Kadın ve Erkek Arasındaki İletişimde 20 Dikkat Çekici Fark
Kadınlar ve erkekler yalnızca farklı biçimlerde düşünmüyor, duygularını ifade etme, karar verme, iletişim kurma ve çevrelerini algılama konusunda da birbirlerinden ayrılıyor. Bu farklılıkları anlamak, ilişkilerde yaşanan pek çok iletişim sorununu daha doğru değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıklar, insanlık tarihi boyunca merak edilen ve üzerinde en çok konuşulan konuların başında geliyor. Aynı olay karşısında farklı tepkiler verilmesi, konuşma biçimlerinin değişmesi ve beklentilerin her zaman örtüşmemesi çoğu zaman iletişim sorunlarına yol açabiliyor.
Elbette her insanın karakteri, yetişme biçimi, çevresi ve hayat tecrübesi birbirinden farklıdır. Bu nedenle kadınlar ve erkekler hakkında yapılan değerlendirmeleri kesin kurallar olarak değil, genel eğilimleri açıklayan ipuçları olarak görmek gerekir.
İşte kadın ve erkek arasında iletişim, davranış ve algılama açısından öne çıkan 20 fark:
1. Konuşma
Erkekler günde yaklaşık 7 bin kelime konuşurken kadınların yaklaşık 20 bin kelime konuştuğu ifade edilmektedir.
Bu farklılık, kadınların duygu ve düşüncelerini konuşarak paylaşmaya, erkeklerin ise daha kısa ve doğrudan bir anlatım biçimi kullanmaya eğilimli olduğunu göstermektedir.
2. Beynin İşitme ve Dil Merkezi
Kadınların beynindeki işitme ve dil merkezlerinin, erkeklere oranla yüzde 11 daha fazla nörona sahip olduğu belirtilmektedir.
Kadınların daha fazla konuşması, sözcükleri daha ayrıntılı kullanması ve iletişim sırasında farklı anlamları daha hızlı değerlendirmesi bu yapısal farklılıkla ilişkilendirilmektedir.
3. Süreç
Erkekler çoğunlukla sürecin ayrıntılarından çok ortaya çıkan sonuçla ilgilenir. Bu nedenle daha kısa, doğrudan ve sonuç odaklı iletişim kurabilirler.
Kadınlar ise sürece önem verir. Bir olayın nasıl başladığı, hangi aşamalardan geçtiği ve insanlarda nasıl bir etki bıraktığı onlar için daha belirleyici olabilir.
4. Konuşma Şekli
Erkekler zaman zaman monolog biçiminde konuşur ve düşüncelerini kendi içlerinde değerlendirmeye yönelirler.
Kadınlar ise daha çok diyalog kurar. Düşüncelerini başkalarıyla paylaşarak, konuşma sırasında şekillendirmeyi ve geliştirmeyi tercih edebilirler.
Bu nedenle kadın için konuşmak çoğu zaman yalnızca bilgi vermek değil, aynı zamanda duygusal paylaşım kurmak anlamına gelir.
5. Beyin Yarımküreleri Arasındaki İletişim
Kadınlarda beynin sol ve sağ yarımküreleri arasındaki iletişimin erkeklere göre daha güçlü olduğu ifade edilmektedir.
Bu durum, kadınların mantıksal değerlendirmelerle duygusal işaretleri aynı anda ele alabilmesine katkı sağlayabilir.
6. Yalan Söylerken Kulakla Oynama
Erkeklerin yalan söylerken kulak memeleriyle oynayabildiği veya gömlek yakalarını gevşetmeye çalışabildiği belirtilmektedir.
Kadınlar ise böyle bir durumda makyajlarını kontrol ediyormuş gibi davranabilirler.
Ancak beden dilindeki tek bir hareketin tek başına yalanın kanıtı olamayacağı unutulmamalıdır. Hareketler, kişinin genel tavrı ve içinde bulunduğu durumla birlikte değerlendirilmelidir.
7. Ağlamak
Kadınların erkeklerden yaklaşık beş kat daha fazla ağladığı ifade edilmektedir.
Ağlamanın özellikle saat 19.00 ile 22.00 arasında daha yoğun yaşandığı belirtilmektedir. Gün boyunca bastırılan duyguların akşam saatlerinde açığa çıkması bunda etkili olabilir.
8. Sözsüz Mesajlar
Kadınlar, sözsüz mesajları değerlendirme konusunda erkeklere göre daha başarılı olabilirler.
Yüz ifadesi, ses tonu, bakış, duruş ve küçük davranış değişiklikleri kadınlar tarafından daha hızlı fark edilebilir. Bazen söylenen kelimelerden çok, söylenmeyenler anlam kazanır.
9. Karşı Cinsi Beğenme
Araştırmalara göre erkekler, yüzünün sağ ve sol tarafı birbirine benzeyen, daha simetrik yüzlü kadınları tercih edebilmektedir.
Kadınların ise erkeklerin statüsüne, özgüvenine ve karakter özelliklerine daha fazla önem verdiği belirtilmektedir. Baskın karakterli ve kendine güvenen erkekler, kadınlar tarafından daha çekici bulunabilmektedir.
10. Eş Seçme
Kadınlar eş seçerken yalnızca dış görünüşe değil, erkeğin maddi kaynaklarına ve sosyal statüsüne de önem verebilirler.
Erkekler ise çoğunlukla kadının maddi durumu veya sosyal statüsünden çok dış görünüşüne dikkat ederler.
Bu yaklaşım, kadınların güven ve gelecek beklentisini, erkeklerin ise görsel çekiciliği daha fazla önemsemesiyle ilişkilendirilebilir.
11. Yalan Söylerken Bakış Yönü
Kadınların yalan söylerken yukarıya, erkeklerin ise aşağıya bakma eğiliminde olduğu ifade edilmektedir.
Bununla birlikte bakış yönü, tek başına doğru ya da yalan söylemenin kesin göstergesi değildir. Kişinin alışkanlıkları ve içinde bulunduğu ruh hâli de dikkate alınmalıdır.
12. Dikkat Çekme
Kadınlar çoğunlukla iç dünyaları, duyguları ve kişilik özellikleriyle dikkat çekmeye çalışırlar.
Erkekler ise dış dünyadaki başarıları, güçleri, yetenekleri ve sahip oldukları imkânlar üzerinden dikkat çekmeye yönelebilirler.
Bir başka ifadeyle kadın “beni anla” mesajı verirken erkek “beni fark et” mesajı verebilir.
13. Karar Verme
Erkekler sezgisel kararlarını çoğunlukla tek bir temel gerekçeye dayandırma eğilimindedir.
Kadınlar ise karar verirken birden fazla gerekçeyi aynı anda değerlendirebilirler. Olayın duygusal, sosyal ve pratik sonuçlarını birlikte ele almaları karar verme süreçlerini daha ayrıntılı hâle getirebilir.
14. Kıyafet Kullanımı
Kadınlar daha kadınsı görünmek amacıyla yuvarlak vücut hatlarını belirginleştiren ve ön plana çıkaran kıyafetleri tercih edebilirler.
Erkekler ise vücut yapılarını, omuzlarını ve kaslarını öne çıkaran kıyafetler giyebilirler.
Her iki taraf da kıyafetleri yalnızca örtünmek için değil, kendini ifade etmenin ve karşı tarafa mesaj vermenin bir aracı olarak kullanabilir.
15. Göz Teması
Kadınlar aşırı göz temasını sarkıntılık veya rahatsız edici bir ilgi biçimi olarak algılayabilirler.
Erkekler ise uzun süreli ve aşırı göz temasını meydan okuma ya da tehdit olarak değerlendirebilirler.
Aynı bakışın kadın ve erkek dünyasında farklı anlamlara gelebilmesi, sözsüz iletişimde yaşanan yanlış anlaşılmaların önemli nedenlerinden biridir.
16. Başarıyı Paylaşma
Kadınlar başarıyı ve itibarı başkalarıyla paylaşmaya daha yatkındır.
Erkekler ise başarıyı sahiplenme ve ortaya çıkan sonuç üzerinden değerlendirme eğilimindedir.
Kadınlar çoğu zaman ekip içindeki katkıları vurgularken erkekler sonuç üzerindeki kişisel etkilerini daha görünür hâle getirebilirler.
17. Duyu Organları
Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçebilir ve erkekler ışığa karşı daha hassas olabilirler.
Kadınların ise işitme ve koklama duyularının daha güçlü olduğu ifade edilmektedir.
Bu farklılıklar, kadınların ses tonundaki değişimleri veya çevredeki kokuları daha hızlı fark etmesine katkı sağlayabilir.
18. Nefes Alma
Erkekler dakikada ortalama 16 kez nefes alıp verir.
Kadınlarda ise bu sayının dakikada yaklaşık 20 ile 22 arasında olduğu belirtilmektedir.
Nefes alma sıklığındaki bu farklılık, kadın ve erkek bedeninin fizyolojik özellikleriyle ilişkilendirilmektedir.
19. Spor
Spor konusunda erkeklerin kadınlardan daha hızlı olduğu ifade edilmektedir.
Kadınlar ise dayanıklılık konusunda erkeklerden daha güçlü olabilirler. Erkeklerin fiziksel gücü ve sürati ön plana çıkarken kadınların uzun süre devam edebilme ve zorlayıcı koşullara direnebilme yetenekleri dikkat çekebilir.
20. Ses Telleri
Kadınların ses telleri erkeklere göre daha kısadır. Bu nedenle kadınların sesleri genellikle daha tizdir.
Erkeklerde ses tellerinin daha uzun ve kalın olması ise sesin daha kalın çıkmasına neden olur.
Farklılıkları Çatışma Değil, Anlama Nedeni Görmek
Kadınlar ve erkekler arasındaki bu farklılıklar, bir tarafın diğerinden daha üstün veya daha yetersiz olduğunu göstermez. Tam tersine, insan ilişkilerinin birbirini tamamlayan farklı özellikler üzerine kurulduğunu ortaya koyar.
İletişimde yaşanan pek çok sorun, insanların karşısındaki kişinin de kendileri gibi düşünmesini ve tepki vermesini beklemesinden kaynaklanır. Oysa sağlıklı iletişimin ilk adımı, karşımızdaki insanın dünyaya bizim baktığımız yerden bakmak zorunda olmadığını kabul etmektir.
Kadınların ayrıntılara ve duygusal paylaşıma verdiği önem ile erkeklerin çözüm ve sonuç odaklı yaklaşımı doğru biçimde bir araya getirildiğinde ilişkiler daha dengeli hâle gelebilir.
Önemli olan farklılıkları büyütmek değil, bu farklılıkların verdiği mesajı doğru okuyabilmektir. Çünkü anlaşılmak kadar anlamaya çalışmak da güçlü ve sağlıklı ilişkilerin temelidir.
Murat Ertan
Eğitim Bilim ve Davranış Bilimleri Uzmanı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
mertan@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP