YAZARLAR

12 Eylül 2026 Cumartesi, 16:00

Hatalar Çok Değerlidir

Hayat boyunca kaçınmaya çalıştığımız hatalar, belki de bizi büyüten en kıymetli tecrübelerimizdir. Jorge Luis Borges’in “Anlar” adlı şiirinden hareketle, kusursuz olma çabasını, “keşke” lerimizi ve hataların bize öğrettiklerini yeniden düşünmek istedim.



Değerli okuyucularımız, bugünkü yazımda sizlere yıllar önce okuduğum Jorge Luis Borges’in “Anlar” adlı şiirinden bahsetmek istiyorum.


Jorge Luis Borges’in “Anlar” Şiiri

ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim
yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata
yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü
yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
(…)

Daha çok riske
girerdim.
Seyahat ederdim daha
fazla.
Daha çok güneş doğuşu
izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde
yüzerdim.
Görmediğim birçok yere
giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az
bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların
yerine.
(…)

Eğer yeniden
başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır
atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak
ayaklarla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına
varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı
eğer.
Ama işte 85’indeyim ve
biliyorum...
ÖLÜYORUM...

Yıllar önce bu şiirin ne anlama geldiğini kendimce yorumlamıştım ama şimdilerde şairin bu dizelerine daha başka bir gözle baktığımı söyleyebilirim.


Neden “Daha Çok Hata Yapardım”?

Beni en çok etkileyen kısmı, “Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde, daha çok hata yapardım.” dizeleri olmuştur.

Neden bu tecrübelerimle “İkinci kez daha az hata yapardım.” demiyor da “Daha çok hata yapardım.” diyor, diye düşündüm.

Sonra şöyle düşündüm: Her insan hata yapar. Çünkü insan olan her şeyi bilemeyebilir, öngöremeyebilir, düşünemeyebilir ve her zaman doğru kararlar veremeyebilir.

Bazen dikkatsizlikten, bilgi eksikliğinden, deneyimsizlikten, bazen de o anki duygularımızın etkisiyle yanlış kararlar verebiliriz. Yanlış davranabilir, düşünebilir ya da konuşabiliriz. Tecrübelerimizin olmaması da en büyük etkenlerdendir.

“Keşke”lerin Yükünü Taşımak

Hata yapan her insan, bunu fark ettiğinde ya da olumsuz sonuçlarıyla karşılaştığında çok üzülür. “Keşke” ile başlayan onlarca cümle kurarız. Sırf bu yüzden sevdiklerimizi affetmez, hatta kendimizi bile acımasızca eleştirip yargılayabiliriz.

Bütün bunların sonucunda hep üzülen, kahırlanan, sitem eden kişilerden oluruz.

Hataları hep çok kötüymüş gibi değerlendiririz.

Oysa hatalar çok değerlidir.

Sadece bakış açımızı gelin bir de şu konulara yöneltelim:

Hatalar Bize Neler Öğretir?

Hatalar, neyin yanlış olduğunu, neyin doğru olduğunu gösterir.

Öğrenmeyi derinleştirir. “Bir musibet, bin nasihatten iyidir.” sözlerindeki gerçeği yaşayarak öğrenmemizi sağlar.

Yanlış denemeler sonucu yaşadıklarımız, bazen bizim yeni yollar bulmamıza yol açar.

Kendimizi tanımamızı sağlar. Hangi koşulların bizi zorladığını, nasıl karar vermemiz gerektiğini, kuralları ve içinde bulunduğumuz şartları daha objektif olarak değerlendirmemize yardımcı olur.

Hatalarımızın sonucunda yaşanan olumsuzlukları düzeltebilmek ise özgüvenimize katkı sağlar.

Bir sonraki denemeye ışık tutan kocaman bir tecrübe olur. Gelişimimize katkı sağlar.


Kusursuzluk Kisvesinden Vazgeçmek

Şiire geri dönersek eğer, hataların bu yüzden kıymetli olduğu sonucuna varabiliriz.

Kusursuzluk kisvesinden vazgeçmek, bunu yaşamımızın bir parçası olarak kabul edip doğru olanı bulmak çok değerlidir belki de…

Hataya, öğrenmenin bedeli olarak değil, öğrenmemizin kendisi olarak baktığımızda içimiz rahatlayacaktır, diye düşünüyorum.

Unutulmamalıdır ki hiçbir insan kusursuz olamaz!

Bu kural kendimiz için de geçerlidir. O hâlde önce kendimizi, sonra diğer insanların yaptıkları hataları affederek ruhumuzda taşıdığımız yüklerden kurtulalım.


Velhasıl: 85 Yaşına Gelmeden Hayatın Kıymetini Bilelim

Ve şairin dediği gibi, 85 yaşına gelmeden hayatı yaşamanın kıymetini bilelim.

Hataların büyük yaralar açmadığı, sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler dilerim.

12 Eylül’e Dair Bir Not

Bugün 12 Eylül… Tarih yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak için değil, yaşananlardan ders çıkararak aynı hataları tekrarlamamak için de vardır. 12 Eylül 1980, demokrasimizin kesintiye uğradığı, toplumumuzun hafızasında derin izler bırakan dönemlerden biridir. Aradan geçen yılların ardından bize düşen, geçmişin acılarını yeni ayrışmaların gerekçesi yapmak değil; onlardan ortak bir gelecek şuuru çıkarabilmektir.

“Hatalar çok değerlidir” derken belki toplumlar için de aynı hakikati hatırlamalıyız: Bir hata ancak ondan ders çıkarıldığında tecrübeye dönüşür. 21. yüzyılın Türkiye’si artık darbelerden, kutuplaşmalardan ve geçmişin ağır bedellerinden öğrendikleriyle; demokrasisini, hukukunu, milli iradesini ve toplumsal birlik duygusunu daha da güçlendiren bir gelecek kurmalıdır. Türkiye Yüzyılı’na yakışan da geçmişi unutmadan fakat geçmişe takılıp kalmadan, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını daha güçlü, daha demokratik ve daha müreffeh bir Türkiye hedefiyle inşa etmektir.

Geçmiş bize yük değil, ders olsun; geleceğimizi ise ortak akıl, demokrasi ve millet iradesi şekillendirsin.

Sevgi ve Saygılarımla

Özlem İCİK
Yazar | Drama Eğitmeni
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı | Köşe Yazarı
oicik@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)