Toprak Alarm Veriyor: Türkiye’nin Tarım Arazileri Gıda Güvenliği Sınavında
Türkiye’de tarım arazilerinin parçalanması, verimli toprakların kentleşme baskısı altında kalması ve dijital arazi yönetimi ihtiyacı; artık yalnızca teknik bir kadastro meselesi değil, gıda güvenliği, yatırım güvenliği ve milli kalkınma başlığı olarak öne çıkıyor.
ANKARA– Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Tarım Haberleri – Prof. Dr. Ayhan Erdem’in, Doç. Dr. Orhan Ercan’ın değerlendirmeleri üzerinden kaleme aldığı yazı, Türkiye’nin arazi yönetimi krizini tarım, kentleşme, kadastro, afet yönetimi ve gayrimenkul şeffaflığı ekseninde yeniden gündeme taşıdı. Yazıda, tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması, kentleşme baskısı ve dijital kadastro ihtiyacı Türkiye’nin gelecek vizyonu açısından stratejik bir sorun olarak değerlendiriliyor.
TÜİK Verileri Ne Söylüyor?
TÜİK’in 2023 verilerine göre Türkiye’de çayır ve mera dahil toplam tarım alanı 38 milyon 588 bin hektar düzeyindedir. Bu alanın önemli bölümü işlenen tarım alanlarından oluşurken, uzun ömürlü bitkiler ve çayır-mera alanları da tarımsal üretim kapasitesinin temel bileşenleri arasında yer almaktadır.
2025 yılı bitkisel üretim tahminlerinde ise toplam bitkisel üretimde düşüş beklentisi dikkat çekmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı veri portalında yayımlanan 2025 ilk tahminine göre toplam bitkisel üretimin bir önceki yıla göre yüzde 8,4 azalacağı öngörülmüştür. Tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5,3, meyve-içecek-baharat bitkilerinde yüzde 24,4, sebzelerde ise yüzde 1,7 azalış tahmini yapılmıştır.
Bu tablo, Doç. Dr. Orhan Ercan’ın arazi parçalanması konusundaki uyarılarını daha da kritik hale getirmektedir:
“Bugün Anadolu taşrasında geometrisi bozulmuş, küçücük ve dağınık parsellerle karşı karşıyayız. Bu parsellere ne modern traktör girebiliyor ne de çağdaş tarım makineleri rahatça çalışabiliyor.”
FAO’nun Bakışı: Arazi Terk Edilmesi ve Parçalanma Gıda Güvenliği Sorunu
FAO, Türkiye ile yürütülen ortaklık programlarında arazi terk edilmesi, ekonomik olarak sürdürülemez küçük işletme yapıları, miras uygulamalarının parselleri daha da bölmesi ve kırsaldan göç gibi başlıkları gıda güvenliği açısından önemli riskler arasında değerlendirmektedir.
FAO’nun Türkiye’de entegre arazi kullanım planlamasına ilişkin değerlendirmesinde ise tarım, mera, orman, sanayi ve kentleşme taleplerinin aynı sınırlı arazi kaynağı üzerinde rekabet ettiği vurgulanmaktadır. Bu yaklaşım, Türkiye’de tarım arazilerinin yalnızca üretim alanı değil, stratejik kaynak olarak korunması gerektiğini göstermektedir.
OECD’nin Mesajı: Tarımda Verimlilik ve Politika Kalitesi
OECD’nin 2025 Tarımsal Politika İzleme ve Değerlendirme raporunda Türkiye, tarımsal destek politikaları, üretici destekleri ve tarımsal verimlilik bağlamında değerlendirilmektedir. OECD perspektifi, tarımda yalnızca destek miktarının değil; desteklerin verimlilik, sürdürülebilirlik, iklim uyumu ve yapısal dönüşümle ilişkilendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle arazi toplulaştırması, sulama altyapısı, kadastro güncellemesi ve dijital arazi yönetimi Türkiye için yalnızca teknik reform değil, tarım politikalarının verimlilik kapasitesini artıracak stratejik müdahale alanıdır.
Avrupa’nın Dersi: Toprak Kaybı Artık İklim ve Gıda Güvenliği Meselesi
Avrupa Çevre Ajansı, toprak sızdırmazlaşmasının yani verimli toprağın beton, asfalt ve yapılaşmayla kaplanmasının verimli tarım arazilerini, biyolojik çeşitliliği, su güvenliğini ve iklim direncini tehdit ettiğini belirtmektedir.
Avrupa Birliği’nin 2030 Toprak Stratejisi ise 2050’ye kadar “net arazi kaybını sıfırlama” hedefini ortaya koymaktadır. Bu hedef, kentleşmenin tarım ve doğal alanlar üzerindeki baskısını azaltmaya dönük uzun vadeli bir politika yönelimidir.
Türkiye açısından çıkarım açıktır: Verimli tarım arazilerinin imara açılması, yalnızca bugünün rant tartışması değil; yarının gıda arzı, su yönetimi ve iklim dayanıklılığı meselesidir.
Doç. Dr. Orhan Ercan’dan Kritik Çağrı
Doç. Dr. Orhan Ercan’ın değerlendirmesi, yazıda stratejik uyarı niteliği taşımaktadır:
“Meselenin çözümü sadece ‘Buraya bina yapmayın’ demek değildir. Türkiye genelinde detaylı toprak etütleri yapılmalı, her bölgenin arazi kabiliyeti bilimsel olarak haritalandırılmalıdır.”
Ercan’ın bu yaklaşımı, Türkiye’nin tarım arazilerini koruması için üç temel politika alanını öne çıkarmaktadır: arazi toplulaştırması, bilimsel arazi kullanım planlaması ve dijital kadastro.
Gazete Ankara DHP Uzman Değerlendirmesi
Gazete Ankara DHP değerlendirmesine göre Türkiye’nin önünde artık üçlü bir zorunluluk bulunmaktadır:
Tarım arazilerinin korunması, mülkiyet sisteminin dijitalleştirilmesi ve kentleşmenin bilimsel arazi kullanım planlarına bağlanması.
Bu kapsamda “Arazi Yönetim Enstitüleri” kurulması önerisi, yalnızca akademik bir teklif değil; tarım, gıda güvenliği, afet yönetimi, gayrimenkul ekonomisi ve kamu yönetimi açısından bütünleşik bir reform başlığı olarak değerlendirilmelidir.
Yazar Hakkında
Prof. Dr. Ayhan Erdem, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi ve Gazete Ankara Dijital Haber Portalı köşe yazarıdır. Bilim, teknoloji, yükseköğretim, dijital dönüşüm ve kamu yararı odaklı yazılarıyla Gazete Ankara DHP’de analiz içerikleri üretmektedir. Gazete Ankara DHP’de yayımlanan ve kamu yönetimi, tarım politikaları ile mekânsal planlama ilişkisini ele alan ‘Toprağın Feryadı ve Dijital Çağın Pusulası’ analiz yazısı, Türkiye’nin yalnızca tarım politikalarını değil; mülkiyet güvenliği, kentleşme baskısı ve dijital devlet kapasitesini de yeniden tartışmaya açtı.
Haber Editörü: Hasan Mutlu
İletişim: bilgi@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32
YORUM YAP