GÖRDÜKLERİMİZ VE GÖRMEDİKLERİMİZ
Hayatın içinde karşılaştığımız olayları çoğu zaman yalnızca gördüğümüz kadarıyla değerlendiriyoruz. Kaleme aldığım bu yazıda, görünmeyeni fark etmeden verilen kararların bizi nasıl yanıltabileceğini ve insanı anlamanın aslında neyi gerektirdiğini anlatıyorum.

Görünen Gerçek midir?
“Gördüğümüz şey, bütünün tamamı olmayabilir.”
Bir insan hakkında karar verirken, onun dışarıya yansıyan davranışlarını dikkate alırız. Oysa görünen, gerçeğin yalnızca küçük bir kısmı olabilir. Bir insanın geçmişte yaşadığı deneyimleri, adetleri, inançları, içinde bulunduğu duygusal durumu, niyetleri ve hayat şartları çoğu zaman gözle görülmez.
Örneğin sert görünen bir kişi aslında kırılgan olabilir ya da sessiz bir insan asosyal değil, sadece çekingen olabilir.
Maskeler ve Algı Yanılgıları
Bunun yanı sıra insanlar toplum içinde çoğu zaman gerçek duygularını saklayarak çeşitli maskeler takabilirler. Haksızlıklarını çok tutarlı sebeplere dayandırmak isteyebilirler. Kendilerini acze düşmüş gibi savunabilirler.
Bazen iki kişi arasındaki anlaşmazlık, başkaları tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir. Birileri kendi fikirlerini bize empoze etmeye kalkabilir. Bu da bizim düşüncelerimizi etkiler.
Hızlı Yargıların Tehlikesi
Kişinin davranışlarını etkileyen duygusal süreçler ve o anki koşullar da dışarıdan fark edilmeyebilir. Tüm bu nedenlerle bir insanı ya da olayları değerlendirirken sadece gördüklerimize göre hüküm vermek eksik ve hatalı sonuçlara yol açabilir.
Biz ise bu görünmeyen yönleri bilmeden hızlıca bir yargıya varırız.
Görmek Yetmez, Anlamak Gerekir
Örneğin sadece bir resme baktığımızda, soldaki kişinin sağdaki kişiye bir bıçak çektiğini düşünebiliriz. Çünkü tabloyu bu şekilde görmüşüzdür. Ancak detaylı incelediğimizde, aslında bambaşka bir gerçeklikle karşılaşabiliriz.
O halde bir insan ya da bir olay hakkında hemen karar vermeden önce ne yapmak gerekir?
Doğru Değerlendirme İçin Neler Yapılmalı?
- Önyargının yanlış değerlendirme ve yüzeysellik doğuracağı unutulmamalıdır.
- Hemen yargılamamak gerekir.
- “Görmediğim ne olabilir?” sorusu sorulmalıdır.
- Empati kurulmalı, derin düşünme alışkanlığı edinilmelidir.
- Davranışların; duygular, yaşanmışlıklar ve normlardan etkilenebileceği unutulmamalıdır.
- Bir anlaşmazlık varsa her iki taraf da dinlenmelidir.
- Buzdağının sadece görünen kısmına değil, görünmeyen kısmına da bakılmalıdır.
- Gerekirse yazılı ve sözlü kaynaklar araştırılmalıdır.
- Stres, zaman baskısı ve çevresel etkiler göz önünde bulundurulmalıdır.
- Niyetin ne olduğu sorgulanmalıdır.
- Kısa vadeli faydanın uzun vadede zarar getirebileceği unutulmamalıdır.
Savaşlar: Gördüklerimiz ve Görmediklerimiz
İnsan ilişkileri dışında dünyada yaşanan savaşları değerlendirdiğimizde de benzer bir durumla karşılaşırız. Kim kazandı, bilmiyoruz.
Gördüklerimiz; tarafların açıkladıkları haklılık mücadeleleri ve medyaya yansıyan bilgiler…
Ama bir de görmediklerimiz var.
Atılan bombaların çıkardığı gazların havayı, suyu ve ekosistemi mahvetmesi…
Binlerce masum insanın ölmesi…
Ağlayan, aç kalan çocuklar…
Zorunlu göç eden insanların dramı…
Onları kabul eden ülkelerin yaşadığı zorluklar…
Ekonomik olarak fakirleşen toplumlar…
Ve savaşın insan ruhunda açtığı derin yaralar…
Velhasıl
Gördüklerimiz ve görmediklerimiz arasında, savaşın gerçek kazananı var mıdır bilmiyoruz. Ama bildiğimiz; acı, gözyaşı, korku, endişe ve kederdir.
Sadece görünenle karar verdiğimizde çoğu zaman eksik ya da hatalı yargılara varırız. Görünmeyeni hesaba kattığımızda ise daha empatik ve doğru değerlendirmeler yaparız.
İkisini birlikte değerlendirebildiğimizde hem insan ilişkilerinde hem olaylar karşısında daha doğru kararlar alır, daha sağlıklı ilişkiler kurar, dünyayı daha iyi anlar ve yönetiriz.
Unutmayalım ki görünmeyeni anlamaya çalışmak, insanı ve hayatı okumaktır.
15 Nisan Mesajı
Bugün, 15 Nisan… Birbirinden anlamlı günleri içinde barındıran özel bir tarih.
Dünya Sanat Günü: Sanatın evrensel dilini, insanı birleştiren gücünü ve hayata kattığı anlamı hatırlama günüdür. Sanat, tıpkı bu yazıda olduğu gibi, görünenin ötesini fark etmemizi sağlar.
Av Yasağı Başlangıcı: Denizlerimizin korunması, ekosistemin sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere sağlıklı bir doğa bırakmak adına önemli bir adımdır.
Turizm Haftası (15-22 Nisan): Ülkemizin kültürel zenginliklerini, doğal güzelliklerini ve misafirperverliğini hatırlama ve tanıtma haftasıdır.
Türk Tarih Kurumu’nun Kuruluşu (1931): Geçmişimizi doğru anlamak, geleceğimizi sağlam kurmanın en önemli adımlarından biridir.
Bugün bize bir kez daha şunu hatırlatıyor:
Görmek yetmez… Anlamak, korumak ve değer bilmek gerekir.
Sevgi ve Saygılarımla
Özlem İCİK
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
oicik@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP