Kadınların 3. Vardiyası
Kadınların 3. Vardiyasına Çözüm Tradwife’lık mı?
Geçenlerde akademisyen bir hanımın bir videosuna denk geldim aynen şöyle diyordu; çocukları aldım anneme geldim, burada çalışabilmem için annem bana bir oda verdi, sağ olsun çocuklarla da hep annem babam ilgilendi, yemeğim ve çayım masama geldi, ben sürekli kalkıp bölünmek zorunda kalmadım. Ve ben annemlerde geçirdiğim 1 haftada evde olsam 2 ayda bitiremeyeceğim çalışmalarımı tamamladım, makalemi yazdım bitirdim.
Videonun altında bir yorum vardı; “herhangi bir erkeğin sıradan hayatı”…
Bu yorum üzerine biraz düşündüm, gerçekten de birçok kadının ve erkeğin hayatı bu şekilde…
Kadın dışarda çalışıyor (çoğu kadın geçinebilmek için çalışmak zorunda), evde çalışıyor, çocuk bakıyor tüm bunların üzerine de kadının görünmeyen bir üçüncü vardiyası söz konusu…
Üçüncü vardiya kadının iş - aile yaşam döngüsünün bilinmeyen bir boyutudur. Kavram ilk olarak Arlie Hochschild’in The Second Shift isimli kitabında, ikinci vardiya ya da çifte vardiya kavramıyla ifade edilmiştir.Çalışmaların ortaya koyduğu bulgular bize gösteriyor ki; ev işleri ve çocuk bakımı, çalışan çalışmayan ayırt edilmeksizin temel olarak kadının sorumluluğundadır.
Çalışma hayatları ve ev işi sorumluluklarından oluşan bu iki vardiyayı çatışmayacak şekilde organize etmenin zihinsel yüküyle de kadın başa çıkmak zorunda kaldığından; kadınların bu ilave yükü üçüncü vardiya olarak isimlendirilmiştir.
Örneğin; mutfak masasında duran yemeğin buzdolabına koyulması söylenmemişse bir erkek sorumluluk alarak onu buzdolabına koymaz, kendisini o yemeğin bozulmasından sorumlu hissetmez. Bunun gibi herhangi bir işi kadın yapamayacak durumdaysa bile mutlaka organizesini yapmak zorunda olduğundan kadının tüm fikir çekmeceleri açıktır.
Üçüncü vardiya ev işleriyle sınırlı değildir; örneğin giysilerin kuru temizlemeye verilmesi, söküklerin dikilmesi veya diktirilmesi için terziye bırakılması, market alışverişi, lostraya verilecek ayakkabılar, çocuğun arkadaşının doğum günü hediyesinin alınması, havluların nevresimlerin değiştirilmesi, biten tuvalet kağıtlarının yenisiyle değiştirilmesi, çöplerin atıldıktan sonra yeni çöp poşetinin kovaya geçirilmesi….vb görünmeyen işlerin hepsi kadının üzerindedir. Yani çalışan kadınların evdeki akşam mesaisi hiç bitmez.Tüm bu iş yüklerinin altından kalkılır gibi olmadığı ortada olduğundan da son yıllarda “tradwife” akımı başladı ve işte kafalar da tam burada biraz karıştı.
Kadınların 3. Vardiyasına Çözüm Tradwife’lık mı?
Bilmeyenler için; “geleneksel eş” olarak çevrilen tradwife kelimesi, “traditional wife” söyleminin kısaltılmış halidir.
Tradwife akımı, temelde geleneksel cinsiyet rollerinin benimsenmesidir. Bu akımı benimseyen kadınlar, yaşamları boyunca tamamen ev işlerine odaklanarak kocalarına en iyi “hizmeti”(!?) sunmayı amaçlıyorlar.
Feminizmin tam karşısında konumlanan tradwife, kadınların iş hayatından uzak durup evde çocuk bakmasını ve temizlikten yemeğe tüm ev işleriyle ilgilenmesini kapsıyor. Tradwife akımını destekleyen kişiler, bir kadın için en ideal yaşam biçiminin 1950’lerde olan geleneksel ev hanımı rolü olduğunu düşünüyorlar. Kavramın hayata olan iz düşünümü merak edenler, akımın öncülerinden olan “ballerinafarm” ın instagram paylaşımlarına bakabilirler.
Baktığınızda aslında çok mantıklı gibi; bütün gününü dinlenmeden evde ve işte çalışarak ve de sürekli sorumluluk alarak geçiren kadının üzerinden önemli bir yükü almış oluyorsunuz.
İşte sorun da tuzak da tam burada başlıyor; tüm dünyayı erkek zihniyle kompanse ederseniz kadını yok etmiş oluyorsunuz.
Daha da önemli olan şöyle bir husus var ki; kadın çok fonksiyonel bir zekâ yapısına sahip yaratıcı bir varlıktır! Allah’ın verdiği aklı, beceri ve yeteneği çöp yapıp zekâ gerektirmeyen bir işte bir kadının kendini israf etmesi korkunç bir zaiyattır! Zaten erkeklerin egemen olduğu sektörlere bakınca, meydan boşluğundan düşük profille buraları çok kötü yönettiklerine şahitlik edebilirsiniz. Kadını eve hapisederseniz ona bahşedilen nimetlerden dünya yoksun kalır.Ayrıca eskide olan sistem iyi olsaydı zaten değişiklik için çaba sarfedilmez aynı düzen devam ederdi.
Kadının yaşam düzeninde geri plana atılması bireysel anlamda kadını yok etmek, dünyaya yapılacak en büyük kötülüktür, cinsiyet kırımıdır ve ahmakçadır!
Çalışan kadın sayısının giderek artması, ev sorumluluklarının yerine getirilmesinde cinsiyetler arası yeni uzlaşıların olmasını elzem kılmaktadır.
Tüm hemcinslerimi sevgiyle kucaklıyorum…
Görüşmek Üzere…
Dr. Neslihan Yahşi – Köşe Yazarı
Algı Yönetimi ve İletişim Uzmanı
nyahsi@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
(Beni instagram ve youtube hesaplarımdan Neslihan Yahşi adıyla, podcastten ise “iletişiminiz kaderinizdir” adıyla takip edebilirsiniz.)
YORUM YAP