Arminius Vambéry’den Ziya Gökalp’e: Erken Cumhuriyet Dönemi Kültür ve Müzik Anlayışının Kökenleri
Giriş
Türk milliyetçiliğinin sosyolojik temellerini atan Ziya Gökalp’in (1876-1924) fikir dünyası, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Avrupalı Türkoloji çalışmalarından derin izler taşır. Bu bağlamda, Macar oryantalist ve seyyah Arminius Vambéry (1832-1913), Gökalp’in "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" formülündeki "Türkleşmek" unsuru için gerekli olan tarihsel ve dilsel ham maddeyi sağlayan isimlerin başında gelir. Vambéry'nin çalışmaları, Osmanlı aydınına imparatorluk sınırlarının ötesinde, Orta Asya’da kadim bir "Türk harsı"nın (kültürünün) varlığını hatırlatmıştır.
Vambéry ve Türkoloji'nin Gökalp Üzerindeki Etkisi
Vambéry, 1860'lı yıllarda Orta Asya’ya yaptığı seyahatler ve sonrasında yayımladığı eserlerle, Türk halklarının dilsel ve kültürel birliğini bilimsel bir zemine oturtmuştur.[1] Gökalp, Vambéry ve onun çağdaşı olan Léon Cahun gibi isimlerin çalışmalarını okuyarak, Osmanlı kimliğinin "Arap ve Acem etkisiyle bozulmuş" bir üst yapı olduğu, gerçek Türk kimliğinin ise halkın dilinde ve folklorunda yaşadığı sonucuna varmıştır.
Vambéry’nin "Turan" tahayyülü, Gökalp’te romantik bir milliyetçilikten ziyade, sosyolojik bir "hars" (kültür) arayışına dönüşmüştür. Gökalp'e göre, Vambéry gibi Batılı bilginler, Türklerin kim olduğunu Türk aydınından önce keşfetmişlerdir. [2] Bu durum, Gökalp'in Batı'nın "tekniğini" (medeniyetini) alırken "ruhunu/kültürünü" (harsını) reddetme stratejisinde önemli bir kırılma yaratır: Batı, aynı zamanda Türk’e kendi özünü tanıtan bir "ayna" işlevi görmüştür.
Müzik Reformu: Hars ve Medeniyetin Sentezi
Ziya Gökalp’in müzik üzerine görüşleri, meşhur Türkçülüğün Esasları kitabında netleşir. Gökalp, mevcut müziği üç sınıfa ayırır: Şark musikisi (Bizans/Arap/Acem kökenli), Garp musikisi ve Halk musikisi. Ona göre Şark musikisi "hastalık"tır ve Türk ruhunu temsil etmez; zira bu müzik "melez" bir saray kültürü ürünüdür.[3]
Burada Vambéry’nin izleri, "otantik Türk" arayışında belirir. Vambéry, Orta Asya seyahatnamesinde Türkmenlerin ve Kırgızların müziklerinden bahsederken bu melodilerin sadeliğine ve doğallığına vurgu yapmıştır. Gökalp bu "sadeliği", halk türkülerini (hars) alıp Batı’nın çok sesli teknikleriyle (medeniyet) birleştirme formülüne dönüştürür.
Erken Cumhuriyet dönemi müzik inkılabının (Alaturka müziğin yasaklanması ve konservatuvarların kurulması gibi) temelinde yatan fikir şudur:
"Milli musikimiz, memleketimizdeki halk musikisiyle Garp musikisinin itilafından doğacaktır. Halk musikisi bize canlı melodileri verecek, Garp musikisi de o melodileri armonize ederek çok sesli hale getirecektir."[4]
Vambéry’nin Orta Asya’da gözlemlediği "saf Türk" figürü, Gökalp’in zihninde Anadolu köylüsünün ezgilerinde yaşayan bir cevhere dönüşmüş ve bu cevherin Batılı formlarla "işlenmesi" gerektiği fikri doğmuştur. Ancak bu fikrin teorik yönü sağlam kurgulanmış olmasına rağmen türkülerin zengin form, biçim ve makamsal özellikleri gibi melodik yapıları incelenmemiş veya yeterince araştırılmamıştır. Kaldıki Gökalp meseleye sosyolojik açıdan bakmaktadır.
Erken Cumhuriyet ve Batılı Kültür Anlayışındaki Yansımalar
Erken Cumhuriyet eliti, kültürel dönüşümü gerçekleştirirken " Batılı Oryantalizm" olarak adlandırılan bir yöntem benimsemiştir. Bu yöntem, Batılı oryantalistlerin (başta Vambéry olmak üzere) Türk tarihine ve diline dair ortaya koyduğu tezleri, ulus-devlet inşasında birer meşruiyet aracı olarak kullanmıştır.[5]
Müzik alanında bu etki, Osmanlı-İslam geçmişine ait ne varsa "gayri-milli" olarak yaftalanmasıyla sonuçlanmıştır. Vambéry’nin Türkleri "hareketli, savaşçı ve özgür" bir bozkır halkı olarak tanımlaması, Osmanlı musikisindeki melankolik ve durağan yapının reddedilmesini kolaylaştırmıştır. Gökalp ve dolayısıyla Cumhuriyet ideolojisi, bu "hareketli" Türk ruhuna ancak Batı’nın dinamik armonisiyle ulaşılabileceğine inanmıştır.
Sonuç
Ziya Gökalp’in Arminius Vambéry’den aktarılan büyük miras, Türk kimliğinin "etno-linguistik" bir keşfidir. Vambéry, Gökalp’e "müzikte devrim yap" dememiş olsa da ona bu devrimi yapacak tarihsel kopuşun zihinsel araçlarını sunmuştur. Erken Cumhuriyet dönemi müzik anlayışı, Vambéry’nin işaret ettiği "Orta Asya kökenli öz" ile Avrupa’nın "modern tekniği" arasında kurulan ideolojik bir köprüdür. Ancak bu fikri düşüncenin teoride mantıklı olsa da pratikte ötekileşme ve kültürel yarılmanın parametresini oluşturan unsur olarak etki yapmıştır. Vambery’nin fikirlerinin Osmanlı aydınları arasındaki yayılımı, doğrudan bir etkileşimden ziyade, Necip Asım Yazıksız gibi kilit isimler ve kurumlar aracılığıyla gerçekleşmiştir. Necip Asım, Vambery ile kişisel dostluğu olan ve onun Türkoloji yöntemlerini Türkiye’ye taşıyan en önemli figürdür.
Kaynakça ve Dipnotlar
[1]: Arminius Vambéry, Travels in Central Asia, John Murray, London, 1864, s. 412. (Vambéry’nin Orta Asya halklarının dil ve adet birliği üzerine gözlemleri).
[2]: Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Tarihi, (Haz. Ş. Beysanoğlu), s. 45.
[3]: Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Ankara, 1923, s. 118-120. (Milli Musiki bölümü).
[4]: Gökalp, a.g.e., s. 121.
[5]: Gökhan Ayas, Müzik Sosyolojisi: Sorunlar, Yaklaşımlar, Tartışmalar, Doğu Kitabevi, 2015, s. 89.
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP