Atatürk’ün Fiziksel Özelliklerinden Kime Ne!
Güya yüceltmek üzere yazılmış bir şarkı sözünden son derece rahatsızım. Öyle ki sözleri beni rahatsız ettiği için müziğini duymaya da tahammülüm düşük… Şarkıya geleceğim ama öncesinde aklı başında birçok kişinin hemfikir olacağını düşündüğüm 1-2 cümleyi dillendireyim:
Bizim doğuştan getirdiğimiz fiziksel özelliklerimiz çaba sarfetmeksizin elde ettiklerimizdir. Dolayısıyla bir övgüyü hak etmezler… Uzun boylu olmak güzel olabilir, beğenilebilir ama kişiyi uzun boyuyla övmek sığ bir akıldır.
Güzel olmanın avantajını, iyi görünmenin açtığı kapıları inkâr edecek değilim, elbette böyle bir gerçeklik var; güzellik insanı etkileyen inkâr edilemez bir unsurdur. Dünyadaki pazar payı ortada olan güzellik ekonomisi diye de bir gerçek var sonuçta!
Dünyada 3 trilyon dolarlık bir sektör. 2018 verilerine göre Türkiye’deki güzellik ekonomisi yaklaşık 2 Milyar Euro değerinde ve Türkiye’de yılda 800 bin estetik operasyon yapılıyormuş. Dünyada 7. Sıradaymışız. Bütün bu somut verileri ve insan fıtratını inkar eden bir yerden söylemiyorum ancak aradaki ince çizgiye dikkat çekmek isterim ki;
Romantik ilişkilerde fiziksel özellikleri illaki översiniz, esmer tenine aşık olursunuz, ceylan gözlerine şiir yazarsınız… bunları yapmazsanız zaten ortada ne romantizm, ne ilişki, ne de aşk kalır…
Ancak kamuya ait bir değeri fiziksel özelliklere indirgemek, O’nun niteliğini ve saygınlığını gölgelemek hatta karartmaktır. Belki de kısmi hakaret…
Aşık Mahzuni Şerif'i severim, çok kıymetli bir aşıktır, ustadır, bir değerdir. Ancak Atatürk gibi öngörüsü yüksek, çok okuyan, çok çalışan, çok araştıran, çok yönlü düşünen birine neden “sarı saçlım mavi gözlüm nerdesin…” diye şarkı yapılıp o koskoca deha minicik sığ bir fiziksel özelliğe sığdırılır? Hiç anlamam… Maalesef şarkıyı Selda Bağcan’ın sesi bile güzelleştiremiyor!
Bunların yerine Atatürk’ün Başkomutanlığında gerçekleşen zaferlerde, bu emsalsiz dehanın aklının ve bazı yeteneklerinin öne çıktığı alanların vurgulanması, yıllarca at üzerinde savaş sahalarında koştururken kısacık ömrüne sığdırdığı çalışmalarının/çalışkanlığının başarıya evrimine projektör tutulması daha aklı başında tutum olmaz mı?
Düşünsenize bir;
“-Paşam ordu yok.
-Kurulur!
-Para yok.
-Bulunur!
-Düşman çok.
-Yenilir!” diyorsunuz,
At üzerinde “İt Durmaz Tepelerinde” yıllarınızı harcayıp soğuktan siroz oluyorsunuz, sizin arkanızdan sarı saçlım diye güzelleme yapılıyor…
Mesela diyelim ki bir şirkette çalışıyorsunuz; şirket batıyorken sizin başarılı bir projenizden sonra şirket ticari hayatına devam ediliyor… Ve sizin boyunuza bosunuza gözlerinize ten renginize mi övgü diziliyor?
Duyguların ve ideolojik körlüğün aklı gölgelemesine izin verilmemeli…
Atatürk'ü sarı saça mavi göze indirgemek, O’nun askeri yeteneklerini, liderlik melekesini, stratejik zekasını ve öngörüsünü farkında olmadan gölgelemektir. Ortak bir değer fiziksel özellikler üzerinden değil, kahramanlıklar üzerinden yaratılır!
Ortak değerler etrafında birleştiğimiz, dayanışma içinde olduğumuz, milli birlik ruhumuzun pekiştirdiği huzurlu günler dilerim…
Görüşmek Üzere….
Beni podcastteki yayınlarımdan sesli olarak da dinlemek için tıklayınız …
Dr. Neslihan Yahşi – Köşe Yazarı
nyahsi@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
YORUM YAP