YAZARLAR

09 Şubat 2026 Pazartesi, 00:00

2030’a Giderken: Gençler, Üniversiteler ve Karar Vericiler İçin Yapay Zekâ Gerçeği

Bugün üniversite sıralarında oturan gençler, yalnızca bir meslek seçimi yapmıyor; aynı zamanda henüz tam olarak şekillenmemiş bir geleceğe hazırlanıyor. 2030’lara doğru ilerlerken yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme; iş dünyasını olduğu kadar eğitim sistemini, kamu politikalarını ve bireyin hayata bakışını da köklü biçimde dönüştürüyor.


Bu nedenle artık sormamız gereken soru şudur: Hangi meslekleri seçeceğiz? değil, Nasıl insanlar yetiştireceğiz?

Gençler İçin: Gençlere sürekli “geleceğin meslekleri” listeleri sunuluyor. Oysa asıl belirleyici olan meslek isimleri değil, yetkinliklerdir. Yapay zekâ, tekrar eden ve anlam üretmeyen işleri hızla devralmaktadır. Bu durum, gençler için bir tehditten çok bir uyarıdır: Sadece ezbere dayalı bilgiyle, sınav başarısıyla ya da tek bir teknik beceriyle ayakta kalmak mümkün değildir.

2030’larda ayakta kalacak olan genç;

  • Eleştirel düşünebilen,
  • Problem tanımlayabilen,
  • İnsanlarla etkili iletişim kurabilen,
  • Teknolojiyle birlikte çalışabilen birey olacaktır.

Empati, yaratıcılık ve etik muhakeme hâlâ insana aittir. Yapay zekâ bu alanları destekleyebilir ama yönlendiremez. Bu nedenle gençlerin en büyük yatırımı, kendilerini “kolay ikame edilemeyen” bireyler hâline getirmek olmalıdır.

Üniversiteler İçin: Üniversiteler, bu dönüşümün merkezindedir. Ancak klasik müfredatlar, hızla değişen dünyaya cevap vermekte zorlanmaktadır. Bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda, üniversitenin temel işlevi bilgi aktarmak değil; anlamlandırma ve sorgulama becerisi kazandırmak olmalıdır.

Yapay zekâ çağında üniversiteler şunları sorgulamak zorundadır:

  • Öğrenciye yalnızca meslek mi kazandırıyoruz, yoksa düşünme yetisi mi?
  • Disiplinler arası bakış açısını ne kadar destekliyoruz?
  • Etik, toplumsal sorumluluk ve insan merkezli yaklaşım eğitimde ne kadar yer buluyor?

Aksi hâlde üniversiteler, “diplomalı ama yönsüz” bir gençlik üretme riskini taşır.

Karar Vericiler İçin: Yapay zekâ politikaları yalnızca ekonomik verimlilik üzerinden şekillendirilemez. Evet, yapay zekâ üretkenliği artırır; ancak aynı zamanda eşitsizliği derinleştirme potansiyeline de sahiptir. Eğitim imkânlarına erişemeyen, yeniden beceri kazanma şansı bulamayan kesimler için bu dönüşüm ciddi bir toplumsal risk barındırmaktadır.

Karar vericilerin sorması gereken temel soru şudur: Bu dönüşümden kimler faydalanıyor, kimler geride kalıyor?

Anlamsız işler” ortadan kalkarken, insanların anlamlı işe erişimini sağlayacak sosyal ve eğitim politikaları geliştirilmezse, teknoloji ilerlerken toplum geriye düşebilir.

Sonuç ve Öneriler

2030’ların dünyası ne tamamen karanlık ne de otomatik olarak aydınlıktır. Gelecek; gençlerin kendini nasıl geliştirdiğine, üniversitelerin nasıl dönüştüğüne ve karar vericilerin hangi değerleri öncelediğine bağlıdır.

Yapay zekâ, insanı ikame etmek için değil; insanı daha insan kılmak için kullanılmalıdır. Bunun yolu da yalnızca teknoloji yatırımlarından değil, insana yapılan yatırımdan geçer.

Asıl mesele şudur: 2030’a sadece teknolojik olarak mı hazırlanıyoruz, yoksa ahlaki, zihinsel ve toplumsal olarak da hazır mıyız?

Saygılarımla,

Prof. Dr. Ayhan ERDEM - Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP- www.gazeteankara.com.tr

 

 

 

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)