Çarpık Modernleşmenin Türk Müziğine Olan Olumsuz Etkileri Üzerine
Modernleşme, bir toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarında yaşanan köklü dönüşümü ifade eder. Türkiye özelinde modernleşme süreci, genellikle Batı normlarını hızla benimseme gayretiyle ilerlemiş, bu da kültürel alanlarda, özellikle müzikte, "çarpık modernleşme" olarak adlandırılan dengesiz bir yapıya yol açmıştır. Çarpık modernleşme, yerel değerleri ve geleneksel birikimi dönüştürmek yerine, onları ya görmezden gelmiş ya da tamamen reddetmiştir. Bu analizin temel tezi, bu sürecin Türk müziği geleneği üzerinde derin yapısal, estetik ve kurumsal kayıplara neden olduğunu sorgulamaktadır.
Dışlayıcı Politikalar ve Batı Taklitçiliği
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde başlayan Batı müziğine yönelimi ve kurumsallaşma, Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte ulusal kimlik inşasının resmi bir aracı haline gelmiştir. Bu dönemde benimsenen müzik politikaları, "çağdaşlaşma, modernleşme" adına, Klasik Türk Müziği (KTM) ve Türk Halk Müziği'nin (THM) geleneksel yapılarını Batı'nın çokseslilik (polifoni) teknikleriyle dönüştürmeyi hedeflemiştir. Bu Türk müziği tür ve biçimlerine bir tür "uygarlık testi" uygulamak anlamına gelmiştir.
Bu dışlayıcı yaklaşımın en somut örneği, geleneksel Türk müziği formlarının belirli dönemlerde radyo yayınlarından dahi men edilmesi veya ciddi şekilde kısıtlanmasıdır. Halkın kendi kültürel mirasıyla bağını koparma riski taşımıştır. Milli müziği "halk ezgileri ile Batı müziği tekniklerinin kaynaşmasından" doğacak bir sentez olarak tanımlayan Ziya Gökalp gibi düşünürlerin etkisiyle (1). Batı müziği eğitim metotları ve enstrümanları geleneksel sanatçıların yerine ikame edilmiştir. Sonuç olarak, geleneksel estetik ve icra pratikleri (meşk sistemi, tavır) itibar kaybetmiş, geleneksel formlar üzerinde derinlemesine çalışacak akademisyen ve sanatçı yetiştirme süreci aksamıştır.
Makam ve Usul Geleneğinin Zayıflaması
Türk müziğinin temel estetik omurgasını oluşturan makam (melodik mod) ve usul (ritmik kalıp) sistemleri, çarpık modernleşmenin hedefi haline gelmiştir. Batı müziğinin temperli sistemine adapte olma çabaları ve çoksesliliği zorlama isteği, Türk müziğindeki koma seslerin (aralıkların) ihmal edilmesine, basitleştirilmesine veya yanlış anlaşılmasına yol açmıştır.
Türk Müziği (THM/TSM/Tasavvufi müzik), notaya aktarılmaya direnç gösteren, usta-çırak ilişkisi (meşk) üzerinden aktarılan canlı bir sanattı. Makamın incelikleri, eserin icra anındaki doğaçlama esnekliği ve duygu aktarımı, katı notasyon ve Batılı teknik dayatmalar karşısında gücünü yitirmiştir. Refik Talat Alpman gibi modernleşme sürecinde eser veren bazı besteciler, geleneksel formları korurken melodilerinde Batı müziği kalıplarını kullanmaya çalışmışlardır {2}. Ancak bu sentez çabası ne Batı müziğinin derinliğine ulaşabilmiş ne de geleneksel yapıyı koruyabilmiştir; çoğu zaman "ne tam alaturka ne tam alafranga" denebilecek hibrit ve yapısal olarak zayıf eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Popülerleşme, Ticarileşme ve Estetik Yozlaşma
Modernleşme, şehirleşme ve kitle iletişim araçlarının (radyo, plak, daha sonra televizyon) gelişimi ile birleştiğinde, müzik endüstrisi hızla ticarileşmiştir. Bu ticarileşme, müziği geleneksel sanatsal bağlamından (saray, tekke, halk ortamı) alıp popüler tüketim pazarına indirgemiştir.
Özellikle 1960’lı yıllardan sonra kitlesel göçlerle büyük şehirlerin çeperlerinde oluşan sosyo-kültürel yapı, Arabesk müziğin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Arabesk, yerel motiflerle Batı enstrümanlarını ve Orta Doğu ezgilerini harmanlayan, genellikle toplumsal hayal kırıklıklarını ve "kayıp kimlik" duygusunu yansıtan bir türdür. Çarpık modernleşmenin yarattığı kültürel boşlukta doğan bu tür {3}, bir yandan halkın duygusal ihtiyacına cevap verirken, diğer yandan geleneksel Türk müziği formlarının estetik derinliğini ve karmaşıklığını feda etmiştir.
Türk Sanat Müziği'nin gazinolara inmesi de benzer bir yozlaşma yaratmıştır. Fasıl geleneği gibi uzun, karmaşık ve doğaçlamaya dayalı icra biçimleri, ticari kaygılarla basitleştirilmiş, kısa, akılda kalıcı şarkı formlarına dönüştürülmüş ve icra tavrı gösteri odaklı bir hale gelmiştir {4}. Bu süreç, müziğin sanatsal değerinin niceliksel popülerliğe kurban edilmesiyle sonuçlanmıştır.
Sonuç
Çarpık modernleşme, Türk müziği geleneğini inkâr ve taklit arasında sıkıştırarak, geleneksel yapının köklerini zayıflatmıştır. Geleneksel sanatların kurumsal destekten yoksun kalması, makam-usul sisteminin yanlış Batılılaşma çabalarıyla erozyona uğraması ve kitle iletişim araçlarının tetiklediği ticarileşme, Türk müziğinin otantikliğini, çeşitliliğini ve yapısal derinliğini kaybetmesine yol açmıştır. Bu durum, gelecekteki müzik üretimleri için, gelenekle moderni bilinçli ve seçici bir yaklaşımla, taklitten uzak, kendi özgün sentezini oluşturma zorunluluğunu ortaya koymaktadır.
Dipnotlar
- Gökalp, Z. (1923). Türkçülüğün Esasları. İstanbul: Matbaa-i Amire. (Bu eserde ulusal müziğin halk ezgileri ve Batı tekniğiyle sentezlenmesi fikri savunulmuştur).
- Bursa Uludağ Üniversitesi, Modernleşme Sürecinin Türk Mûsikîsine Etkisi: Refik Talat Alpman Örneği. (Alpman'ın eserlerinde geleneksel form ile Batı kalıplarının melez yapısı incelenmiştir).
- Stokes, M. (1992). The Arabesk Debate: Music and Musicians in Modern Turkey. Oxford University Press. (Arabesk müziğin sosyolojik ve kültürel kökenlerine dair temel bir çalışma).
- Gelenek Dergisi, Türkiye'de Modernleşme ve Müzik Üzerine Serbest Düşünceler. (Klasik Türk Müziği'nin gazinolar üzerinden yozlaşarak "halka inmesi" ve ticarileşme eleştirisi).
Kaynakça
- Aksoy, E. (1985). Müzik ve Modernleşme. İstanbul: Varlık Yayınları.
- Anonim (2018). "Türkiye'de Modernleşme Sürecinin Müziğe Yansımaları Bağlamında Klasik Koro Örneği." Dergi Park Makalesi.
- Gökalp, Z. (1923). Türkçülüğün Esasları. İstanbul: Matbaa-i Amire.
- Öztürk, S. (2011). Türkiye'de Müzik Politikaları ve Modernleşme. İstanbul: Bağlam Yayıncılık.
- Stokes, M. (1992). The Arabesk Debate: Music and Musicians in Modern Turkey. Oxford University Press.
- Yönetken, H. B. (1940). Milli Musiki ve Türk Halk Musikisi. Ankara: Milli Eğitim Basımevi.
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP