YAZARLAR

24 Şubat 2026 Salı, 08:30

Yaratıcılık Bilgiyle Mümkün Olur Mu?

 “Yaratmak” kelimesinin etrafındaki tartışmalar bir yana… Asıl soru şu: Yaratıcılık yalnızca bilgiyle mi oluşur, yoksa bilgiyle birlikte hayatın içinden gelen deneyim ve gözlemle mi gelişir?

“Yaratmak” Kelimesi Neden Tartışılıyor?

Günümüzde “yaratmak” kelimesi hem anlam karışıklığına hem de tartışmalara yol açmaktadır. Bu nedenle önce kelimeye bir açıklık getirmemiz gerekir.

Yaratıcılık kelimesi eski dilde inşa ve ibda kelimeleri ile ifade ediliyordu. İnşa, var olan şeylerden yeni bir şey oluşturma, yapı yapma, kurma anlamında; ibda ise yoktan var etme anlamındaki yaratma anlamında kullanılıyordu.

Günümüzde inşa ve ibda kelimeleri kullanılmayarak, bu sözcüklerin yerine “yaratıcılık” kelimesi kullanılır olmuştur.

Yaratma kelimesini inşa anlamında kullanıyorsun. Ancak okur ya da dinleyici ibda anlamında kullandığını varsayarak “yaratıcılık Allah’a mahsustur” diye itiraz ediyor. Etimoloji ve kavram bilgisinden mahrum olan kişiye bunu açıklamak mümkün olmuyor.


“Üretme” Deyince de Bitmiyor

Yaratma kelimesi tartışmaya yol açtığı için bu kez günümüz kelimelerinden “üretme” kelimesini kullanıyorsun, onun da başka yan etkileri oluyor.

İletişim Fakültesindeki bir hocayla sohbet ederken “Yeni kitap var mı?” dedi.
“Var, Mizah Atölyesi isminde yeni bir kitabım çıktı” dedim.
“Konusu ne?” dedi.
“Mizah üretme tekniklerini anlatıyorum” dedim.

“Aman hocam yapma” dedi. “Üretme kelimesini sana yakıştıramadım.”
Şaşırdım: “Neden?” dedim.
“Üretme kelimesi komünistlerin dilimize yerleştirdiği bir kelime” dedi.

“Peki yerine ne kullanayım?” dedim.
“Yaratma kelimesini kullanman gerek. Kur’an’da insan için ‘Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi’ diye bir ayet var. İnsan da üflenen bu ruhla yaratma özelliğine sahip olur” dedi.

“Örneğin Necip Fazıl Kısakürek yazmadan önce Sakarya Türküsü diye bir şiir var mıydı? Yoktu. Bir yerden üretti mi? Hayır. O şiiri yarattı” dedi.

Hocaya cevap vermedim. Çünkü inanmış birine bilgiyle cevap vermek anlamsızdı.

Kelimeler iletişimin aracı değil de ideolojinin ya da dinin aracı haline gelince, artık anlaşmanın değil anlaşmazlığın sebebi haline geliyor.


Bu Yazının Meselesi: Yaratıcılık Bilgiyle Sınırlı mı?

Bu yazıda amacım “yaratıcılık” kelimesini tartışmak değil; yaratıcılığın sadece bilgiyle elde edilemeyecek bir yetenek olmadığını vurgulamak istiyorum.

Yaratıcılığın dört aşamada gerçekleştiği belirtilir:

1.   Hazırlanma

2.   Kuluçka dönemi

3.   Aydınlanma

4.   Kanıtlama / değerlendirme

Hazırlanmada belli bir ana fikir oluşur. O ana fikri kafanda mayalandırırsın. Belirsiz ve ilgisiz bir anda Arşimet’in “evraka” (buldum) dediği aydınlanma olur. Sonuçta bir kanıt, önerme veya bir eser ortaya çıkar.


Bilgi Tek Başına Yetseydi…

Süreç bilgiyle değil, kişisel deneyimleme ile ilerler. Eğer sadece bilgi söz konusu olsa; yani bireysel ve öznel deneyim olmasa, bu bilgileri edinen herkesin mucit, sanatçı gibi yaratıcı özellik göstermesi gerekirdi.


Hayatın İçinden Gelen Kıvılcım

Ergün Albayrak’ın kaleme aldığı Etiketin Arka Yüzü isimli kitabını okuyorum. Albayrak reklam sektöründe çalışıyor. Kitapta anılarını, yorum ve düşüncelerini yazmış. İki örnek dikkatimi çekti:

Türkiye’nin ilk butik ve üstü açık alışveriş merkezi olan Akaretler Mayadrom açılacak. Ajansta slogan bulmaya çalışıyor. Çok uğraşıyor ama bir türlü uygun slogan bulamıyor. Sonra gecenin bir yarısında dışarı çıkıyor. Derin bir nefes alıp yukarı bakıyor. Gökyüzü yıldızlar dolu. Püfür püfür bir rüzgâr esiyor. O anın atmosferinde sloganı buluyor:
“Keyifli bir nefes alışverişi.”

Yine bir banka için reklam sloganı üretecek ama tıkanmış. Bir arkadaşıyla gidip mantı yemek istiyor. Yolda birine adres soruyorlar. Adam “Biraz ileride, MMM’nin yanı...” diyor. O an aklına hemen şöyle bir slogan geliyor:
“Finansbank… Biraz ileride!”


Başlık Bile Hayattan Gelir

Bir keresinde hukukçu anılarını anlatan bir yazı yazdım ama ilgi çekici bir başlık koyamamıştım. Sabah işyerine düşünerek gidiyorum. Küçük bir fotoğrafçı dükkânının önünden geçerken vitrinde bir yazı gördüm:
“Çektikleriniz basılmadıkça fotoğraf değildir.”

Hemen yazının başlığına uyarladım:
“Yaşadıklarınız yazılmadıkça anı değildir.”

Her gün haberlerde birçok çarpık olay olduğunu görüyoruz. Bunları komik bir olay kurgusu içinde nasıl yazacağımı düşünüyorum. Kafamda bu sorun dolaşırken, belediye otobüsünde duyduğum bir söz ya da kahvede tavla oynarken yan masadaki birinin sözü benim fıkrayı tamamlamama yardımcı oluyor.


Sonuç: Hazırlık Varsa Hayat Cevap Verir

Esasında yeterince zihinsel hazırlığınız varsa, üstüne düşünüyorsanız; hayatın içindeki olay ve olgular size mutlaka bir cevap sunuyor. Bilgi, düşünme ve gözlemle nice yeniliklerin kapısını açmak mümkündür. Bu deneyimler arttıkça üretken ya da yaratıcı yeteneğimiz gelişiyor.


Av. Durdu GÜNEŞ

Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
dgunes@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)