YAZARLAR

23 Ekim 2026 Cuma, 10:00

Sınavın Ardından Ne Kalıyor?

Millî Eğitim Bakanlığının 2026–2027 eğitim öğretim yılında uygulanacağını açıkladığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS), ölçme ve değerlendirmede yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ertuğrul Akbaş, sınav sonuçlarının yalnızca nota dönüşmesini değil, öğrencinin öğrenme eksiklerini belirleyen, öğretmenin kararlarını destekleyen ve eğitimin niteliğini geliştiren bir araca dönüşmesini değerlendiriyor.

Okulun Ötesinde | Ertuğrul Akbaş

Sınavdan Sonra Asıl Sorulması Gereken Soru

Bir sınav bittiğinde öğrencinin elinde çoğu zaman bir not, zihninde ise tek bir soru kalır: Başarılı oldum mu?

Oysa eğitim açısından daha önemli bir soru var: Ne öğrendim, neyi öğrenemedim ve bundan sonra ne yapmalıyım?

Eğitimin niteliğini belirleyen temel meselelerden biri, sınavları yalnızca öğrencileri puanlayan araçlar olmaktan çıkarıp öğrenmeyi geliştiren bir sürecin parçası hâline getirebilmektir. Millî Eğitim Bakanlığının açıkladığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) de bu açıdan üzerinde durulması gereken yeni bir uygulama.

Sistem, 2026-2027 eğitim öğretim yılının birinci dönemindeki ilk yazılı sınavlardan itibaren belirlenen ortaokul ve lise sınıflarında kullanılacak. Öğretmenler, sınavlarını yeni EBA üzerinden hazırlayacak; beceri temelli açık uçlu sorulardan yararlanacak ve sınav sonuçlarını öğrenme çıktıları üzerinden değerlendirebilecek.

Ancak burada asıl mesele, sınavların hangi sistem üzerinden hazırlandığı değil, elde edilen sonuçların eğitim sürecini nasıl değiştireceğidir.

Not Vermek Başka, Öğrenmeyi Anlamak Başka

Bir öğrencinin matematik sınavından 60 alması bize önemli bir bilgi verir. Fakat bu puan tek başına yeterli değildir. Öğrenci hangi konuları kavramıştır? Hangi sorularda zorlanmıştır? Bilgisini yeni bir problem karşısında kullanabiliyor mudur?

Toplam puan, sonucun bir bölümünü gösterir; öğrenmenin bütününü açıklamaz.

OYSS’nin dikkat çekici yönlerinden biri, soru bazında değerlendirmeler üzerinden öğrenci, sınıf ve şube düzeyinde analiz yapılmasına imkân sağlamasıdır. Öğretmenler, öğrencilerin hangi öğrenme çıktılarında güçlü olduğunu ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu görebilecektir.

Bu imkân, doğru kullanıldığında öğretmenin sınıftaki kararlarını güçlendirebilir. Bir konunun sınıf genelinde yeterince öğrenilmediği görülüyorsa aynı anlatımı tekrar etmek yerine farklı bir yöntem denenebilir. Bir öğrenci belirli bir beceride zorlanıyorsa ona yönelik ek çalışma planlanabilir.

Başka bir ifadeyle sınav, yalnızca geçmişte yapılan çalışmanın sonucunu bildirmemeli; bundan sonra yapılacak çalışmaya da yön vermelidir.

Açık Uçlu Soruların Gerçek Değeri

Yeni sistemde beceri temelli açık uçlu sorulara yer verilmesi de önemli. Çünkü öğrencinin bilgiyi tanıması ile o bilgiyi açıklaması, ilişkilendirmesi ve kullanması aynı şey değildir.

Çoktan seçmeli bir soruda doğru seçeneği bulmak elbette bir beceridir. Ancak açık uçlu bir soru, öğrencinin düşünme sürecini ve bilgisini nasıl ifade ettiğini daha ayrıntılı görme fırsatı sunabilir.

Burada açık uçlu soruları her durumda daha iyi, test sorularını ise yetersiz ilan etmek doğru olmaz. Önemli olan, sorunun ölçmek istediği beceriye uygun olmasıdır. Soruların niteliği, puanlama ölçütlerinin açıklığı ve öğretmenler arasındaki değerlendirme tutarlılığı da en az soru türü kadar önem taşır.

Kılavuzda öğretmenlerin belirlenen iki öğrenme çıktısı için açık uçlu sorular ve puanlama anahtarları hazırlaması, diğer soruları ise sistemdeki havuzdan seçmesi öngörülüyor. Soruların güçlük düzeyleri ve puan değerleri de öğretmenler tarafından belirlenecek.

Bu düzenleme, öğretmenin mesleki rolünü ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, öğretmenin soruyu seçme, öğrencinin yanıtını değerlendirme ve ortaya çıkan ihtiyaca göre öğretimi düzenleme sorumluluğunu koruyor.

Bilimsel Araştırmalar Bize Ne Söylüyor?

John Hattie ve Helen Timperley'nin 2007 yılında Review of Educational Research dergisinde yayımlanan “The Power of Feedback” başlıklı çalışması, geri bildirimin öğrenme ve başarı üzerinde güçlü bir etkisi olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar aynı zamanda her geri bildirimin aynı derecede etkili olmadığını; geri bildirimin içeriğinin ve nasıl sunulduğunun önemini vurguluyor.

Bu bulgu, sınav sonuçlarını öğrenciye yalnızca bir not olarak iletmenin neden yetersiz kalabileceğini açıklıyor. “60 aldın” demek sonucu bildirir. “Şu beceride başarılısın, şu konuda ise farklı bir çalışma yapmalısın” demek, öğrenciye ilerleyebileceği bir yol gösterir.

Elbette bir araştırma, yeni bir sistemin kendiliğinden başarı getireceğini kanıtlamaz. OYSS’nin gerçek katkısı da uygulama sürecinde, öğretmenlerin bu verileri nasıl kullandığı ve öğrencilerin öğrenme eksiklerinin ne ölçüde giderilebildiği izlenerek anlaşılacaktır.

Sistemi Değil, Öğrenmeyi Merkeze Almalıyız

Her yeni eğitim uygulamasında olduğu gibi OYSS’de de başarının anahtarı yalnızca teknolojik altyapı değildir. Öğretmenlerin sistemi doğru kullanabilmesi, öğrencilerin açık uçlu soru türlerine hazırlanması, değerlendirme ölçütlerinin tutarlı uygulanması ve analizlerin somut destek çalışmalarına dönüşmesi gerekir.

Üstelik fırsat eşitliği, bütün öğrencilere aynı sınavı uygulamakla tamamlanmış olmaz. Eşitlik; farklı öğrenme ihtiyaçlarını fark etmek, bu ihtiyaçlara uygun destek sunmak ve hiçbir öğrenciyi eksikleriyle baş başa bırakmamaktır.

Bu nedenle sistemin başarısını yalnızca kaç sınavın hazırlandığıyla ya da sonuçların ne kadar hızlı işlendiğiyle ölçmemeliyiz. Asıl ölçüt, öğrencinin gelişimine ne kadar katkı sağlandığı olmalıdır.

Eğitimde sınav elbette gereklidir. Fakat sınav, eğitimin amacı değildir. Asıl amaç, öğrencinin öğrenmesi, düşünmesi, gelişmesi ve öğrendiklerini hayatında kullanabilmesidir.

Bir sınavın ardından yalnızca notlar açıklanıyorsa süreç henüz tamamlanmamıştır. Öğrenci kendi eksiklerini anlayabiliyor, öğretmen öğretimini yeniden düzenleyebiliyor ve okul gerekli desteği sunabiliyorsa sınav gerçek işlevine yaklaşmış demektir.

Çünkü iyi bir sınav sistemi, öğrencinin yalnızca kaç puan aldığını değil, nasıl gelişeceğini de göstermelidir.

 

Kaynakça

1. Bilimsel araştırma

Hattie, J., & Timperley, H. (2007). The Power of Feedback. Review of Educational Research, 77(1), 81–112.

2. Resmî kurumsal kaynak

Millî Eğitim Bakanlığı. (2026). Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu.

 

Ertuğrul Akbaş

Ankara Üniversitesi TÖMER Genel Koordinatörü

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı

“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”

eakbas@gazeteankara.com.tr


Sınavın Ardından Ne Kalıyor? Yeni Sınav Sistemi ve Öğrenme

Ertuğrul Akbaş, MEB'in Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ni değerlendiriyor. Sınav sonuçları, açık uçlu sorular ve geri bildirim öğrenmeyi nasıl geliştirebilir?

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)