ve Kurtuluş Mücadelesi
Bu işgal üzerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk, güvendiği ve yakından tanıdığı Piyade Yüzbaşı Osman Nuri’yi (Doğan Bey) bölgedeki Millî Mücadele’yi organize etmek üzere görevlendirmiştir.
Osman Nuri Bey’e “Kozanoğlu Tufan” ve “Hafız Bekir” lakapları verilmiş ve kendisi bölgedeki millî kuvvetlerin komutanı olarak görevlendirilmiştir.
Tufan Bey, Kozan ve çevresindeki teşkilatlanmayı kurduktan sonra Andırın’da Yaycıoğlu İbrahim Ağa ile görüşmüş, kurtuluş planını Yaycıoğlu’nun konağında hazırlamıştır.
Bu plana göre Millî Mücadele kuvvetleri dağlardan aşağı doğru inen bir kuşatma harekâtı ile Kadirli’yi çevrelemiş, düşmanın şehirden çekilmesi üzerine 7 Mart günü Türk millî kuvvetleri şehre girmiştir.
Böylece Kadirli, düşman işgalinden kurtularak yeniden özgürlüğüne ve istiklaline kavuşmuştur.
7 Mart: Bağımsızlığın Sembolü
7 Mart günü göndere çekilen ayyıldızlı al bayrak, Kadirli’nin özgürlüğünün ve Türk milletinin bağımsızlık iradesinin sembolü olarak bugün de dalgalanmaktadır.
Bu anlamlı gün, yalnızca bir şehir için değil; Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin yerel hafızasında önemli bir tarih olarak anılmaktadır.
Şehitlere ve Kurtuluş Önderlerine Vefa
Bu istiklal ve kurtuluş yolunda canlarını feda eden tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere;
Kadirli’nin kurtuluşunda büyük rol oynayan
- Osman Tufan Bey
- Kemal Doğan Bey
- Yaycıoğlu İbrahim
- Tevfik Coşkun
ve tüm şehit ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla yad ediyoruz.
Prof. Dr. Güray KIRPIK
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
gkirpik@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP