Gerçekten Bu Sağlık Sorunlarına Çözüm Bulundu mu? Dijital Mecralarda Sağlık Vaatlerine Karşı Dikkatli Olmak Gerekiyor
Son dönemde sosyal medya ve dijital platformlarda birçok kronik sağlık sorununa kesin çözüm sunduğunu iddia eden içerikler hızla yaygınlaşmaktadır. Tanınmış isimlerin, doktor görünümlü kişilerin, hasta yorumlarının ve “daha fazla bilgi al” yönlendirmelerinin kullanıldığı bu yayınlar; vatandaşların umutlarını, sağlık kaygılarını ve çaresizliklerini hedef alabilmektedir. Bu yazı, dijital sağlık iddialarına karşı daha dikkatli, bilinçli ve sorgulayıcı olunması gerektiğine dikkat çekmek amacıyla kaleme alınmıştır.
Gerçekten Bu Sağlık Sorunlarına Çözüm Bulundu mu?
Son birkaç ay içinde, insanların en çok sağlık sorunu yaşadığı konularda çözümler art arda gelmeye başladı. Özellikle tanınmış, televizyonlarda sıkça görülen doktorlar bu çözümleri sosyal medyada sunuyorlar.
Daha az tanınmış olanları da haysiyet ve şereflerini, onurlarını ortaya koyarak buldukları çözümleri sunuyorlar. Sunular uzun, insanları ikna etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sonra bunların önerdiği tedaviyi görenlerin sözlü ve yazılı takdir ifadeleri geliyor. En sonunda da “Daha fazla bilgi al” düğmesine işaret ediyorlar. Orada da satmak istedikleri ilaç, satış biçimleri, duruma göre fiyat değişiklikleri yer alıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken temel husus şudur: Sağlık alanındaki her iddia, özellikle de “kesin çözüm”, “ameliyatsız iyileşme”, “ilaçsız tedavi”, “doktorların sakladığı gerçek” veya “ilaç firmalarının istemediği buluş” gibi ifadelerle sunuluyorsa, mutlaka sorgulanmalıdır. Çünkü dijital mecralarda gerçek sağlık hizmeti ile ticari yönlendirme, bilimsel tedavi ile pazarlama dili çoğu zaman birbirine karıştırılabilmektedir.
Ele Alınan Sağlık Sorunları
Ele alınan problemler; her türlü görme problemleri, işitme problemleri, eklem ve diz ağrıları, kireçlenme, damar rahatsızlıkları, varis, fıtık, romatizma, hafıza kaybı, demans, alzaymır ve benzerleri.
Mevcut tıp uygulamalarının ve kullanılan ilaçların aslında problemi çözmediğini, bir para tuzağı olduğunu ifade ediyorlar. Bunu da herkesin tanıdığı bildiği insanlara söyletiyorlar.
Bu noktada vatandaşın özellikle dikkatli olması gerekir. Çünkü sayılan sağlık sorunlarının önemli bir bölümü uzun süreli takip, uzman hekim değerlendirmesi, laboratuvar ve görüntüleme sonuçları, kişiye özel tedavi planı ve düzenli kontrol gerektiren hastalıklardır. Bu tür hastalıkların sosyal medya reklamları, kısa videolar, tek ürün satış sayfaları veya kaynağı belirsiz hasta yorumları üzerinden çözülebileceği düşüncesi son derece risklidir.
Çözümler Nasıl Üretilmiş?
Çözümü hangi üniversitedeki bilim adamları ile çalışarak bulduklarını, bu iş için ne kadar para harcandığını, ürettikleri ilaç için düşündükleri fiyatı ilaç endüstrisinin çok düşük bulduğunu ya da mevcut ilaçları satabilmek için yeni ilacı satmak istemediklerini, bu nedenle ilacı kendilerinin sattığını söylüyorlar.
Bu anlatım biçimi de ayrıca sorgulanmalıdır. Çünkü bilimsel bir buluşun değeri, yalnızca iddia sahibinin sözleriyle değil; klinik araştırmalarla, etik kurul süreçleriyle, bilimsel yayınlarla, yetkili kurum onaylarıyla ve bağımsız tıbbi değerlendirmelerle ortaya çıkar.
Eğer bir tedavi gerçekten etkili ise bunun kişisel satış sayfaları üzerinden değil; Sağlık Bakanlığı, ilgili uzmanlık dernekleri, üniversiteler, tıp fakülteleri, bilimsel dergiler ve yetkili sağlık kuruluşları tarafından doğrulanabilir biçimde kamuoyuna açıklanması beklenir.
Dijital Sağlık Hizmetlerinde Güvenilirlik Neden Sorgulanmalıdır?
Dijitalleşme sağlık hizmetlerinde önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Uzaktan danışmanlık, randevu sistemleri, e-reçete, tele-sağlık uygulamaları, hasta takip sistemleri ve dijital bilgilendirme hizmetleri doğru kullanıldığında vatandaş için önemli imkânlar sunar.
Ancak dijital sağlık alanı aynı zamanda yanlış bilginin, sahte tedavi vaatlerinin, izinsiz ürün satışlarının ve aldatıcı reklamların da kolayca yayılabildiği bir alana dönüşebilmektedir. Bu nedenle dijital ortamda sağlık hizmeti alırken ya da sağlıkla ilgili bir ürüne yönlendirilirken hizmet sağlayıcının güvenilirliği mutlaka sorgulanmalıdır.
Vatandaşlar; hizmeti sunan kişi ya da kurumun gerçekten yetkili olup olmadığını, hekimin uzmanlık bilgisinin doğrulanabilirliğini, ürünün ruhsat durumunu, tedavi iddiasının bilimsel dayanağını, satış yapılan sitenin güvenilirliğini ve önerilen yöntemin resmi sağlık otoriteleri tarafından kabul edilip edilmediğini araştırmalıdır.
Aldatıcı Sağlık İçeriklerine Karşı Okuyucu Daha Duyarlı Olmalı
Dijital mecralarda sağlıkla ilgili aldatıcı içerikler çoğu zaman umut, korku ve çaresizlik duyguları üzerinden etkili olur. Uzun süredir hastalıkla mücadele eden kişiler, yakınlarının sağlığı için çözüm arayan aileler veya mevcut tedavilerden yeterli sonuç alamayan bireyler bu tür vaatlere daha açık hale gelebilir.
Bu nedenle okuyucunun şu soruları sorması önemlidir:
Bu tedavi gerçekten bilimsel olarak kanıtlanmış mı?
Bu ürünü öneren kişi yetkili bir hekim mi?
Ürün Sağlık Bakanlığı veya ilgili resmi kurumlar tarafından onaylı mı?
Verilen hasta yorumları doğrulanabilir mi?
Tedavi önerisi kişiye özel muayene ve değerlendirme yapılmadan mı sunuluyor?
“Daha fazla bilgi al” düğmesi doğrudan bir satış sayfasına mı yönlendiriyor?
Mevcut tıp uygulamalarını bütünüyle kötüleyip yalnızca kendi ürününü mü öne çıkarıyor?
Bu sorulara açık ve güvenilir cevap alınamıyorsa, söz konusu içeriklere ihtiyatla yaklaşılmalıdır.
Devletin, Tıp Otoritelerinin ve Medyanın Sorumluluğu
Sağlık gibi insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir alanda, yanıltıcı reklam ve yönlendirmelerin önlenmesi yalnızca bireysel dikkatle sınırlı kalmamalıdır. Devletin, sağlık otoritelerinin, meslek kuruluşlarının, üniversitelerin, uzmanlık derneklerinin ve medya denetim mekanizmalarının da bu konuda aktif sorumluluk üstlenmesi gerekir.
Vatandaşı yanıltan, bilimsel dayanağı bulunmayan, sahte doktor veya sahte hasta yorumlarıyla güven oluşturmaya çalışan, ruhsatsız ürün satışı yapan veya mevcut tıbbi tedavileri itibarsızlaştırarak insanları yanlış yönlendiren yayınlar yakından izlenmelidir.
Buna karşılık gerçekten bilimsel değeri olan, klinik olarak kanıtlanmış ve insan sağlığına katkı sağlayabilecek yenilikler de sahiplenilmeli, doğru kanallardan kamuoyuna duyurulmalıdır. Böylece hem gerçek bilimsel gelişmeler desteklenmiş olur hem de vatandaşın umutları kötüye kullanılmamış olur.
Güvenilir Sağlık Bilgisi Nereden Alınmalı?
Sağlık konusunda en doğru yol, kişinin kendi sağlık durumunu bilen hekimlere, yetkili sağlık kuruluşlarına ve resmi sağlık otoritelerine başvurmasıdır. Sosyal medya içerikleri, reklam sayfaları, tanıtım videoları veya hasta yorumları tek başına tedavi kararı için yeterli kabul edilmemelidir.
Özellikle kronik hastalığı bulunan, düzenli ilaç kullanan, yaşlı, hamile, çocuk, engelli veya bağışıklık sistemi zayıf bireylerin sosyal medyada önerilen ürün ve yöntemleri doktorlarına danışmadan kullanmaları ciddi riskler doğurabilir.
Güvenilir sağlık hizmeti; yetkili kişi, kayıtlı kurum, bilimsel dayanak, resmi onay, etik ilke ve şeffaf bilgilendirme ile mümkündür. Dijital ortamda hizmet alınacaksa da bu ölçütler mutlaka aranmalıdır.
Sonuç
Yıllardır bu dertleri çeken ailemizden insanlar ve çevremizdekileri düşününce insan tabii seviniyor. Ancak zamanımızda olup bitenleri düşününce bunun da bir tür soygun olabileceği akla geliyor.
Hepsinde de senaryo aynı. Bu durumda devletin ve tıp otoritelerinin bu konularda vatandaşı uyarması, mümkünse uygun olmayan yayınların engellenmesi bekleniyor. Eğer gerçekten bir çözüm bulunmuş ise bunun da sahiplenilmesi gerekiyor.
Sağlık alanındaki her yeni iddia, umutla birlikte dikkatle de karşılanmalıdır. Çünkü insan sağlığı, pazarlama hilelerine, aldatıcı dijital kampanyalara ve kaynağı belirsiz tedavi vaatlerine bırakılamayacak kadar değerlidir. Gerçek çözüm, bilimsel bilgiye, güvenilir sağlık kurumlarına, yetkili hekimlere ve şeffaf denetim mekanizmalarına dayanmalıdır.
Prof. Dr. Ahmet MAHİROĞLU
Gazi Üniversitesi E. Öğretim Üyesi
Gazete Ankara – Köşe Yazarı
amahiroglu@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP