Tıpta Yapay Zekâ: Geleceğe Hazır mıyız?
Tıpta yapay zekâ ve dijital sağlık uygulamaları hızla gelişiyor. Peki Türkiye bu dönüşümün neresinde? Akademi, sağlık sistemi ve teknoloji üretimi bu değişime ne kadar hazır?
Yapay Zekâ Sağlık Alanına Girmeye Başladı
Değerli Okuyucular,
Bu yazımda hem kişisel olarak ilgimi çeken hem de gelecekte sağlık alanını derinden etkileyeceğine inandığım bir konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum: Tıpta Yapay Zekâ ve Dijital Sağlık.
Son yıllarda “Tıpta Yapay Zekâ” veya “Dijital Sağlık” kavramları yalnızca teorik tartışmaların konusu olmaktan çıkmış, günlük klinik uygulamalara da yavaş yavaş girmeye başlamıştır. Elbette henüz bu alanın başındayız. Ancak dünyada bu alandaki çalışmaların ve projelerin çok hızlı ilerlediğini görmekteyiz.
Sağlık verilerinin analizinden klinik karar destek sistemlerine, radyoloji görüntülerinin yorumlanmasından patoloji örneklerinin değerlendirilmesine kadar birçok alanda yapay zekâ tabanlı uygulamalar geliştirilmektedir.
Türkiye Bu Alanın Neresinde?
Peki, ülke olarak bu disiplinin neresindeyiz?
Elbette bu sorunun en sağlıklı cevabını ilgili kurumlar ve bu alanda çalışan uzmanlar verecektir. Ancak yaptığım sınırlı araştırmalar ve gözlemler doğrultusunda, sağlıkta yapay zekâ uygulamaları açısından henüz istenilen noktada olmadığımızı düşünüyorum.
Buna rağmen sevindirici bir gerçek var: Ülkemizde bu alana yönelik ciddi bir ilgi ve heyecan bulunmaktadır. Özellikle devlet kurumlarının çeşitli projeler ve destek programlarıyla bu alanı teşvik etmeye başladığını görmek umut vericidir.
Ben de bu alanda yürütülen destek programlarından birine proje başvurusu yaptığımı özellikle belirtmek isterim.
Teknolojik Bağımlılık Sorunu
Ancak bütün bu çabalara rağmen zaman zaman teknolojik gelişmeler açısından dünyanın gerisinde kalma endişesi de hissedilmektedir.
Bunun temel nedeni, sağlık teknolojilerinde kullandığımız birçok cihaz ve yöntemin hâlâ büyük ölçüde dış kaynaklı olmasıdır.
Ülkemizde geliştirilen bazı cihaz ve projeler çoğu zaman mevcut teknolojilerin daha temel versiyonları şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Elbette bu süreç zamanla gelişecek ve daha ileri düzey ürünler üretilecektir.
Ancak unutulmamalıdır ki sağlıkta yapay zekâ ve dijital sağlık alanında güçlü olabilmek için genel teknoloji üretim kapasitesinin de hızlı ilerlemesi gerekmektedir. Aksi halde bu alanda dışa bağımlılık devam edecektir.

Akademisyenlere Düşen Sorumluluk
Bu noktada biz akademisyenlere önemli görevler düşmektedir.
Sadece teorik tartışmalar yapmak yerine somut projeler ve gerçek ürünler ortaya koyabilmemiz gerekmektedir. Bunun için de zaman zaman konfor alanlarımızdan çıkmamız, günlük tartışmaların ve küçük rekabetlerin ötesine geçmemiz gerekir.
Bilimsel üretim ancak ortak akıl, disiplinler arası iş birliği ve uzun vadeli bir vizyon ile mümkündür.
Üniversiteler Bu Dönüşüme Hazır mı?
Öte yandan şu soruları da kendimize sormamız gerekir:
- Üniversitelerdeki akademik düşünce yapısı bu dönüşüme yeterince hazır mı?
- Bu yaklaşım eğitim ve araştırma hastanelerine ne kadar yansıyabiliyor?
- Akademisyenler, bilimsel üretime ve ileri teknolojilere odaklanabilecek bir ortam bulabiliyor mu?
Yoksa çoğu zaman idari sorunlar, kadro problemleri ve yoğun klinik yükler arasında sıkışıp mı kalıyor?
Küresel Rekabet Çok Daha Hızlı
Tüm bu soruların yanında şunu da söylemek gerekir ki bu alanda yapılabilecek çok şey vardır.
Klinik karar destek sistemlerinden radyoloji ve patolojide yapay zekâ uygulamalarına kadar son derece heyecan verici gelişmeler yaşanmaktadır. Ancak küresel rekabetin hızına baktığımızda bazen bir ülkede üç yıl süren bir araştırma sürecinin başka bir yerde büyük teknoloji şirketlerinin desteğiyle birkaç ay içerisinde sonuçlandığını görebiliyoruz.
Aynı durum tıbbi cihaz geliştirme süreçleri için de geçerlidir. Bir projeyi tasarlamak, başvuru yapmak ve onay almak bile çoğu zaman aylar hatta yıllar sürebilmektedir.
Oysa dünya çok daha hızlı ilerlemektedir.
Tıp Eğitiminde Yapay Zekâ Dönemi
Bu noktada önümüzde önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.
Belki de yapılması gereken ilk adım, yapay zekâ ve dijital sağlık konularını tıp eğitimine daha sistematik bir şekilde entegre etmektir.
Günümüzde birçok tıp fakültesinde bu alan henüz düzenli bir eğitim başlığı olarak yer almamaktadır. Oysa geleceğin hekimleri yalnızca klinik bilgiye değil, aynı zamanda sağlık teknolojilerini anlayan ve doğru kullanabilen bir bakış açısına da sahip olmalıdır.
Bu nedenle tıp fakültelerinde bu alana yönelik dersler, seçmeli programlar ve disiplinler arası eğitimler oluşturulabilir.
Klinisyenlere yönelik ücretsiz eğitim programları düzenlenebilir. Hastanelerde yalnızca seminerler vermek yerine daha ileri gidilerek uygulamalı kurslar, proje geliştirme programları ve araştırma ekipleri oluşturulabilir.
Hatta bu programların sonunda proje üretme zorunluluğu getirilmesi bile düşünülebilir.

Türkiye’nin Potansiyeli Var
Çünkü inanıyorum ki ülkemizin bu alanda ciddi bir potansiyeli vardır.
Genç araştırmacılarımızın heyecanı, hekimlerimizin bilgi birikimi ve devletin son yıllarda artan teknoloji destekleri doğru bir şekilde bir araya getirilebilirse sağlıkta yapay zekâ alanında önemli adımlar atılabilir.
Bu nedenle gelin, bu alana hep birlikte sahip çıkalım.
Sağlıkta yapay zekâ ve dijital sağlık uygulamalarını güçlü bir bilimsel altyapı ile geliştirerek, eksiklerini ve sorunlarını gidererek sağlık sistemimize entegre edelim.
Bu Tartışma Devam Etmeli
Bu konunun çok yönlü bir tartışmayı hak ettiğini düşünüyorum.
Bu nedenle önümüzdeki yazılarda da tıpta yapay zekâ, dijital sağlık ve geleceğin hekimliği üzerine düşüncelerimi paylaşmaya devam edeceğim.
Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bilimden sağlığa, akademiden teknolojiye kadar hayatın her alanında bilgi üreten, emek veren ve toplumsal gelişime katkı sağlayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Bilimin ilerlemesinde, sağlık hizmetlerinin gelişmesinde ve geleceğin teknolojilerinin şekillenmesinde kadınların katkısının her geçen gün daha da güçlenmesi en büyük temennimizdir.
Doç. Dr. Ökkeş Hakan MİNİKSAR | Köşe Yazarı
hminiksar@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP