YAZARLAR

29 Ocak 2026 Perşembe, 08:45

Türkiye’nin Dönüşüm Defteri (2. Hafta Perşembe)- Ankara 2030’da “Bilimden Etkiye” Geçiş: Öncelikler, Altyapı, Ölçüm Seti ve İş Birliği Modeli

Bilimsel üretimin “etki”ye dönüşmesi, tekil projelerle değil; önceliklendirme, araştırma altyapısı, ölçüm mantığı ve paydaş iş birliği üzerinden tasarlanan bir sistemle mümkündür. Ankara 2030 ölçeği, üniversite–kamu–sanayi bileşenlerini aynı hedef dilinde buluşturabildiği ölçüde, Türkiye’nin bilimsel kapasitesini toplumsal ve ekonomik değere çevirecek bir model üretebilir.

Bir önceki yazıda şu soruyu sorduk: “Bilim var, etki neden sınırlı?” Cevabın özeti şuydu: Sorun çoğu zaman “bilim yokluğu” değil; bilimi etkiye taşıyan köprülerin zayıflığıdır. Bu yazıda, o köprüleri Ankara 2030 perspektifinde somut bir model hâline getiriyoruz.

Bu metin bir “kurum listesi” ya da “proje kataloğu” değil; aksine, nasıl bir sistem tasarımı ile bilimsel kapasitenin etkiye dönüşeceğine dair bir çerçevedir. Amaç, ayrıntıya boğmadan, uygulanabilir bir mimari kurmaktır.


1) ÖNCELİKLER: “Her şey önemli” tuzağından çıkmak

Bilimden etkiye geçişin ilk şartı, araştırma gündemini “rastlantısal” değil, stratejik biçimde kurmaktır. Ankara 2030 için önerim, öncelikleri dört sınıfta tanımlamaktır:

A) Şehir ve kamu hizmetleri odaklı öncelikler

  • Afet ve iklim riskleri, su yönetimi, hava kalitesi
  • Ulaşım ve hareketlilik, enerji verimliliği
  • Sağlık, yaşlanan nüfus, sosyal hizmetler
    Bu alanlar, “kamu değeri” üretir ve pilot uygulama için doğal saha sağlar.

B) Yüksek teknoloji ve kritik kapasite öncelikleri

  • Savunma, uzay, haberleşme, siber güvenlik

·         Sensör teknolojileri, gömülü sistemler, yapay zekâ uygulamaları
Bu alanlar, teknoloji olgunlaştırma (TRL
, Technology Readiness Level ifadesinin kısaltmasıdır; Türkçede genellikle “Teknoloji Hazırlık Seviyesi” diye kullanılır) ve standart/yeterlilik ihtiyacı açısından önemlidir.

C) Sanayi verimliliği ve rekabet öncelikleri

  • İleri üretim, kalite sistemleri, dijital dönüşüm
  • Tedarik zinciri, malzeme teknolojileri, bakım-onarım ekosistemi
    Bu alanlar, “bilim
    teknoloji sanayi zincirini hızla görünür kılar.

D) İnsan kaynağı ve yetkinlik öncelikleri

  • Uygulamalı araştırmacı yetiştirme
  • Mesleki eğitim–mühendislik–lisansüstü köprüleri
    Bu alan, tüm modelin sürdürülebilirliğini taşır.

Prensip: Öncelikler “daraltıcı” değil, “odaklayıcı” olmalı. Her sınıfta 3–5 ana başlıkla başlamak yeterlidir; zamanla veriyle güncellenir.


2) ALTYAPI: Etkinin üretildiği “ara yüz” katmanı

Bilimsel bilginin etkiye dönüşmesi için en kritik unsurlardan biri, laboratuvar ile saha arasındaki ara yüz altyapısıdır. Ankara 2030’da bunu üç katmanda kurmak gerekir:

A) Test, doğrulama ve yeterlilik altyapısı

  • Prototip doğrulama, dayanım/uygunluk testleri
  • Sertifikasyon ve standardizasyon süreçlerine hazırlık
    Bu katman olmadan teknoloji pazara çıkamaz; “proje çok, ürün az” döngüsü büyür.

B) Veri altyapısı ve birlikte çalışabilirlik

  • Veri envanteri, veri kalite standartları
  • Paydaşlar arası veri paylaşım protokolleri
    “Veri yoksa ölçüm yok; ölçüm yoksa yönetim yok” prensibi burada başlar.

C) Pilot ve yaşayan laboratuvar alanları

  • Şehir ölçeğinde kontrollü pilot bölgeler
  • Kamu hizmetlerinde “deneme–ölçme–iyileştirme” döngüsü
    Bu alanlar hem toplumsal etki üretir hem de teknolojinin olgunlaşmasını hızlandırır.

Prensip: Altyapı yatırımı yalnızca “donanım” değildir; süreç, standart ve insan kaynağıyla birlikte kurulmalıdır.


3) ÖLÇÜM SETİ: Performans değil, etkiyi yöneten göstergeler

Bilimsel üretimi yalnızca yayın sayısıyla ölçmek, dönüşüm gündeminde eksik kalır. Ankara 2030 için önerilen ölçüm seti, dört boyutta kurulabilir:

A) Bilimsel çıktı göstergeleri (gerekli ama yeterli değil)

  • Seçili alanlarda yayın/atıf dinamikleri
  • Uluslararası iş birliği ve proje kalitesi

B) Teknoloji olgunlaşma göstergeleri

  • Prototip sayısı değil, olgunlaşma adımı (TRL ilerlemesi)
  • Test/yeterlilik süreçlerinden geçen çıktı oranı

C) Ekonomik ve sanayi etki göstergeleri

  • Lisans gelirleri, ürünleşen çıktı oranı
  • Sanayide verimlilik artışı / maliyet düşüşü gibi izlenebilir sonuçlar
  • İhracata dönük katma değer üretimi (alan bazlı)

D) Toplumsal ve kamusal etki göstergeleri

  • Pilot uygulamalarda hizmet kalitesi göstergeleri
  • Risk azaltımı, enerji tasarrufu, zaman kazancı gibi somut kamu kazanımları
  • Vatandaş memnuniyeti ve güven parametreleri

Prensip: Her haftanın sonunda bu seride 3–5 “izlenebilir gösterge”yi net biçimde önereceğiz. Çünkü dönüşüm, izleme olmadan sürdürülemez.


4) İŞ BİRLİĞİ MODELİ: “Ortak dil” ve “ortak hedef” olmadan olmaz

Ankara’nın en büyük avantajı, üniversite–sanayi–kamu bileşenlerini aynı coğrafyada buluşturabilmesidir. Ancak buluşmak yetmez; ortak dil gerekir. Bunun için önerilen model:

A) Dönüşüm Masası (Yönetişim Çekirdeği)

  • Öncelikleri belirleyen, göstergeleri izleyen ve pilotları seçen çekirdek yapı
  • Şeffaf hedefler ve periyodik raporlama

B) Program Mantığı (Proje değil, program)

Tekil projeler yerine 12–24 aylık “programlar”:

  • Program hedefi
  • Program bütçesi
  • Program göstergeleri
  • Programın pilot alanları ve ölçekleme planı

C) Ara yüz Kurumu / Ara yüz Fonksiyonu

  • Üniversite içinde TTO’dan daha geniş bir “etki ofisi” mantığı
  • Sanayide ürünleştirme ve sertifikasyon danışmanlığı
  • Kamuda pilot ve satın alma süreçlerini hızlandıran bir koordinasyon

D) Pilot Ölçekleme köprüsü

Pilotlar başarıyla sonuçlansa bile ölçeklenme mekanizması kurulmamışsa etki kalıcı olmaz. Ölçekleme için:

  • Standartlaştırma
  • Finansman/satın alma tasarımı
  • İnsan kaynağı planı
  • Saha yaygınlaştırma takvimi

Prensip: İş birliği “iyi niyet”le değil, rol tanımı ve ölçümle yönetilir.

 

Ankara 2030 için kısa bir sentez: “Etki Üreten Bilim Mimarisi”

Bu yazının özü, dört soruda toplanır:

1.      Hangi öncelikler? (odak alanlar)

2.     Hangi altyapı? (test–veri–pilot ara yüzleri)

3.     Hangi ölçüm? (etki göstergeleri)

4.    Hangi iş birliği? (yönetişim + program + ölçekleme)

Bu dört soruya aynı anda cevap verebildiğimiz ölçüde, bilim “yayın” olmaktan çıkar; toplumsal ve ekonomik değere dönüşür.


Bu haftanın genel değerlendirmesi (1 cümle)

Bilimden etkiye geçiş, Ankara 2030 ölçeğinde ancak odak öncelikler, güçlü ara yüz altyapısı, etkiyi yöneten ölçüm seti ve rolü net bir işbirliği modeli birlikte kurulduğunda mümkün olur.


Bir sonraki yazıya köprü (3. Hafta Salı)

Haftaya salı günü zincirin bir sonraki halkasına geçiyoruz: Sanayide “üretim artışı” ile “katma değer sıçraması” arasındaki farkı konuşacağız ve şu soruyu masaya yatıracağız: Verim artarken katma değer neden aynı hızla yükselmiyor?

 

Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)