KENT İÇİN ORTAK AKIL | No.3- Yerel Demokrasi, Bilinçli Toplum ve Ortak Gelecek Yazıları: Depreme Hazır Kent, Bilinçli Mahalle ile Kurulur
Depreme dayanıklı kent yalnızca sağlam binalardan oluşmaz. Güvenli yapı, doğru planlama, erişilebilir toplanma alanı, kesintisiz iletişim, mahalle dayanışması, ilk yardım bilgisi, gönüllü kapasitesi ve herkes için hazırlanmış ortak bir afet kültürü; dirençli şehirlerin temelidir. Deprem anında ilk dakikalar çoğu zaman mahallede yaşanır. Bu nedenle afetlere karşı en güçlü savunma hattı, bilinçli yurttaşların yaşadığı, riskini bildiği ve birbirini gözettiği mahallelerde kurulmalıdır.

Deprem, yalnızca yerin sarsılması değildir.
Deprem; şehirlerin nasıl kurulduğunu, binaların nasıl yapıldığını, mahallelerin ne kadar dayanışma içinde olduğunu, kurumların ne kadar hazırlıklı bulunduğunu ve yurttaşların afet anında ne yapacağını ne ölçüde bildiğini aynı anda sınayan büyük bir gerçektir.
Türkiye, deprem gerçeğini artık yalnızca bilimsel raporlardan, uzman açıklamalarından ya da geçmişte yaşanan acı tecrübelerden değil; hayatın içinden biliyor.
Ancak bilmek ile hazırlanmak aynı şey değildir.
Bir deprem ülkesinde yaşadığını kabul etmek önemlidir.
Fakat bu kabulü; güvenli konutlara, doğru şehir planlamasına, bilinçli ailelere, eğitimli gönüllülere, erişilebilir toplanma alanlarına ve mahalle ölçeğinde güçlü dayanışma ağlarına dönüştürmek çok daha önemlidir.
Çünkü deprem, yalnızca binaları değil; hazırlıksızlığı da yıkar.
Bu nedenle sorulması gereken temel soru şudur:
Bir mahalle depreme ne kadar hazırdır?
Bu sorunun cevabı sadece yapıların yaşıyla, zemin durumuyla ya da ruhsat belgeleriyle verilemez.
Mahallede yaşayan insanlar birbirini tanıyor mu?
Yaşlılar, engelli bireyler, çocuklu aileler, yalnız yaşayan yurttaşlar ve özel desteğe ihtiyaç duyan kişiler için afet anında nasıl hareket edileceği biliniyor mu?
Toplanma alanının nerede olduğu, oraya nasıl ulaşılacağı ve hangi koşullarda kullanılacağı herkes tarafından gerçekten biliniyor mu?
İlk yardım bilgisi, afet çantası, aile afet planı, iletişim zinciri ve komşuluk dayanışması yalnızca broşürlerde mi var; yoksa günlük hayatın parçası hâline gelmiş mi?
İşte deprem dayanıklılığı tam da burada başlar.
Depreme Hazırlık, Afet Sonrasında Değil Öncesinde Başlar
Afet yönetimi, uzun yıllar boyunca daha çok depremden sonra yürütülen arama-kurtarma, geçici barınma, yardım dağıtımı ve yeniden inşa faaliyetleri üzerinden algılandı.
Elbette müdahale kapasitesi hayati önemdedir.
Arama-kurtarma ekipleri, sağlık hizmetleri, lojistik destek, iletişim altyapısı ve koordinasyon mekanizmaları olmadan afet sonrası sürecin sağlıklı yürütülmesi mümkün değildir.
Ancak çağdaş afet yönetimi yaklaşımı, yalnızca müdahaleye değil; riski önceden azaltmaya, hazırlığı güçlendirmeye ve toplumun dayanıklılığını artırmaya odaklanır.
AFAD’ın Türkiye Afet Risk Azaltma Planı – TARAP 2022–2030, deprem dâhil 11 farklı afet türü için amaçlar, hedefler ve eylemler belirliyor; afet risklerini azaltma, farkındalık oluşturma, paydaşlar arası iş birliğini artırma ve kaynakların etkin kullanılmasını temel hedefler arasında sıralıyor.
Bu yaklaşım bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Afete hazırlanmak, yalnızca felaket anında ne yapılacağını bilmek değildir.
Asıl hazırlık; afet olmadan önce riskleri görmek, yapı güvenliğini sağlamak, mahalleleri tanımak, kırılgan grupları belirlemek, iletişim kanallarını kurmak, doğru bilgiyi yaymak ve ortak hareket etme alışkanlığı geliştirmektir.
Depremden sonra “nerede toplanacağız?” diye düşünmek geç kalınmış bir sorudur.
Doğru soru, deprem olmadan önce şudur:
“Mahallemiz ne kadar hazırlıklı, kimler daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor ve ilk saatlerde nasıl birlikte hareket edeceğiz?”
Sağlam Bina Yetmez, Güçlü Mahalle de Gerekir
Deprem güvenliği denildiğinde ilk akla gelen haklı olarak binalardır.
Yapı denetimi, mühendislik hizmeti, zemin etüdü, imar disiplini, güçlendirme, yenileme ve güvenli yapı üretimi; afet riskinin azaltılmasında vazgeçilmez alanlardır.
Bir binanın dayanıklı olup olmadığı, içinde yaşayan insanların hayatını doğrudan belirler.
Ancak sağlam bina, tek başına dayanıklı şehir anlamına gelmez.
Çünkü deprem sonrası yaşanacak ilk saatlerde; ulaşımın açık kalması, su ve enerji altyapısının durumu, iletişim imkânları, toplanma alanlarının erişilebilirliği, sağlık hizmetlerine ulaşım, ailelerin birbirine ulaşabilmesi ve mahalle sakinlerinin birbirini gözetmesi de en az bina güvenliği kadar önemlidir.
Bir apartman ayakta kalabilir.
Ama mahallede yaşlı bir yurttaş dışarı çıkamıyorsa, engelli bir birey güvenli toplanma alanına ulaşamıyorsa, çocuklar ailelerinden haber alamıyorsa veya doğru bilgiye erişim sağlanamıyorsa; o mahalle hâlâ kırılgandır.
Bu nedenle deprem dayanıklılığı; yapı, altyapı, ulaşım, iletişim, sosyal destek ve yurttaşlık bilincinin birlikte ele alınmasını gerektirir.
Bir başka ifadeyle:
Depreme hazır kent, yalnızca mühendislikle değil; dayanışmayla da kurulur.
Toplanma Alanı Bir Tabela Değil, Yaşam Güvencesidir
Afet sonrasında en çok konuşulan başlıklardan biri acil toplanma alanlarıdır.
Toplanma alanları, geçici barınma merkezleri kurulana kadar geçen sürede halkın tehlikeli bölgeden uzaklaşarak güvenle bir araya gelmesi, paniğin azaltılması ve sağlıklı bilgi akışının sağlanması bakımından önem taşır.
AFAD’ın toplanma alanlarına ilişkin açıklamalarında, bu alanların nüfus yoğunluğu, ulaşılabilirlik, tahliye kolaylığı ile yaşlı ve engelli bireylerin erişimine uygunluk gibi ölçütler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Ancak toplanma alanını haritada görmek ile ona gerçekten ulaşabilmek arasında büyük fark vardır.
Bir mahallenin toplanma alanı, yalnızca bir işaretleme noktası olmamalıdır.
Mahalle sakinleri o alanın nerede olduğunu bilmelidir.
Çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler için ulaşım güzergâhları düşünülmelidir.
Gece saatlerinde aydınlatma durumu değerlendirilmelidir.
Yakındaki binalar, enerji hatları, duvarlar, araç trafiği ve diğer olası riskler düzenli olarak gözden geçirilmelidir.
Mahallede yeni taşınan aileler de bu bilgiye kolayca erişebilmelidir.
Bugün yurttaşlar, e-Devlet üzerinden “Acil Toplanma Alanı Sorgulama” hizmetiyle ikametlerine en uygun toplanma alanına ilişkin bilgiye ulaşabiliyor. Ancak dijital erişim kadar, bu bilginin mahalle ölçeğinde görünür ve anlaşılır hâle getirilmesi de gerekiyor. (AFAD)
Bir mahallede toplanma alanı bilgisi; muhtarlıkta, okulda, apartman girişlerinde, site yönetimlerinde, mahalle kültür merkezlerinde ve dijital platformlarda ulaşılabilir olmalıdır.
Çünkü afet anında bilgi aramak değil, bilgiyi hatırlamak gerekir.
Afet Bilinci Evde Başlar, Mahallede Güçlenir
Afet farkındalığı, büyük kampanyaların veya yılda bir gün yapılan tatbikatların konusu değildir.
Afet bilinci, aile içinde başlayan ve mahallede güçlenen sürekli bir eğitim sürecidir.
AFAD’ın “Afete Hazır Aile” eğitim içeriği, aile afet planı, afet ve acil durum çantası, toplanma alanı, yapısal ve yapısal olmayan riskler ile doğru davranış biçimleri gibi başlıkları birlikte ele alıyor.
Bu yaklaşım son derece önemlidir.
Çünkü afet hazırlığı, yalnızca evin içinde bir çanta bulundurmak değildir.
Aile bireyleri, deprem anında birbirinden ayrı yerlerdeyse nasıl iletişim kuracağını bilmelidir.
Evin güvenli noktaları belirlenmelidir.
Dolaplar, raflar, ağır eşyalar ve düşme riski taşıyan unsurlar gözden geçirilmelidir.
Doğalgaz, elektrik ve su gibi temel altyapı noktaları hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.
Aile üyeleri; buluşma yerini, iletişim kişisini, toplanma alanını ve acil durumda kullanılacak temel bilgileri önceden konuşmalıdır.
Ancak aile planı, mahalle planına bağlanmadığında eksik kalır.
Çünkü her aile, afet anında aynı ölçüde imkâna sahip değildir.
Bazı yurttaşlar yalnız yaşar.
Bazı ailelerde küçük çocuklar bulunur.
Bazı yurttaşlar hareket kısıtlılığı yaşar.
Bazıları kronik sağlık ihtiyacı nedeniyle düzenli desteğe ihtiyaç duyar.
Bazılarının dili, dijital erişimi veya sosyal çevresi sınırlı olabilir.
Bu nedenle bilinçli mahalle; yalnızca kendi evini düşünen değil, çevresindeki kırılganlıkları da bilen mahalledir.
Mahalle Afet Gönüllülüğü: Yardım Bekleyen Değil, Dayanışma Kurabilen Toplum
Afet anında kamu kurumlarının müdahalesi hayati önemdedir.
Ancak geniş alanı etkileyen büyük afetlerde ilk temas çoğu zaman komşular arasında kurulur.
Bir binada yaşayanlar, ilk anda birbirlerine seslenir.
Bir sokakta yaşayanlar, kimlerin yardıma ihtiyaç duyduğunu önce birbirinden öğrenir.
Mahalle esnafı, iş yerini geçici destek noktası hâline getirebilir.
Okullar, spor alanları, ibadethaneler veya kültür merkezleri uygun koşullarda bilgi ve dayanışma alanı olabilir.
Bu nedenle mahalle ölçeğinde afet gönüllülüğünün güçlendirilmesi büyük önem taşır.
Mahalle afet gönüllüsü, profesyonel arama-kurtarma görevlisinin yerine geçmez.
Bu ayrımı açık tutmak gerekir.
Gönüllülük; profesyonel ekiplerin işini üstlenmek değil, doğru bilgi yaymak, temel ilk yardım bilgisine sahip olmak, kırılgan grupların ihtiyaçlarını bilmek, mahalle iletişimini desteklemek ve resmî yönlendirmeler doğrultusunda dayanışmaya katkı sunmaktır.
UNDRR’nin Sendai Çerçevesi, afet riskini anlamayı, risk yönetişimini güçlendirmeyi, dayanıklılık için risk azaltımına yatırım yapmayı ve etkili müdahale için hazırlığı geliştirmeyi temel öncelikler arasında sayıyor.
Bu çerçevenin yerel ölçekteki karşılığı şudur:
Mahalleler, yalnızca yardım bekleyen topluluklar değil; hazırlık, farkındalık ve dayanışma kapasitesi geliştiren yerel aktörler olmalıdır.
Kırılgan Grupları Görmeyen Afet Planı Eksiktir
Afet planlarının en büyük sınavı, herkes için çalışıp çalışmadığıdır.
Bir plan, sadece sağlıklı, hareket kabiliyeti yüksek, dijital araçlara erişebilen ve güçlü sosyal bağları olan yurttaşlar için hazırlanmışsa; gerçek anlamda kapsayıcı değildir.
Yaşlılar… Engelli bireyler… Çocuklar… Hamileler… Yalnız yaşayanlar…
Kronik hastalığı bulunan yurttaşlar… Düşük gelirli aileler…
Göçle mahalleye gelmiş ve yerel hizmetlere erişimi sınırlı gruplar…
Afet anında bu kesimlerin ihtiyaçları daha görünür hâle gelir.
Bu nedenle mahalle afet planları; yalnızca bina ve yol envanteri üzerinden değil, insan ihtiyaçları üzerinden de hazırlanmalıdır.
Kişisel verilerin korunması ilkesine titizlikle uyularak; mahallede kimlerin özel desteğe ihtiyaç duyabileceği, hangi kurumların veya gönüllülerin nasıl yönlendirileceği ve güvenli tahliye için hangi tedbirlerin alınacağı önceden düşünülmelidir.
UNDRR, afet risk yönetiminde yerel yönetimlerin vatandaşlara en yakın kurumsal düzey olduğunu ve dayanıklı topluluklar oluşturmak için ilgili paydaşlarla koordinasyon kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. (UNDRR)
Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin afet planlarını yalnızca teknik bir belge olarak değil; sosyal adalet, erişilebilirlik ve insan onuru meselesi olarak da görmesini gerektiriyor.
İl Planlarından Mahalle Eylem Planlarına
Türkiye’de afet riskinin azaltılmasına yönelik önemli kurumsal çerçeveler bulunuyor.
İl Afet Risk Azaltma Planları – İRAP, illerin karşı karşıya bulunduğu afet risklerini belirlemek; can ve mal kayıplarını azaltmak, iş birliğini güçlendirmek ve risk azaltma çalışmalarını eylem temelli biçimde planlamak amacıyla hazırlanmış durumda.
Yine Türkiye Afet Müdahale Planı – TAMP, afetlere etkili müdahale için ulusal ve yerel düzeyde koordinasyon çerçevesi sunuyor.
Bu planlar son derece önemlidir.
Ancak planların gerçek gücü, yalnızca kurumlar arası koordinasyon belgelerinde değil; vatandaşın gündelik hayatına ne kadar indiğinde anlaşılır.
İl planı mahalleye ulaşmıyorsa, planın toplumsal karşılığı sınırlı kalır.
Mahalle sakini kendi bölgesindeki riskleri bilmiyorsa, toplanma alanına nasıl ulaşacağını öğrenmemişse, aile afet planı yapmamışsa ve yerel dayanışma ağı kurulamamışsa; hazırlık zincirinin en önemli halkası eksik kalır.
Bu nedenle her ilçe ve mahalle için, mevcut İRAP ve TAMP çerçeveleriyle uyumlu “Mahalle Afet Dayanıklılığı Eylem Planları” hazırlanmalıdır.
Bu planlar, büyük ve karmaşık raporlar olmak zorunda değildir.
Aksine, herkesin anlayabileceği; uygulama takvimi olan, sorumluları belli, güncellenebilir ve mahalle sakinleriyle paylaşılabilir kısa yol haritaları olmalıdır.
Bilinçli Mahalle İçin Yedi Somut Adım
Depreme hazır kent için mahalle ölçeğinde uygulanabilecek yedi temel adım vardır:
Birincisi: Mahalle risk haritası hazırlanmalıdır.
Bina güvenliği, ulaşım yolları, toplanma alanları, okul çevreleri, sağlık hizmetlerine erişim, kritik altyapı noktaları ve olası riskler düzenli biçimde değerlendirilmelidir.
İkincisi: Her aile için afet planı teşvik edilmelidir.
Aile içi buluşma noktası, iletişim kişisi, afet çantası, ev içi risklerin azaltılması ve temel davranış biçimleri mahalle düzeyinde yaygınlaştırılmalıdır.
Üçüncüsü: Toplanma alanları erişilebilir ve görünür hâle getirilmelidir.
Yaşlılar, çocuklar ve engelli bireyler için ulaşım kolaylığı değerlendirilmelidir. Alanlar yalnızca haritada değil, mahalle hayatında da bilinir olmalıdır.
Dördüncüsü: Mahalle afet gönüllülüğü geliştirilmelidir.
İlk yardım, temel afet farkındalığı, doğru bilgi paylaşımı, dayanışma ve resmî kurumlarla koordinasyon konusunda eğitimli gönüllü ağları oluşturulmalıdır.
Beşincisi: Okullar, muhtarlıklar ve kent konseyleri ortak çalışmalıdır.
Afet eğitimi yalnızca sınıflarda değil; aileleri, apartmanları, sokakları ve mahalleleri kapsayan bir ortak bilinç çalışmasına dönüşmelidir.
Altıncısı: Kırılgan gruplar için erişilebilir destek planı hazırlanmalıdır.
Yaşlılar, engelli bireyler, çocuklu aileler, yalnız yaşayan yurttaşlar ve özel desteğe ihtiyaç duyan kesimler için kişisel verileri koruyan, etik ve uygulanabilir destek mekanizmaları kurulmalıdır.
Yedincisi: Tatbikat kültürü geliştirilmelidir.
Bilgi, uygulanmadığında unutulur. Mahalle düzeyinde düzenli, korkutmayan, öğretici ve kapsayıcı tatbikatlar; hazırlığı gerçek hayata taşır.
Bu yedi adım, tek başına bir proje listesi değildir.
Bunlar, deprem karşısında edilgen toplumdan hazırlıklı topluma geçişin temelidir.
Son Söz: Depreme Hazırlık Bir İnşaat Meselesi Değil, Bir Toplum Meselesidir
Depreme dayanıklı kent için güvenli binalar şarttır.
Ama yeterli değildir.
Güvenli yollar gerekir. Erişilebilir toplanma alanları gerekir.
Güçlü altyapı gerekir. Eğitimli gönüllüler gerekir.
Doğru bilgi gerekir. İyi işleyen kamu kurumları gerekir.
Ve hepsinden önemlisi; birbirini tanıyan, birbirini gözeten, sorumluluk alan ve afet anında ne yapacağını bilen bilinçli yurttaşlar gerekir.
Deprem, yalnızca zeminin hareketi değildir.
Deprem; şehirlerin hafızasını, kurumların kapasitesini, yapıların güvenliğini ve toplumun dayanışma gücünü sınar.
Bu nedenle deprem hazırlığını ertelenebilir bir kamu gündemi olarak değil; her gün yeniden kurulması gereken ortak yaşam sorumluluğu olarak görmeliyiz.
Çünkü kentler, depremden sonra değil; depremden önce hazırlanır.
Ve depreme hazır kent, bilinçli mahalle ile kurulur.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Daha Fazla Bilgi İçin
Deprem ve afet hazırlığı konusunda daha kapsamlı bilgi edinmek isteyen okuyucular için, Türkiye’deki resmî planlar ile uluslararası afet risk azaltma çerçeveleri birlikte incelenmelidir.
AFAD’ın Türkiye Afet Risk Azaltma Planı – TARAP 2022–2030, deprem dâhil farklı afet türleri için risk azaltma, farkındalık, kurumlar arası iş birliği ve eylem planı yaklaşımını ortaya koymaktadır. Plan; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve yurttaşların afet risklerinin azaltılmasındaki ortak sorumluluğunu vurgulamaktadır.
Türkiye Afet Müdahale Planı – TAMP, afet anı ve sonrasında yürütülecek müdahale, koordinasyon, operasyon, lojistik, sağlık, iletişim ve iyileştirme süreçlerinin ulusal ve yerel düzeyde nasıl yönetileceğine ilişkin çerçeveyi açıklamaktadır.
İl Afet Risk Azaltma Planları – İRAP, her ilin kendi afet risklerini; önceliklerini, sorumlu kurumlarını, hedeflerini ve eylemlerini belirleyen yerel risk azaltma planlarını kapsamaktadır. Okuyucular, yaşadıkları ilin İRAP belgesine AFAD’ın İl Planları sayfası üzerinden ulaşabilir.
Acil Toplanma Alanına Erişim Bilgileri, afet sonrasında güvenli alanlara ulaşım bakımından toplanma alanlarının hangi ölçütlerle belirlendiğini; nüfus yoğunluğu, tahliye kolaylığı, ulaşılabilirlik ve yaşlı-engelli bireylerin erişimi gibi başlıklarla açıklamaktadır. Yurttaşlar, ikamet ettikleri adrese en yakın alanı e-Devlet üzerinden de sorgulayabilmektedir.
AFAD’ın Afete Hazır Aile yaklaşımı, aile afet planı, afet ve acil durum çantası, ev içindeki yapısal olmayan risklerin azaltılması, toplanma alanı bilgisi ve doğru davranış biçimleri hakkında temel hazırlık başlıklarını içermektedir.
UNDRR’nin Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi 2015–2030, afet riskini anlamayı, risk yönetişimini güçlendirmeyi, dayanıklılık için risk azaltımına yatırım yapmayı ve etkili müdahale için hazırlığı geliştirmeyi dört temel öncelik olarak belirlemektedir.
UNDRR’nin yerel yönetimler ve afet risk azaltma yaklaşımı, yerel yönetimlerin yurttaşa en yakın kurumsal düzey olduğunu; afetlere dirençli toplulukların kurulmasında belediyeler, mahalleler, sivil toplum, üniversiteler ve diğer yerel aktörler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
UNDRR’nin Making Cities Resilient 2030 programı, şehirlerin afet ve iklim risklerine karşı dayanıklılığını artırmak üzere yerel yönetimlere bilgi, araç, iş birliği ve uygulama ağı sunmaktadır.
Bu kaynakların ortak mesajı açıktır:
Depreme hazırlık yalnızca bina güvenliği meselesi değildir. Risk azaltma; doğru planlama, güçlü kurumlar, açık bilgi, erişilebilir toplanma alanları, bilinçli aileler, eğitimli gönüllüler, kapsayıcı mahalle planları ve dayanışma kültürüyle birlikte kurulabilir.
YORUM YAP